Sağlık konusu Türkiye’de dünün konusuydu, bugünün de konusu yarının da konusu olmaya devam edecek. Zira sağlık hayat var olduğu sürece insanla ilişkili olarak hep olacak. Türkiye son dönemde sağlıkta cidden çok önemli işlere imza attı. Yanlışı olduğu, eğrisi oldu ama doğrusu daha çok oldu.

Bu nedenle de biz gazeteciler cidden sağlıkla ilgili bir eleştirel haber ya da yazı yazdığımızda bence iki kere düşünmeliyiz. Çünkü birincisi iyiniyetle yapılmış bir iş var ve Türkiye bu sağlık reformunu başarıyla sürdürmek istiyor. İkincisi de, tüm bu güzel işlere rağmen hala, eski zihniyetle sağlıkta doktorların ve hatta kapıcıların “iktidar ve hükümran” olduğunu sanan geri zekâlılar var.
İkinci gruptakiler artık azınlıkta tek tük göze çarpıyor ancak vatandaşla karşılaştıklarında eski kalıpları sürdürmek isterlerse anında tepki görüyorlar. Dolayısıyla bu eski kalıp “sağlıkçılar” bitti gibi bir şey. Ancak şimdi yeni bir yapı türedi da tarikatlar ya da parasal güçten kaynaklanan bir “mini sağlık cumhuriyeti.”

Bu Sağlık Cumhuriyetleri, Erdoğan’a rağmen ülkemizin pek çok yerinde var ve özellikle de İl Sağlık Müdürlükleriyle buna bağlı olarak devlet hastanelerinde kurulmaya gayret ediliyor. Önce İl sağlık Müdürlüğü makamı ele geçiriliyor sonrasında adım adım müdürlük ve bunun kontrolündeki sağlık kuruluşlarında kilit noktalar “feth ediliyor.”

Önce atamayı yapacak milletvekilleri ve bunların yer aldığı siyasi yapıyla diyaloglar pekiştiriliyor (bugün için AK Parti) sonra aynı damardan devam edilerek ikinci aşamaya yani il müdürlüklerine ve müdür yardımcılıklarına nüfuz ediliyor, yerleşiliyor.

Sonrası kolay…

Hemen bu yapı kendi kadrosunu hızla kuruyor, sonra kendi “sağlık sektörü iş adamlarını ve şirketlerini” oluşturuyor. Ardından da siyaseten yerelde değil ama merkezde “sıkı ilişkiler” kuruluyor. Ondan sonra ver elini Mini Sağlık Cumhuriyeti Başkanlığı yani neredeyse her ilde böyle bir “mini cumhuriyet” kurulmuş. Artık bir noktadan sonra güçlerini nereden alıyorlarsa bunlara ne söz geçiyor ne diş. Dediğim dedik çaldığım düdük oluyorlar.

Hastanelerdeki alımlardan tutun da, atamalara kadar pek çok adımı o şehrin milletvekilleri bile belki gazetelerden ya da “mini sağlık cumhuriyeti” fısıltı yayım merkezinden öğreniyorlar. Durum böyle olunca cumhuriyet gelişiyor cumhuriyetler birliğine dönüşüyor sonra garibim milletvekili de “ben koskoca milletvekiliyim ama sağlık müdürlüğünde oradaki bir şube müdürü kadar etkim yok” diye hayıflanıyor. 

Son olarak diyeceğim şu ki, Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof.dür. İlhami Çelik’i Ankara’da Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yöneticileri bir dinlesin. Dinlesin de görsün bak neler olup bitiyor Kayseri’de. Mesela Muhammed Güven hocam bunu yapar mı diyeceğim ama son duyumlarıma göre o da bu mini cumhuriyetin etkisi altında kalıyormuş, hiç değilse zaman zaman. Ama yine de koskoca Ankara’da koskoca Sağlık Bakanlığı’nda herhalde buradaki koskoca Şehir Hastanesi Başhekimi derdini anlatacak birini bulur diye düşünüyor insan.
Eğer bulamıyorsa da yandı gülüm keten helva, vay halimize o zaman.

Sahi son olarak hatırladığım kadarıyla MHP milletvekillerinden İsmail Özdemir ve Baki Ersoy Sağlık Bakanı Koca ile Kayseri’deki bu mini sağlık cumhuriyeti için ve başındaki kişiyle ilgili görüşmüşlerdi ve sanırım bakan da biraz süre istemişti. (Hatta duyduğum kadarıyla kendisi de doktor olan Ak Parti milletvekili İsmail Tamer de bu yapıdan şikâyetçiydi ama. )
Sahi o süre dolmadı mı sayın milletvekillerim.

Yoksa sizin de mi gücünüz bu MSC’ne (mini sağlık cumhuriyeti) yetmedi!
 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yusuf Salih 2 hafta önce

Agziniza saglim. Cok daha fazlasi var. Maalesef mobbing uygulanıyor. Arkasındaki siyasi güçlerle çalışanlar tehdit ediliyor. Amirler mesaiye düzenli gelmiyor ama bilinse de susuyorlar. Konuşan ise cezalandırılıyor.

Avatar
Att 7 gün önce

Il sağlik muduru ,mudurlugu aile sirketi gibi yonetiyor.personel isleriyle tamamen rontgen teknisyeni kardesi rustu benli ve arkadasi erdal turnaci ilgileniyor.kendi adamlarina yer acmak icin kadrosu mudurlukte olanlara dahi mobbing yapiyolar.Kimi il icinde baska yere geciyor,kimi il disi tayin isteyip gidiyor. Rustu Benlinin esi Berrak Benlinin yaninda calisan sagkolu Zeliha hanim,Fetöden aciga alindi,ne basina yansidi nede kimseye duyurdular.ort bas ettiler.Ama bunlarinda bi sonu olacak.insanlarin haklarini nasil odeyecekler

Avatar
Muhammet Fatih 1 hafta önce

Bu saltanat kalıcı sanıyorlar sanırım. Bir baksınlar geriye bu kurumda amirlik yapan şimdiye kadar kimler geldi kimler geçti. Kimisi anılırken saygıyla, dua ile anılıyor. Kimisi ise beddua veya küfürle anılıyor. Şimdikiler vakit varken nasıl anılacaklar kendilerini bir çek etsinler.