Açık ayetlerinden biri olma onurunu bahşeylediği için Rabbime şükürler olsun. Evet, vücudumda %81 oranda bir engel var, ama bununla birlikte, faydalı bir hayat yaşamaya gayret ediyorum ki bendenize bakıp, bakmasında Allah'ı göremeyenler engelli kanaatindeyim, bendeniz değil
--
Hak müdafiiliği diye bir meslek ihdas edilmeli, zira gözlemlediğim kadarıyla avukatlar, uzlaştırıcılık ve ara bulurculukla da gayet ilgili ve bu işleri de kanıksamış durumdalar.
Varsa bendeniz gibi derdi sadece hakkı müdafaa olanlar, bu karmaşaya kurban gitmesinler diye ya avukatlık sadece hak müdafiiliğine hasrolunsun, ya da hak müdafiiliği diye yeni bir tanımlama hayata geçirilsin. Ortada hakkı zayi edilen bir taraf varsa ve uzlaşmak, ara bulmak derdinde değilse, onun hakkını müdafaa hem uzlaştırıcı hem ara bulucu hem de hak müdafiiliği sıfatlarını zatında toparlamış birinin işi olmasa gerektir.
--
Övme ve övülmeye aşırı düşkünlük esasta düşkünlerin vasfıdır ki bu coğrafyanın bir halt olamamasının bir sebebi de bu düşkünlüğün bir yaşam tarzı haline getirilmesidir. Kişi siyaseten bir gayrete giriyor ve hizmet etmeye niyetleniyor mesela. Onun hizmet etmesi için ona destek olanlar bir bakıyorsunuz o ne yaparsa doğru yanlış demeden sürekli bir methiye faslındalar ve üstelik buna kendilerini vazifeli inanıyorlar. Methedilen de methiyelerin sarhoşluğunda kendini öyle bir konuma oturtuyor ki lâ yüs'elligine hem kendi iman ediyor hem de herkesi iman etmeye mecbur tutuyor. Bir kısır döngü başlıyor ki kurtulmak imkansızlaşıyor. Biri kazara yanlışa yanlış der ise derhal itibarsızlaştırılıyor ki döngü zaten böyle olmasını gerekli kılıyor.
--
Kızı bir mal gibi çekiştirerek zorla kaçırıyor. Aklında bir an önce ırzına geçip, sahipliğini pekiştirmek var ve bizde bunu yapanı yaptığına pişman edecek bir ceza mekanizması yok. Bunu insan olarak algılıyor yargı, hatayı en başta burada yapıyor. Buna hayvan desek hayvana haksızlık olur. Şehvet ve full ego. E ama insan hakları denilirse. Onda gönlü olmayan kızı zorla kaçırıp ırzına geçip ona mal muamelesi yapan bu fiili işlerken insan minsan değildir derim.
--
Allah, şirkten tevbe ile dönmedikçe müşriği affetmiyor. En derin kaygısı bu olmalı müslümanın, şirkten sakınmak ve bulaştı ise, tevbe edebilmek. Şirk, Ona ait sıfatlarla gayrı vasıflamaktır en açık tarif ile. Ya Rabbi bilerek bilmeyerek işlediğim günahlardan, şirkten, isyandan tevbe ettim. Afuv eyle ya Gaffar. Amin
--
Öğlenin farzından önce 4 rekat namaz kılmak sünnet malum. Aleyhisselam bu namazda öğlenin sünnetini kılmaya diye niyet etmemiştir değil mi? Zira sünnet olan zaten Onun farzdan önce 4 rekat namaz kılması idi. Bu namazda en son kılamadığım öğlen namazının farzını kılmaya diye niyet eden böylece hem sünneti yerine getirmiş hem de üzerindeki bir borcu ifa etmiş olmaz mı? Olmaz diyen var ise söyler mi: Aleyhisselam bu namazda nasıl niyet ederdi?
--
Bazen öyle konuşursunuz ki muhatabınızı, söz vermeseniz de bir beklentiye sokarsınız onu. Bu dahi sözdür esasen ve o beklenti, madem eserinizdir, gereğini yapmak da size vazifedir. Bugün bunu yaşadık, kendimizi test ettik. Testi geçemiyorduk ki, bir Akil, yol gösterdi ve bu inceliği talim ederek, hataya düşmemize mani oldu. Yoksa bana kalsa idi, ben söz vermedim ile kendimi mevzudan sıyıracaktım, o beklentiyi izale etmeye de, bir senaryo yazacaktım. Paylaştım, hem somut bir nasihatı paylaşma adına, hem de danışmanın ve civarında danışabileceğin kişilerin olmasının ne büyük bir nimet olduğunu vurgulamak adına.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.