KUDÜS biraz tarih bilgisi, biraz aktüalite takibi olan her insanımızın bildiği gibi 3 semavi dinin (Müslümanlık, Hristiyanlık, Musevilik) merkezi olan Müslümanların ilk kıblesi MESCİD-i AKSA’yı bağrında barındıran kadim bir insanlık mirasıdır.
Müslümanların peygamberi HZ. MUHAMMED A.S. Miraca yükselmek için uğradığı şehirdir. Çevresi mübarek bereketli kılınan bir beldedir. Müslümanların kıble mescidi KUBBET-ÜS SAHRA, ÖMER MESCİDİ, BURAK MESCİDİ, MERVAN MESCİDİ ve diğer kutsal beldeleri buradadır.
Hristiyanların kıyamet kilisesi ve diğer mekanları burada olduğu gibi Musevilerin kutsal bildikleri Hz. DAVUT’un makamı ile ağlama duvarı ve diğer mekanları da buradadır.
Müslümanların 2. Halifesi Hz. ÖMER döneminde savaş yapmadan anahtar teslimi ile fethettiği ve esenlik yurdu haline getirdiği KUDÜS şehri Haçlı seferlerinden sonra 90 yıl süren Haçlı işgalinin dışında 1. Dünya Savaşı sonrasındaki İngiliz işgaline kadar (1917) hep Müslümanların elinde esenlik, barış ve kardeşlik şehri olarak kalmıştır.
Eyyubiler, Memlükler, Tulunoğulları, Emeviler, Abbasiler ve Osmanlılar bu mübarek beldeye hizmet etmişler sayısız bayındırlık eserleri ile şehri donatmışlar beldede barış ver huzurun sağlanması için hiçbir gayretten geri kalmamışlardır.
1917’de KUDÜS’ü işgal eden İngilizler Yahudilere verdikleri sözü yerine getirerek dünyanın dört bir yanından Musevilerin, FİLİSTİN ve KUDÜS’e gelmesi için ellerinden gelen desteği vermişler ve çok sayıda Yahudi’nin bu topraklara gelip yerleşmesinin yolunu açmışlardır.
Bildiğimiz gibi dışarıdan gelen Yahudiler kendilerine ‘Vaad edilmiş topraklar’ inancı ile FİLİSTİN’in yerlisi Müslüman Arapları İngilizlerin de desteği ile silah zoru ile yaşadığı topraklardan sürerek bölgeyi işgal etmişler ve 1948’de İsrail devletini kurmuşlardır. Bununla yetinmeyen Yahudiler büyük katliamlar yaparak Müslümanların topraklarını işgal edip onları sürgüne göndermeye devam etmişler 1967’de ki 6 gün savaşlarında Suriye’den Golan tepelerini Ürdün’den Kudüs ve Batı Şeria’yı Mısır’dan Sina yarımadasını silah zoruyla alarak sınırlarını genişletmişlerdir.
Kutsal şehir KUDÜS’ü de işgal eden Yahudi İsrail Devleti DOĞU KUDÜS’ü de kendi kontrolüne alarak Başkent ilan etmiştir. Başta ABD olmak üzere Batı dünyasının sömürgeci devletleri de İsrail’in güvenliğini sağlamayı milli bir vazife terakki ettikleri için Yahudilerin her türlü işgal ve katliamına destek olmuşlardır.
Kutsal mekanların bulunduğu kadim kent KUDÜS’te ki Müslümanların kutsal mekanlarına sahip çıkmak burada yaşanan insanlık dışı işgale karşı mücadele etmek ve verilen mücadeleye destek olmak Müslümanlar için bir ümmet olma görevidir.
Bu bilinçle dünyanın birçok yerinden Müslümanlar akın akın KUDÜS’ü ziyaret etmek için FİLİSTİN’i ziyaret etmeye başladılar. Bu girişim işgal altındaki Filistinli Müslümanları çok memnun etti ve yalnız olmadıklarını hissetmelerine vesile oldu.
Ayrıca Türkiye’nin katkılarıyla İstanbul’da toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında ABD Başkanı Trump’ın KUDÜS’ü İsrail’in Başkenti ilan etme kararı protesto edildi. Karara karşı çıkıldı. Devamında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ABD’nin aldığı karar büyük bir çoğunlukla reddedilerek Filistinlilere ve KUDÜS davasına büyük bir moral verilmiş oldu.
Türkiye idarecileri ve İslami hassasiyeti olan Müslüman vatandaşları gerek ABD Başkanı Trump’ın Filsitin’de işgalci olan İsrail’in Başkenti olarak KUDÜS’ü tanıdığını ilan etmesini gerekse İsrail’in KUDÜS’ü Başkent ilan etmesini kabul etmeyip ‘KUDÜS davası bizim kırmızı çizgimizdir’ anlayışını dünyaya ilan etmesi Filistinli Müslümanlarca ve dünya Müslümanlarınca büyük takdir topladı. Ayrıca İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında KUDÜS’ün bağımsız FİLİSTİN’in Başkenti ilan edilmesi de takdire şayan bir karardı.
KUDÜS için Kayseri’de de KUDÜS Gönüllüleri Platformu adı altında bu davaya katkı sunmak, farkındalık oluşturmak ve toplumun gündemine bu davayı girdirmek için aylar önce başlayan çalışma sona doğru gelmiş bulunmaktadır. Bu çalışmalar devam ederken başta Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere Melikgazi, Kocasinan ve Talas Belediyelerimizin meclisleri! yaptıkları ilk toplantıda toplumun KUDÜS hassasiyetini de dikkate alarak! bir mahalleye, bir parka, bir caddeye hatta bir semte KUDÜS ismini verirlerse vatandaşın hissiyatına tercüman olurlar ve o bölgede KUDÜS davasını ölümsüz kılarlar diye düşünüyorum.
Tıpkı! Alparslan Mahallemiz, Yunus Emre Caddemiz veya Mevlana Parkımız olduğu gibi! yoğun bir şekilde gece gündüz demeden topluma hizmete devam eden belediyelerimize de bu kararlar yakışır doğrusu…
Selam ve dua ile…
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.