Barzani’nin çılgınlığı ve Irak’ı parçalama referandumunun ardından yeni senaryolar dillendirilmeye başladı. Barzani’nin kendi çalıp kendi oynadığı sözde referandum sonucuna göre ‘evet’ çıktı. Yeni senaryo ise Kerkük’ün başkent yapılması üzerine işliyor.
Yıllarca Türkiye’nin ekmeğini yiyen, Türkiye’nin yardımlarından faydalanan hatta Türk askerinin eğitmesi sonucu ‘adam yerine konan’ peşmergeli Barzani, şimdi ekmek yediği sofraya tekme atıyor. Türkiye’nin tüm ısrarına rağmen 25 Eylül’de yapılan sözde referandum ile bölgede yeni bir fitil ateşlendi, Barzani ateşe benzin döktü. Elbet de bunun etkileri olacaktır. Ve bundan en fazla etkilenecek olan ülke ise hiç şüphesiz Türkiye’dir.
40 yılı aşkın bir zamandır terörle mücadele eden ve büyük bedeller ödeyen Türkiye, yanı başında bir ırkçı devletin kurulmasına izin vermemekte haklıdır. Çünkü kurulması planlanan ‘Kürdistan’ ile hem darmadağın olan Irak’ın toprak bütünlüğü tamamen parçalanacak hem de İsrail, İngiltere ve ABD gibi ülkeler Barzani üzerinden doğal ‘komşumuz’ olacak. Suriye örneği yanı başımızda dururken Türkiye’nin bu referandumu kabul etmesi söz konusu olabilir mi?
Tam da burada devreye ikili antlaşmalar ile uluslararası antlaşmalar giriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binalı Yıldırım’dan sert çıkışlar geldi ve referandum sonuçlarına bakılmaksızın gayrimeşru ilan edildi. Cumhurbaşkanı ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ derken Başbakan Yıldırım ise ‘Artık dün yok, bugün her şey değişti. Muhatabımız Irak merkezi hükümetidir’ diyerek atılacak adımların Irak hükümeti ile birlikte yapılacağını belirtti. Türkiye hızlı bir şekilde ekonomik, siyasi ve askeri tedbirleri almaya başladı.
Silopi’de yapılan askeri tatbikat ve Irak merkezi hükümetinin de buna dahil olması işin ciddiyetini gösteriyor. Asıl tehlike sınır kapılarının kontrolünü yapan Peşmergede. Eğer Türkiye’den giden TIR’lara, vatandaşlara müdahale olursa Türkiye’nin anında karşılık vereceğini bizzat Başbakan Yıldırım açıkladı. Ve ekledi ‘Türkmen kardeşlerimize de müdahale olursa karşılık veririz.’ (Tabii bir de Türkiye’nin aldığı askeri tedbiri ‘savaşa giriyoruz’ diyerek halkı tedirgin etmeye yönelik açıklamalar, propagandalar iyi niyetli değildir, yeri gelmişken bunu da not edelim.)
Barzani attığı bu adımla Türkiye, Irak ve İran’ı ortak noktada buluşturdu. Bu ortak nokta ise yeni bir devletin kurulmasına ve Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulmasına izin vermemek üzerine. Yaptırımlar da üç ülke tarafından birlikte uygulanmaya başlandı. Krizin daha fazla büyümemesi için birlikte hareket ediliyor. Verilen bu fotoğraf elbet de Türkiye karşıtı ülkelerin elini zayıflatıyor.
Şimdi gelelim başlıktaki sorumuza. Barzani çılgınlığında yapılan gayrimeşru referandum sonucuna göre ileride Kerkük’ün başkent yapılması söz konusu mu? Bu iddiayı Yeni Şafak gazetesinden Yılmaz Bilgen’in haberinden okuduk. Haberde “Barzani’nin kurmayları ile 22 Eylül’de Hoşyar Zebari’nin evinde gerçekleşen gizli görüşmede Kerkük’ün Kürdistan’ın başkenti olacağı, ortak ordu kurulması ve bundan sonraki süreçte Musul’un da sözde Bağımsız Kürdistan’a bağlanacağı vaat edildi” ifadelerine yer veriliyordu.
Kerkük üzerinde böyle bir planın olması, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, Türkmenlere karşı yapılacak baskı, asimilasyon çalışmaları Türkiye’nin müdahale edeceği sonucunu doğurur. Özellikle Türkiye, Kuzey Irak’a yapılması muhtemel müdahaleyi Kerkük üzerinden başlatırsa yerel halkın da büyük desteğini alacaktır. Ve ortaya bambaşka bir tablo çıkacaktır. Barzani’nin bunu göze alacağını sanmıyorum.
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.