Bir salgın, bir hastalık insana neler öğretebilir ki, yaşam ve ölüm arasında bu kadar bariz bir “dikkat” ya da “algı” oluşturabilsin. Maalesef biliyoruz ki, bu korona virüs salgını bizlere çok şey öğretti. Kimi bunu kendine “fayda aracı” olarak gördü, kimi ise bundan büyük bir korku, endişe duyumsayarak hisseti, ediyor, edecek…
 
İşte bu ahvalde benimde kendi “faydalarım ve korkularım, endişelerim” oldu, oluyor, olacak. Neticede hepimiz aynı yerkürede yaşıyor, aynı güneş altında ısınıyor ve birbirimize benzemeyen ama insan olmanın getirmiş olduğu ve yahut buna açıkçası diyalektik söylemde; (kapitalizmin çarklarında un edilen insancıklar olarak da ifade etmemiz elbette doğru bir yaklaşımdır) diyebiliriz. 
 
Hadi dedik diyelim. Kime ne bundan, herkes kendi derdine düşmüş, bir telaş ki görme gitsin kavlinde mi yoksa yara aynı, dert aynı, çaresi de aynı mı diyelim?
 
Bilmiyorum (!)
 
Bu gibi soruların cevapları sadece bende değil, o yüzden bilmiyorum! Peki, kimde o vakit bu soruların yanıtları…
 
Cevap: İnsanlıkta olabilir mi? Evet, insanlıkta…
 
Hangi insanlıkta demeyin lütfen, onu da siz bulun olmaz mı? Kendi kaygılarım, dertlerim her neyse üç aşağı beş yukarı bu memlekette yaşayan herkesin derdi aynı olarak kabul ettim. Bu yüzdendir ki çareyi de yine o büyük insanlığa bırakıyorum.
 
Diyor ya Nazım;
 
BÜYÜK İNSANLIK
 
Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
                                        tirende üçüncü mevki
                                        şosede yayan
                                        büyük insanlık.
 
Büyük insanlık sekizinde işe gider
                                        yirmisinde evlenir
                                        kırkında ölür
                                        büyük insanlık.
 
Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter
                                        pirinç de öyle
                                        şeker de öyle
                                        kumaş da öyle
                                        kitap da öyle
            büyük insanlıktan başka herkese yeter.
 
Büyük insanlığın toprağında gölge yok
                                        sokağında fener
                                        penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
                                        umutsuz yaşanmıyor.
 
?????Nazım Hikmet
 
 
 
Her şey gelip geçer, geçecekte kiminde büyük acılar, hüzünler bırakacak ama insan umutsuz yaşayamıyor. Yine umut edeceğiz, umudun şarkısını söyleyeceğiz, büyük insanlık umutsuz yaşar mı, yaşamaz tabi bide umutla yeni güne uyanacağız. Aynı dertlere salınacak hayatlarımız yine; ekmek, aş, iş…
 
Bu dertler olmadan nasıl yaşasın büyük insanlık?

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.