Akşam evinizde kanepenize uzanmış haberleri dinliyorsunuz.
Polisin başarılı operasyonuyla 500 kg uyuşturucu yakalanmış.
İçinizi bir huzur kaplıyor ve kendinizi güvende hissediyorsunuz.
Memleketimizdeki bütün uyuşturucular imha mı edilmiş oldu?
Elbette hayır...
Memleketimizdeki bütün uyuşturucu satıcıları yakalandı mı?
Elbette hayır...
Üstelik bu satıcılara yardım eden bir de memur yakalanmış.
Zaten bir tane kötü memur vardı o da yakalanmış mı oldu?
Elbette hayır...
Kadın satıcılarının ortağı olan memurların yakalandığını duyduk.
Rüşvet alan memurları, tarihi eser kaçakçısı memurları da duyduk.
Oh oh ne güzel bütün pislikleri yakalamışlar, tertemiz olmuşuz mu?
Elbette yine hayır...
İçimizdeki pislikler bir bir azalabilir ama asla soylarını kurutamayız.
Hiç bir meslek bütün mensuplarıyla dürüst ve tertemiz olmayacak.
Hak dağıtan hakimlerin rüşvet alıp yakalandığına şahit olmadık mı?
Daha üç gün önce TSE'de çalışan 13 alçağın yakalandığını okuduk.
Garip olan bu alçakların yakalanmaları ve tutuklanmaları değil ki.
Asıl garip olanı yazacağım ama öncesinde bu alçakları bi tanıyalım.
İstanbul, Eskişehir, Ankara ve Yozgat illerinde çalışıyormuş bunlar.
Bu dört ilde varmış ve yakalanmışlar ve de kurtulmuş muyuz yani?
Bunun cevabını siz verin ben nasıl menfaat elde ettiklerini yazayım.
TSE'ye uygun olup olmadıklarını araştırıp uygundur demelilerken;
Hiç bir araştırma yapmadan, ürünü görmeden uygundur demişler.
Oturdukları yerden yüzlerce şirkete "kalite" belgelerini vermişler.
Bunu yapmaları karşıdakinin kaşını gözünü beğenmelerinden mi?
Çalışmaya erindiklerinden ya da aman bana ne tepkisinden mi?
Hayır, aldıkları rüşvetlerden dolayı usulsüzlük yarışına girmişler.
Yurt dışında lüks tatillerinin masraflarını bu şirketlere ödetmişler.
Çocuklarını yurt dışında okutup burs almış gibi gösterebilmişler.
Alınan pahalı hediyelerin ve paranın haddi hesabını hiç bilemeyiz.
Şeref ve haysiyetini bir bedele satan bu alçaklar yakayı ele verdi.
Umarım yeterli ve caydırıcı cezalarını alırlar da kimse heveslenmez.
İşte, asıl garip olan dediğim konuya da bu şekilde girişi yaptım.
Rüşvet alıp ekonomik durumunu düzeltenlere diğerlerinin bakışı.
Adama bak ya, lüks bir tatil yapıp masrafını da başkasına ödetiyor.
Helal olsun adama ya, bir maaşla bütün bunlara sahip olunur mu?
İçimizdeki alçakların hiç bitmeyecek olmasının temelinde bu yatıyor.
Ne diyordu bu rüşvetçi hırsızlar konusunda Necip Fazıl Kısakürek?
Yakalanmayacak olan hırsız çalsın, yakalanacak olansa dürüst kalsın.
Hırsızlık ayıp olduğu için değil, yakalanmak ayıp olduğu için...
Evet, bu memlekette hırsızlık ve rüşvet uzun zamandır ayıp değil.
Yakalanıp teşhir edilmeleri ayıp ve asıl caydırıcı olan da maalesef bu.
Şimdi bu konu vesilesi ile aklımdaki bazı soruları sorma fırsatı oldu:
Soru 1...
Kayseri'de yapılan kamu binalarını denetleme işini kimler yapıyor?
Bu denetlemelerle alakalı yazılan olumlu-olumsuz bir rapor var mı?
Soru 2...
Kamu binalarını, yapıldığı zaman kimler teslim alıp imzasını atıyor?
Teslim alıp imza atan memurlar teslim alma konusunda yetkili mi?
Yoksa bu konuda oluşacak riskleri birilerinin üstüne mi atıyorlar?
Soru 3...
Türk Standartları Enstitüsü bu kontrol ve denetlemelerin neresinde?
Kamu binalarını denetleyip UYGUN raporunu verdi mi vermedi mi?
İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.
Cevap kağıdı bu köşeden yayınlanacak.
Şimdiden başarılar diliyorum...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sinan coruk 2 ay önce

Mahmur bey kamu binalarında bile iş güvenliği ( Kask , ayakkabı , iskelede emniyet kemeri gibi ) konusunda hiç bir denetim ve kontrol yok ki özel sektöre olsun