Türkiye’de futbol, siyaset ve ekonomi herkesin ilgisini çeker. Hepimizin kalkınma ve büyüme için fikirleri vardır. Muhakkak bunların yapılması gerektiğini söyleriz ve yapılmasını bekleriz. Aslında bu konu hakkında çok fazla düşünmeye gerek yok çünkü orta ve uzun vadede neler yapmamız gerektiğini Endojen Büyüme Teorisi bize söylüyor. Hemen kısaca bilgi vermek gerekirse bu teori, ünlü iktisatçı Paul Michael Romer’e 2018 yılında Nobel Ekonomi Ödülünü kazandıran teoridir. Romer, uzun vadeli büyümede bilginin rolü üzerine çalışmıştır. Çalışmalarında fikirlerin, teknolojinin, insanların ve kurumların ekonomik büyümeye etkisinden bahsetmiştir.  

Daha basit anlatımıyla endojen, iç kaynaklı demektir. Yani inovasyon yaparak büyüme olur ve bunun iç kaynaklı olması gerekiyor. Ülkemizi insan vücudunu olarak düşünürsek her hücrenin inovasyon yapması, bilgisini artırması gerekiyor. Endojen Büyüme Teorisine göre uzun vadeli büyümeye bu şekilde ulaşılabilir.

Türkiye’de durum nasıl?
Ar-Ge, inovasyon, teknoloji uzun yıllar çalışma gerektiren konulardır. Bu konularda şirketlerin belirli bir bilgi birikimine ulaşmaları gerekir. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de kurulan işletmelerin %80’i 5. yılına, yüzde 96’sı ise 10. yılına dahi ulaşamadan yok oluyor. İşletme kurulup tam pazarda adını duyuracakken batıyor. Ya da farklı sektöre geçiyor. Bu demek oluyor ki zaten işletmelerin % 80’inin Ar-ge yapması mümkün değil. Bu çok büyük bir rakam malesef. Yani bizim içsel büyüme gerçekleştirmemiz için Ar-Ge yapacak kurumsallaşmış işletmeler gerekli. O zaman önce şirketlerin ömrünü uzatmalıyız.

Aile şirketlerimizi nasıl kurumsallaştırırız?
Türkiye'deki işletmelerin yüzde 95'i aile şirketlerinden oluşur. Dede kurar, baba büyütür, torun batırır. Sanırım bu sözü çoğu kişi duymuştur. Aile şirketleri için söylenir. Klasik aile şirketleri denildiğinde fazla büyüyemeyen, baba ve çocukların yönettiği işletmeler akla gelir. Ancak Dünyanın en zengin ilk 10 şirketinin 7’si aile şirketidir. Türkiye’nin en büyük holdingleri Koç ve Sabancı da Aile Şirketidir. Bunlar kurumsallaşmış aile şirketleridir. Şirketin aile şirketi olup olmadığı değil kurumsallaşmış, riskleri ve fırsatları görebilen, yeniliklere ayak uyduran, değişimi yöneten, kaliteli organizasyonlar haline gelmesi önemlidir. Ancak bu şekilde ömürlerini uzatabiliriz.
Yani ülkenin kalkınması ve büyümesi için fikirlere, teknolojiye ve Ar-Ge ye önem vermeliyiz. Bunun için de önce işletmeleri başarılı hale getirmeliyiz. İşletmelerin başarılı olması için de kendimizi yetiştirmeli ve geliştirmeliyiz. Ülkemize yapılacak için en iyi hizmet budur.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.