M. Asım Köksal’ın vefatının 19. yıldönümü

M. Asım Köksal’ın vefatının 19. yıldönümü
Bugün Kayserili İslam alimi M. Asım Köksal'ın vefat yıldönümü. Kendisini rahmet ve minnetle anıyoruz. Tarihçiler ve akademisyenler vefatının 19. yıldönümünde aslen Develili olan İslam tarihi yazarı, mutasavvıf ve şair Mustafa Asım Köksal’ı bakın şöyle anlattılar;




Prof. Dr. Hayrettin Karaman:
“Ben, M. Asım Köksal’ı özü değişmemiş bir yeni olarak görüyorum. O haddizatında muhafaza edilmesi lazım geleni sonuna kadar muhafaza eden bir insandı. Ama bu arada muhafaza edilmesi lazım gelmeyeni eskimişse, artık kullanışsız hale gelmişse ve zaten din de onu muhafaza etmemizi istemiyorsa, değiştirebilen bir insan olarak gördüm. Yazıp çizdiklerinin de bir kısmı savunmaya yönelikti. Bazıları bu savunmacılığı olumsuz olarak değerlendirir. Ben öyle düşünmüyorum. Yerine göre, hücum varsa savunma da olmalıdır. Hücum haksızsa mutlaka savunma olmalıdır… Sîret çalışması onun en önemli çalışmasıdır. Çünkü Rasûlllah’ın örnekliği şuurunu, bilincini kaybeden bir Müslüman fert, ister avam-ı nasdan olsun, ister âlim olsun, ister İslam filozofu olsun, ister İslam fakihi olsun, ne olursa olsun, ne kendisi iyi bir Müslüman olabilir, ne de Müslümanlar için rehber olabilir.
O halde orada bir nirengi noktasıdır Efendimiz (s.a.s). O, o nirengi noktasını bu çağda ve Türkiye’de yaşayan insanlar için uygun olan bir yerine yeniden dikmiştir.”
 
Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre:
 “Rahmetli Asım Köksal Beyefendi, dinler tarihi alanında derin ihtisas sahibi bir âlimdi. Bu yüzden de onun bu konulardaki her çalışması, uluslararası camiada birer referans eser sayılmaktadır.”
 
Prof. Dr. Bekir Topaloğlu: 
“Bir insanın kaleme aldığı eserler onun sîretinin aynasıdır. Mustafa Asım Köksal, ömrünü milletine, milletinin en değerli serveti olan dinine adamış bir insan. Kaleme aldığı eserler hem herkes tarafından rahatlıkla okunup anlaşılacak sade bir dil, açık ifade ve akılcı bir üslupla örülmüş, hem de ilmî seviyeyi korumuştur. Şiirleri ve ‘Peygamberimiz’ adlı kitabında kullanılan imanlı, şuurlu, duygulu ve ölçülü anlatım onun samimiyet ve ihlâsının belgesini oluşturur. Yaratanını tâzimle seven, yaratılmışları şefkatle kucaklayan Mustafa Asım Köksal, Hakk’ın cennetinde, halkın gönlünde yaşayasın…”
 
Mahmut Toptaş: 
“Cumhuriyet döneminde yazılan en önemli dört eser say deseler ben:
1. Elmalılı merhumun Tefsiri, 2. Ahmed Naim ile Kâmil Miras’ın Sahih-i Buharî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, 3. Ömer Nasuhi Bilmen’in Istılâhât-ı Fıkhiyye Kamusu, 4. Asım Köksal’ın İslâm Tarihi derim.”
 
 
Tarihçiliği: 
İbn İshak (ö. 151/768),  İslâm tarihini dünya tarihi şeklinde anlayıp eserini bu şekilde kaleme almıştır. Bu yaklaşım sonraki tarihçiler tarafından benimsenerek tekrarlanmış adeta bir geleneğe dönüşmüştür. Bu geleneğin bir temsilcisi olarak zikredebileceğimiz Köksal da tarihi bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmiş, olaylardan ibret alınması gerektiğini,  geleceğe ancak bu şekilde daha sağlıklı bakılabileceğini vurgulamıştır. M. Asım Köksal herhangi bir tarih anlayışını benimseyip, o doğrultuda eserler yazma gayretinde olmamıştır.  O,  ailesinden ve içinde yetiştiği çevreden aldığı İslâmî kültür ve anlayışın etkisiyle eserlerini telif etmiştir. Konularını Kur’an-ı Kerim’i ve İslâm’ın ana kaynaklarını temel alarak anlatması onun İslâmî bir kimliğe bürünerek olaylara ideolojik yaklaştığı anlamına gelmez.  Köksal güvendiği kaynaklardan elde ettiği bilgiyi,  herhangi bir tenkide tâbî tutmadan,  hakkında hüküm vermeden geleceğe taşımaktadır.
 
Siyerciliği:
 M. Asım Köksal Peygamberimizin hayatı hakkında şimdiye kadar yazılan eserlerde kaynaklara pek o kadar bağlı kalınmadığı, fazlaca ihtisar yoluna gidildiği için olaylardaki canlılık ve güzelliğin kaybolduğunu düşünmektedir. Bu sebeple eserlerinde yalnız kaynak ve haberleri konuşturmayı ve onlarla okuyucuyu başbaşa bırakmayı tercih etmiştir. Bununla birlikte karanlıkta kalan noktaları,  araştırmalar sonucu elde ettiği bilgilerle aydınlatmıştır. Bu noktada Köksal’ın geleneksel tarzda olaylara yaklaştığı ve klâsik dönem İslâm tarihçileri gibi rivâyetçi tarihçilik yaklaşımıyla eserlerini kaleme aldığı söylenebilir.
 
Çalışmalarının bü­yük bölümünü Hz. Peygamber dönemine ayırmış, anlatımda kısaltma yoluna git­meyi uygun görmemiş, kaynaklarda kısa geçilmiş konuları ayrıntılı biçimde ince­lemeyi tercih etmiştir. Bu anlayışına uy­gun olarak yaptığı araştırmalar sonucun­da ilk Müslümanların Dârü’l-Erkam’a giriş tarihi, Hz. Ömer’in ve Amr b. Abese’nin Müslüman oluş sırası gibi bazı konular hakkında birçok kaynakta aktarılan bil­gilerin doğru olmadığını ortaya koymuştur.
 
Mustafa Asım Köksal, Hz. Peygamber’in hayatını öğrenme ve okumaya delil olmuştur. Özellikle Hz. Muhammed ve İslamiyet adındaki 18 ciltlik eseri sadece Siyer anlatması nedeniyle bu alanda çalışma yapacaklar için rehber olmuştur.
 
 
Mustafa Asım Köksal kimdir?
Mustafa Asım Köksal son devrin önemli şahsiyetlerinden büyük bir alimdir. 1913 yılında Kayseri Develi’de dünyaya gelmiştir. Babası Hafız Mehmet Edip Efendi, annesi Döne Hanım olup, Pir Velioğulları sülalesindendir.
1927 yılında Kayseri Lisesi ve Askeri Lise sınavlarını kazandıysa da çeşitli sebeplerle başvurusu kabul edilmeyince Kayseri ulemasından Develi Müftüsü Mustafa İzzet Efendi’den dini ilimler alanında medrese usulüne göre eğitim aldı. Daha sonra Ankara’ya yerleşerek Müderris Mehmed Efendi’den bir kısım dersler görüp Enbiyazade Mehmed Hilmi’den tasavvuf icazetnamesi (yeterlilik) aldı. Mutasavvıf Rahimi’den Mesnevi okudu. On iki yıl Mürşidi İskilipli İbrahim Edhem Efendi’nin derslerine devam etti.
Mehmet Akif’in bütün şiirlerini toplayan “Safahât” adlı eserinden etkilenerek 1927’den iti baren dinî manzumeler yazmaya başlayan Mustafa Asım Efendi, daha sonra ilmî çalışmalara yönelmiştir.
1933’te Diyanet işleri Başkanlığında memur olarak çalışmaya başladı. Bu kurumun çeşitli ilmi kurullarında otuz bir yıl görev yaptı. İslâm Tarihi adlı eserini yazmak için Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Müşavere Heyeti Üyesi iken emekliye ayrıldı. Emekli olup hayattan elini ayağını çekmemiş İslam tarihi isimli eserini emekli olduktan sonra yazmıştır. 
İslam tarihi eseri son derece detaylı ve mükemmel bir eserdir. İslam tarihi konusunda ciddi kaynakların başında gelmektedir, dili son derece sade ve anlaşılır olan eser  18 cilt olup ansiklopedi gibi kalın ve itici görünmesine rağmen okumaya başlayınca bir roman hatta hikaye kitabı şeklinde sade ve akıcı olduğu görülür. Bu konulara ilgisi olan herkesin başta okuması gereken başucu kitabıdır.
1983 yılında pakistan siret ödülü’nü kazanmıştır. 1995 yılında türkiye yazarlar birliği tarafından yılın kültür adamı seçilen Mustafa Asım Köksal 28 kasım 1998 yılında Ankara geride bribirinden kıymetli bir çok eser bırakarak hayata gözlerini yummuştur.
 
 Eserleri: 
Mustafa Asım Köksal Hoca son devrin en önemli siyercilerinden biridir. Ömrünün büyük bir kısmını Hz. Peygamberin hayatını/Siyer yazmaya hasretmiştir. Özellikle Müsteşriklerin İslamiyet ve Hz. Peygamber hakkındaki haksız ithamlarına, onların yalan ve iftiralarına cevaplar vererek reddiye yazma geleneğini devam ettirmiştir. Bu manada eserlerinin araştırma usulüne uygun ve ilk kaynaklara müracaatla yazıldığı bilinmelidir. İslam ilimleri/Siyer araştırmacıları için her bir eseri mehaz teşkil edecek özelliklere sahiptir.
 
 Eserlerinden bazıları
 
İslâm Tarihi-Hz. Muhammed (a.s.) ve İslâmiyet.
Müsteşrik Caetani’nin Yaz­dığı İslâm Tarihi’ndeki İsnad ve İftira­lara Reddiye (Ankara 1961, 1986; İstan­bul 1987)
Peygam­berler Tarihi (Ankara 1990)
Hz. Hüseyin ve Kerbelâ Faciası (Ankara 1979)
Peygamberimiz
 
Armağan (Ankara 1939)
Peygamberler(Ankara 1941; İstanbul 1999)
Ezanlar (Ankara 1946)
Gençlere Din Kılavuzu(Ankara 1946, 1950, 1952; İstanbul 1999)
Din Bilgisi (ilkokul dördüncü sınıflar için; Ankara 1949)
İslâm İlmihali(Ankara 1954, 1957, 1977; İstanbul 1993)
Bir Amerikalının 23 Sorusuna Cevaplar (Ankara 1956)
Tevbe (Ankara 1958, 1966)
 
Kayseri Gündem
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.