Ezan hiçbir şeye feda edilemez. Ezan zafer kazanmanın sesidir.
Yüzyıllardır atalarımız fethettikleri yerlerde fethin sembolü olarak ilk defa ezan-ı Muhammediye okutmuşlardır. Müslümanlar İslam beldelerinde ezanın nimetlerin en büyüğü olduğunu bilemezler Ne  zaman ki ezan okunmayan bir ülkeye giderlerse ezan sesi duymamanın ıstırabını ve hasretini anlamış olurlar. Şahsen değişik ülkelerde yaşadığım zamanlar içerisinde gürül gürül çan seslerini dinlerken vahdaniyeti ve yalnız Allah‘a kulluğu çağrıştıran ezan seslerini duymamanın derin acısını çekiyordum.
En az bin yıldan beri vaktaki 28 Şubat ihtilaline gelinceye kadar tüm cami ve mescitlerimizde ezanlar okundu. Yalnızca bir camide okunup diğer camilerden ezan susturulmadı. Müslüman bir ülkede Müslümanlar doya doya ezan sesini duymalı ve dinlemelidir. Ezan müekket sünnetidir. Her camide okunması icap eder. Ezan hürriyetin, istiklalin ve istikbalin teminatıdır. Düşmanlar, diyar-ı İslam’ı işgal etseler bile ezan susmayacaktır. Ancak merkezi sistem orada kökleşirse düşmanlar bir anda ezanı susturma fırsatını bulmuş olurlar. Müezzinlere görevli oldukları camilerde ezan okutmamak onların şahsiyetlerini rencide etmektedir. Onları rehavete ve miskinliğe sevk etmektedir.
Ezan musikiye feda edilemez
Birkaç senedir merkezden ezan okuyanlara her vaktin ezanını ayrı bir makamdan okunması isteniyor. Bunu bir kısım müezzinler beceriyorsa da çoğu ağzına yüzüne bulaştırıyor.  Sabah ezanını sabâ makamından okumaya çalışan müezzinler en fazla altı elif uzatılması gerekirken, 50- 60 elif uzatarak ezanı, ezan olmaktan çıkarıyorlar.
Ezanı gazel çekmeye benzetiyorlar. Maksatları gazel çekmek olmasa da okunan ezan manayı tamamen yok ettiğinden kesinlikle gazel okuyuşunu çağrıştırıyor.
Şu koca şehirde ezanın mana ve lafzının ahenk içinde olması gerektiğini yakinen bilen hiç mi bir ilim adamı yok?
Ezanda asıl olan, tevhid inancının insanlığa tekrar tekrar ilanıdır. Mealen ifade edebiliriz.
Allah (celle celalühü) en büyük 
Allah (celle celalühü) en büyük 
Allah (celle celalühü) en büyük 
Allah (celle celalühü) en büyük 
Şehadet ederim ki Allah’tan başka mâbud yoktur. Şehadet ederim ki Hz. Muhammed Allah’ın resulüdür.
Haydin namaza
Haydin kurtuluşa (felâha)
 
Allah (celle celalühü) en büyük
Allah (cella celalühü) en büyük
Allah’tan başka mabut yoktur.
 1933 yılından itibaren CHP hükümeti millete rağmen ezanın Türkçe okunmasını zorunlu kılmış, İslam aleminin sembolü olan ezanı aslından koparmıştır.
Hatta tercüme, ezanın özüne ve ruhuna uygun yapılmamıştır. Nitekim Allah lafzı tanrı olarak ifade edilmiş böylece mana itibariyle inancımız şirke bulaştırılmıştır.
Felah; kurtuluş demek olduğu için felah kelimesinin Türkçesi bilerek verilmemiş aynen “felah” olarak okutulmuştur.
İlk Diyanet İşleri Başkanı olan Rıfat Börekçi’nin yazdığı Türkçe hutbeler kitabı Osmanlıca olarak basılmış. İçinde birçok konular olduğu halde hacla ilgili bir hutbe kitapta mevcut değildir. O tarihlerde Müslümanların hacca gitmeleri de yasaklanmıştır.
Osmanlının bakiyesi olan Avrupa topraklarında yaşayan Müslümanlara Avrupalı Devletler bu derece müdahale etmemişlerdir.
Öz vatanda ezanlar değiştirilirken Balkanlardaki Müslümanlar ezanı aslına uygun okumaktaydılar.
1960 ihtilalinin önderleri, ezanı aslına çeviren vatansever, devlet adamı, şehit Menderesi ve şehit arkadaşlarını (Hasan Polatkan ve Fatih Rüştü Zorlu)en çok bu yüzden suçlamışlardı. Demokrat Parti Hükûmetinin imam Hatip okulları açması, Yüksek İslam Enstitüleri açması, Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesini desteklemesi Türkiye’deki masonları, komünistleri, İslam düşmanı çevrelerini ve tüm bu grupları temsil eden İsmet paşanın temsil ettiği CHP’yi şaşkına çevirmiş ve kudurtmuştu. Sonuç malumlarınız… Ordumuzun ihtilal yapması teşvik edildi. Böylece siyasi muhterisler hedeflerine ulaştı.
Ezandan rahatsız olan defolup gitsin
Milli hâkimiyetimizin, milli hürriyetimizin ve istikbalimizin ifadesi olan ezandan rahatsız olan imansızlar bu ülkeden defolup gitmelidir. Bu fâsıklara asla fırsat verilmemeli. Onlar toplumun zararlı haşereleridir. Şair Yahya Kemal’in “Ezansız Semtler” şiiri ezan duymamanın ıstırabını çok güzel ifade eder. Kayserimizi tarif ederken her zaman şu gerçekleri söylüyoruz. Kayseri İslam’ın kalelerinden biridir. Makarr-ı Ulema’sıdır. Diyarı evliyadır v.s. Bu böyleyse neden bu İslam şehrinde ezan kısıtlanmıştır? Sanki korktuğumuz birileri mi var? Dünyanın en zalim terör devleti İsrail ezanı açıktan okumayı yasaklıyor. Avrupa ülkelerindeki mescitlerde ezanın minareden okunması yasak. Pek az eyalette gündüz ezanlarımızın minareden okunmasına izin veriliyor yüzyıllardır. Erken yatan erken kalkan milletimizin tarihi, kültürüne yeniden dönmesi için bütün camilerimizden ezan seslerinin semaları kaplaması beklenmektedir. 28 Şubat döneminde şöhretin ve gösterişin hastası olan yetkililer, Hisarcık bağlarındaki mantı sofrasında dünyalık adamlarla yapılan sohbetlerde alınan kararlarla maalesef Kayserimiz merkezi ezan uygulamasına öncülük yapmıştır. Ben onların yüzüne “bu günah size ahirette yeter” dedim. Merkezi ezan sistemi sonuçta müezzin neslini akamete uğratır. Merkezi vaaz sistemi de vaiz ve hatip neslini akamete uğratır. İlahiyat tahsili yapan binlerce gencin içerisinden seçilecek kabiliyetli çocukların her birini bir cami kürsüsüne oturtmak suretiyle geleceğimizin vaiz ve hatipleri yetişmiş olacaktır.
Kayseri Müftümüz Şahin Güven beyden arzumuz;
Efendim; eğitimci ve ilahiyatçı, gönül dostumuz, dava arkadaşımız Şahin beyin 15 Temmuz 2016 darbe gecesindeki takdire şayan uyarıları kulaklarımda çınlıyor. Vatansever bir din hizmetkârından beklediğimiz cesareti ve yiğitliği gösterdiniz. Ocak 2013 yılında Allah’ın lütfuyla birlikte yaptığımız 15 günlük umre ziyaretinde memnuniyetle ve huzur içinde umre ibadetini tamamladık. Şu hususu belirtmek istedim. Müftülük sıfatı bütün sıfatlardan daha âlidir. Ancak zatı alinizin ümmetin müftüsü olduğunuza inanıyorum. Çünkü İslam’a ve Kuran’a hizmet şereflerin en yücesidir. Herhangi bir cemaatin, herhangi bir vakfın veya siyasi bir hizbin yahut bir ideolojinin müftüsü olanlar gerçek manada asla İslam’a ve Kuran’a hizmet edemezler. Günümüzde türeyen bir takım soytarı ilahiyatçılar İslam düşmanlarının fitne ve tefrika unsurlarının oyuncağı oluyorlar. Bunlar İslam davasının hainleridir. Yüz karalarıdır. Esasen Allah’ın rızasından önce şöhret edinmek, meşhur olmak, İslamdan uzaklaşmış fasıkların desteğini almak için İslam’dan taviz verenler şahsiyeti bozuk aşağılıklardır. Efendim sözü uzatmadan neticeye gelelim.
Lütfen 28 Şubat tortusu olan merkezi ezan uygulamasına son verin .28 Şubat’ın ailece mağdur edilmişlerinden  biri olarak  istiyorum. Milletimiz her taraftan gelen ezan seslerini doya doya dinlemek istiyor. Eski günlerin özlemini çekiyor. Malumlarınız kıraat alimleri Kur’an’ın bazı ayetlerinin dört elif miktarı çekilerek okunması gerektiğini, daha fazla çekilmeyeceğini tecvid kitaplarında tescil ettiler. Bu esasa kıyasla ezanın da dört elif miktarı çekilerek okunması gerektiğini, belki de en fazla altı elif miktarı uzatabileceğini ısrarla beyan ettiler. Oysa bizimkiler 40 elif, 50 elif hatta 60 elif miktarı uzatarak okuyorlar. Ezanın okunuşu manasını kaybettiriyorsa bu ezan, ezan değildir. Bir uzayan ses bir tellalın davet çağrısı ve maksadı aşan bir ses çığırtkanlığıdır.
Ezanın okunması vacibe yakın sünnet-i müekkettir. Aynı zamanda sünnet-i kifayedir. Bir beldede okunan ezan orada namaz kılanların ezan okuma sorumluluğunu giderir. Asr-ı Saadet’te müezzinler ezanı nasıl okumuştu? Resulullah nasıl okunması gerektiğini beyan etmişlerdi. Etba-i tabiin döneminde nasıl okunmuştu? 21. asırda İslam dünyasında nasıl okunuyor? Bütün bunları nazarı itibara alarak ezanımızı okumamız gerekiyor.
Ezanı bir takım cahil müezzinlerin keyfine terk etmemeliyiz. Pekâlâ ezanı böyle uzun uzun sündürerek okutursak ne olur? Mekruh olur. Yani böyle yapılmaması gerekir. Ezanda asıl olan vahdaniyet inancının ilanıdır. İnsanlığın yalnızca Allah’a kulluğunun ifadesidir. İnanıyorum ki, imamlarımız içerisinde son derece kabiliyetli kardeşler vardır. Geleceğin hatipleri olarak onların değerlendirilmeleri gerekir. Münavebeli olarak değişik mescitlerde vereceğiniz taktik ve usuller içerisinde hitap etmelerini sağlamalısınız. Merkezi vaaz sistemi fetret devirleri için lüzumlu olabilir.
Hiç olmazsa imamlar Diyanet’in yayınladığı kıymetli eserlerden cemaatlerine okumalıdırlar. Yavaş yavaş böylece hem hocalar hem de cemaatler okumanın ve öğrenmenin önemini anlamış olacaklardır. Böylece camilerimizin kitaplıklarındaki kitaplar süs olmaktan kurtulacaktır. Merkezi ezan sistemi yüzünden ezan okumaya hasret duyan, böylece cemaate devam eden kimselerin ezan okuma şansı kalmamıştır. Her önüne gelen ezan okumamalı. Bu doğrudur. Ancak ezan okumaya her hali ile müsait olanlara ezan okuma mutluluğu tanınmalıdır. Caminin görevlilerinden daha güzel ezan okuyanlara zaman zaman rastlamışsınızdır. Köylerimize kadar merkezi ezanın okutulması izah edilemez. Köydeki imam efendi ezanı okusun. Köylü kendi hocalarının mevcudiyetini bilir. Köylü hocasına sahip çıkar. Ayrıca bu işe kabiliyetli ve temayüllü olan gençler ezan okumaya alışmış olurlar.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.