Ey gözümün nuru Kudüs! Ey ilk kıblemiz Kudüs! Ey ebedi özlemimiz Kudüs! Ey tebliğin en yoğun yaşandığı kutsal mekân Kudüs! Sen ebediyen İslam’ın ilk kıblesi olma özelliğini korurken, bizler seni Haçlı ve Siyonist işgaline karşı koruyamamanın ezikliğini yaşıyoruz.
Kudüs peygamberlerin mirasıdır. İsrâ ve Miraç’ın şahididir. Allah (cc) İsrâ suresinde şöyle buyuruyor:  “Kulunu kendisine birtakım ayet göstermek için bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz O duyandır, görendir.”  
Hz. Muhammed (s.a.v) Kudüs’ü müjdelerken şöyle buyurmuştu: “Ziyaretler ancak üç mekâna yapılır: Mekke’deki Mescid’ül Haram’a, Medine’deki benim mescidime ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya.” Şimdi ise Kudüs’te Filistinlilere örgütlü zulüm yapan İsrail yönetimi var. Yasak olmasına rağmen Harem-i Şerif’i postallarıyla çiğneyen İsrail’in vandalları var. Namaz kılan insanlara tekme vuran vicdansızlar var. İbadet özgürlüğünü kısıtlayan zalimler var… Cuma namazında 17 yaşındaki Mahmud Şeref’i katleden caniler var.
Hz. Peygamber 14 yıl boyunca namazlarını Mescid-i Aksa’ya yönelerek kıldı. Bu mukaddes mekânın etrafı da mübarek kılındı. Dönüp geriye bakıyoruz… Gözü dönmüş Siyonistlerin, İsrail’in zulmü altında bulunan Kudüs, 1967’den beri özgürlük arıyor. Ve sözün bittiği yer: Yahudilerin siyasi esareti altında bulunan Kudüs’te insanlar Cuma namazı kılamıyor, mescide x-r cihazlarından geçerek girebiliyor!  
İnsanlığın meselesi olan Kudüs ağlıyor ama insanlık bir türlü ayağa kalkamıyor. İnsanlığı hakikatle buluşturan Kudüs boynu bükük bekliyor ama boyu devrilesice sözde Müslüman ülkelerin kralları kılını bile kıpırdatmıyor.  Oysa şunu biliyoruz; tehlike kapımızda ve içeri girmek için can atıyor. Bir şeyler yapmak lazım geliyor. Kendi içimizde darmadağın olduk. Bir araya gelip merhem olmak yerine, tefrika peşinde koşup yaraya tuz bastık.
1,5 milyarlık İslam dünyasına rağmen bugün Müslümanların en mukaddes şehri olan Kudüs işgal altında ise bunda hepimizin sorumluluğu var. Her gün Müslümanların mukaddesatına tecavüz eden hayâsızlara karşı bir şey yapılamıyorsa bunda hepimizin günahı var. İsrail’in bu rahat tavırları maalesef Müslümanların ilgisizliğine, kayıtsızlığına ve birbiriyle olan acımasız rekabetine dayanıyor. Kendimiz olmayı unuttuk, kendi derdimizle dertlenmeyi terk ettik.
Elin gâvurunun peşine takılıp Müslümanlar Müslümanlara karşı mevzi aldı. Oklarımızı birbirimize atıyoruz. Arkamızda Kudüs ağlarken emperyalist güçlerin boyunduruğu altına girip Müslüman’a rakip olanlar dönüp yine bize saldırdı. Kudüs’ün onurunu korumak, Filistin’in, Gazze’nin, Myanmar’ın gözyaşını silmek yerine, Katar’ı ablukaya aldı.
Şunu hepimiz biliyoruz ki Kudüs’ün koruyucusu Allah’tır. Kudüs korunacak ama bizler de Müslüman olarak Kudüs’ü korumakla mükellefiz. Ancak şunu da çok iyi biliyoruz ki göz nurumuz Kudüs’ün işgal altında olması bu ümmet için büyük bir züldür. Kudüs’ün gözyaşları, Filistinlilerin ahı er ya da geç İsrail’i vuracaktır. Çünkü Kudüs esaret altındayken kimse özgür değildir.
Hepimizin, Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Türkiye’ye, Libya’dan Yemen’e, Myanmar’dan Mısır’a, Tunus’tan Katar’a bu İslam dünyasının her bir yanında bütün Müslümanlar olarak ortak bir anlayış içinde olmamız gerekiyor. Elin gâvuruyla sorunlarımızın üstesinden gelemeyeceğiz. Kudüs bütün ümmetin namusudur ve bunu korumak hepimizin görevidir.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.