İki kapak arasında bir araya getirilen çok sayıda kağıdın ve o kağıtlarda bir metnin oluşu kitabı oluşturuyor. Esasen basılı kitap, özü ve yapısı itibariyle bu formda meydana geliyor. Farklı biçim ve boyutlarda olsa dahi ana malzemesi kağıttan, mürekkepten oluşmakta. Böyle bir basit anlatımla ve girişle kitabın önemsizliğini ve değerinin düşük olduğu bir gibi bir anlama işaret etmiyorum elbette. Başka bir konuya bağlayacağız ancak öncelikle popüler söylemlerde kitap denince akan suların durması ve okumasa dahi çok okumaktan dem vuran ve hiçbir şey okumayan, bir o kadar slogancı bir şekilde savunanlar olur ya, bu anlayışa gönderme yapmak istiyorum.

Çünkü bir kitap insanın dünyasını, düşüncesi, ilham kaynağını, hayatını değiştirebileceği, kültürlenmesine, görgü kazanmasına yol açabileceği gibi müthiş bir silah, ideoloji unsuru/aracı olarak da kullanılabilir. Bu bağlamda kitabın ‘ne’ olduğuna yönelik bir giriş yaptım. Kitabı meta fetişizmi ve biriktirme fetişizminin unsuru olmaktan çıkarmak ve o kitabın ‘ne dediğine’ bakmak gerektiğini düşünüyorum. Demem o ki esasında şu şu malzemelerden yapılma etkili bir araçtır. Ancak…

Ancak o etkili aracın etkili olmasına sebep olan şeylere dikkat çekmek gerekir. Hayatımızın anlamlı ve önemli bir bölümünü kitaplara ayırmamız gerekiyor ve bir insanın olmazsa olmazı olmak da zorundadır. Bu yönüyle kitap insana değer katar anlam katar. Zihnini zenginleştirir, düşünme biçimlerini etkiler ve hatta kimi önyargılarını da kırmasına yol açar. Etkili olması ‘ne dediğinde’ saklıdır. Bu etki kitabın türüyle de alakalı olabilir ama bir roman, öykü de araştırma inceleme kitabı kadar, bilimler makaleler, eserler kadar etkileyici olabilir.
Bir kitap okursunuz, etkisi uzun sürer. Arkadaşlarınıza anlatır paylaşırsınız, değerlendirir eleştirisini yaparsınız. Günlerinizi esir alabileceği gibi, hayal ve düşünce dünyanıza da o sıralar etki derecesine göre pranga da vurabilir. Özgürleştirebilir de. İşte bu noktada okuduğunuz metnin sizi özgürleştirdiğini mi yoksa esir mi aldığını anlamak, kitabın sloganlarla savunulmaya sığdırılacak bir ürün olmadığının göstergesidir. Evet, kitap hazinedir ama o hazine size zenginlik mi katar yoksa piyango vuran bir şahsın talihsizliğine benzer bir hazin sona mı sürükler zamanla belli olur.

İyi de kitap neden bu kadar etkilidir? Neden bu kadar güveniriz ve bir numaralı referans noktamız da kitaplar olur? Bunun çok sayıda sebebi sayılabilir. Yazar güvenilirdir, bilim insanıdır yazdıklarıyla ve yaptıklarıyla tutarlıdır. Yazılanlar hakikattir, aksinin ispatı mümkün değildir. Anlatım gücü ve kurgu yeteneği yüksektir, inandırıcıdır vs. Dolayısıyla kitabın etki derecesi artar, güven verir, referans oluşur ister istemez. Kitabın ele aldığı konusu da etkili olmasında bir başka unsurdur. Bilimsel alana katkı sağlaması, yeni bir tez ortaya atması, bilimsel açıdan tutarlı ve yeterli oluşu gibi gibi faktörlerden dolayı o kitap ve yazar etki alanını genişletir, kitleye güven verir, tanınır bir sima olmaya başlar.

Kitap etkili de, sadece kitabın etkili olmasıyla bu iş bitiyor mu? Hayır. Okur profili de burada belirleyicidir. Kitapla yeni tanışan, çapraz okumalar yapmayan, sorgulayıp araştırma becerisi kazanmamış kişiler, ilk okumalarında okuduklarına hakikat gözüyle bakıp kabullenme olasılıkları artar diye düşünüyorum. Onlar açısından ‘bu böyle işte, şu yazar böyle diyor’dan ibarettir bakış açıları. Çünkü televizyonda duymuştur, ‘uzmanlar’ klişeleriyle anılmış bir isimdir ya da popüler kitaptır, çevresinden tavsiye edilmiştir ki bu da bir referanstır, inanmaya, o kitaba kapılmaya sürükler. Böylesi okur profilleri okuduğu metnin doğruluk payını, yazarını araştırmadıkça ne okuduysa doğru odur olarak bakıp, sonra karşılaştığı durumları da o gözle değerlendirmeye başlar. Aksi yönde iddialara kulaklarını kapatır. ‘Ortamlarda’ okumanın faydalarından kitaptan çok söz eder ama o kadarla sınırlıdır. Neden? Çünkü o iki kapak arasında yazan neyse odur!

Bu aşamada abuk subuk, yalan ve yönlendirici içeriklere sahip metinler elden ele dolaşmaya başladığında kitabın başka bir yüzü de ortaya çıkar. İşte bu bağlamda kitap ideoloji, silah olarak da kullanılır. Absürd bir örnek vermek gerekirse ateşin yakıcı ve yıkıcı olduğu gerçeğini, bu gerçekten uzak birine ateşin iyi yönlerini anlatan bir metni okutup tekrarlatırsak, sırf iki kapak arasında bunu okuduğu diye ve ‘herkes’ ateşin iyi yönlerine vurgu yapıyor diye ateşin yakıcılığını ve yıkıcılığını görmezden gelip, iyi yönleriyle avunmaya devam eder. Ta ki o acı gerçeği tecrübe edene kadar! Aynı örnekle devam edersek, böyle bir metni okuyan kişiden beklenen ateş hakkında metnin ne dediğine bakması ve araştırması gerektiğidir. Ateş üstüne yemek koyduğunda pişirdiğini ve bunun da hayati bir bilgi olduğunu da öğrenmesi gerekiyor, bir ormanı kül edebileceği bilgisini de. Sırf o yazar çok konuşulan, ekran yüzü olan bir yazar olduğu için söylediklerini yazdıklarını kabul etmekten ziyade, o konu hakkında başka neler varmış ona da bakması, edindiği bilgiyi aksi bilgisiyle dengelemesi gerekiyor.

Özetle sırf iki kapak arasında toplanmış metinler olduğu için ve üzerinde de anlı şanlı bir yazar ismi olduğunu için o kitaba kapılmamak gerekiyor. Yazarı araştırılmalı, başka bilgilerle ve yazarlarla karşılaştırılmalı, teyit edilmeli ve sonucunda istenirse kabullenilmelidir. Unutulmamalıdır ki her kitap bir kurgu içerir, metinlerin alt metni vardır. Bu demek değildir ki her kitaba esere paranoyakça yaklaşılmalıdır. Hayır tam tersine çok okuyarak, mesafeli yaklaşarak ve kapılmayarak, sabit fikirli olmamaya gayret göstererek kitap okunmalıdır. Aksi takdirde kitabın ardındaki etki gücünün amacına bilmeyerek de olsa hizmet etmiş olunabilir ve kitabın şifa değil de silah olarak bize dönmesine yol açabiliriz.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.