'Dönemin Araplarını ve örflerini kınayan, onları abes işlerinden vazgeçirmeyi hedefleyen bazı ayetleri, o abeslikle maruf olmayan milletlere ne kadar da zorlasanız zahir anlamı ile giydiremezsiniz.
O dönemde kızlarını diri diri toprağa gömen bir aymazlık ile mücadele eden din, ne etsin bunlara. Kadını kemiklerini kırasıya dövmeyi kanıksamışlara, insan olmayı talim için bir kurgu dahilinde gelen ayetleri, kadını lider etmiş bir kültüre, kelimenin zahir anlamı ile sunarsanız, e ama ne oluyor bile derler size. Bu sebeple yok öyle incitmeden dövmek caizdiri kadına şiddeti şirk ile eşdeğer gören bir geleneğe orjin anlamı ile sunumlamak.' diyeyim sözü burada keseyim, zira bu kadarı ile bile, bazıları için çoktan kafir olduk.
--
Turistler domuz eti istiyor bahanesi ile, ülkede domuz üretim çiftliklerini yaygınlaştıranlara tavsiyemdir: Neredeyse her şeye dair ithalatınız var, üç kuruş menfaatinizi kısın ve talep edenleri, domuz ithalatına yönlendirin, ülkede domuz üretimini yasaklayın. Berekette ne kadar fark olacak görün ki bırakın bereketi, nice milletin, denetleniyorlar inancı ile, gözü kapalı ürünlerini tükettikleri firmaların bile zaman zaman ürünlerinde bu hayvanı kullandıklarını, yayımladığınız listelerde gördüğümüz garabet durumlara artık şahit olmayalım.
--
Hakk teâlâ bizi sevmeyenlerden râzı olsun, sevenlerden ziyâde!"
Mehmed Emîn Tokadî'nin duası ki yüreğinin yüceliği duasından belli. Allah'ın rızası, kişinin Onun kulu olmasında ve hidayet üzere yaşamasındadır ki, bu zat, bu dua ile kendisine muhabbeti olmayanların da cennete gitmelerini istemiş. Allah bu şuuru müslümanların hepsine nasip eylesin amin.
Nitekim Allah'ın razı olması için zulmü nifakı terk şartı var ki bu minvalde bunlar terk edilmeden rıza da muhaldir
Allah razı olsun demek Allah'ın hoşuna giden insan olsun demektir
--
Filmin içine düştüğünde ne kadar lezzetli gelir o film de niye namazdan o keyfi alamazsın ey Müslüman, hiç düşündün mü?
Sana ne dediğini tefekkür etmediğin, anlamını bilmediğin ayetleri okumandan olabilir mi mesela?
Veya o huzurda neden olduğunu idrak etmemen?
İşini, aşını, yükünü sırtlanız huzura çıkmanı hiç söylemiyoru.
Uzun uzun okumak yerine, anlamını kaba taslak öğrendiğin üç ayet üzerinde tefekkür etmen ve Kimin huzurunda olduğunu idrakın ile, değişen bir şey olmazsa vebalini alıyorum.
--
İnsanı insan kılan idrak imiş ve insanı insanlıktan eden de...
Doğruyu yanlıştan ayırt edebilme melekesi...

Bile bile yanlışı tercih edebilmenin ete kemiğe bürünmüşlüğü, insan.

"Doğru bu" diye direttiğinin yanlışlığına pay bırakmamayı tekeline alan varlık da...

Yok yok olmaz.

Bin nesil geçse aynı tas aynı hamam.

Bir yanda kurtarılmayı bekleyen filozof mukallidi hamakat ehli...
Diğer yanda "hizmetinizdeyim" perdesi ardında ahmaklara değirmenine su taşıtan kurtarıcı bozuntuları.

Daha çok yolun var defolu varlık...

İnsan anılmak ile insan olmak arasındaki fark kadar...
Mailis Nalars Sarpust Yazıtları mö 3425
--
Kişilik, emanete bırakılmaya gelmez. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları mö 3413
--
Evrensel ilkeleri sokmaz isek hukuk düzenine, veya düzeni bu şekilde kurmaz isek, kanun devleti oluruz, ama asla hukuk devleti olamayız.
A.Ş. yönetim kurulu üyesi olunması, imza ve temsil yetkisi olmamasına rağmen, bu durumun sırf üyelikten dolayı SGK borçlarından sorumluluk doğurması kanımca kanuni olsa da hukuki değil ve umarım emsal bir olay denk gelir de AIHM'ne mevzuyu taşıma imkanı buluruz. Niye oralara taşımak zorunda kalıyoruz adaletin hakim olması gereken devletimizde diye sormuyorum size.



 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.