Bazı sohbetler nimettir, muhabbeti olana meylettirir. Osman Nuri Topbaş hoca muazzam bir sohbetinde bu meseleye değiniyor, aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen o sohbette ettiği kelâmın tesiri hala üzerimde devam etmektedir.
“Zira, ilahî muhabbetler, gönlü diri tutar. Sıhhatli kılar, hayra istikâmetlendirir. Muhabbet ve onun zıddı olan nefret ikisi birden aynı anda bir kalpte bulunamaz. Ne var ki, gönül boşluk kabul etmediği için birinin yokluğu diğerinin varlık sebebidir.”  der. Muhakkak ki bu sohbetten çıktıktan sonra anlatılan mevzuyu kavramam zaman aldı. O zamanlar küçüktüm, fehimine varamamıştım söylenilenlerin ama yürür iken çölde, ben kendimi gülün dibinde buldum. Rabbim bana mevzuyu bu sohbet üzerinden nasip etmişti. Şöyle ki, bazı nimetler muhabbette gizlidir. Hissetmeden farkına varılmaz. Okumadan yazamadığımız gibi bakmadan göremediğimiz gibi hissetmeden de hissettiremeyiz. Muhabbet gönlün âlemde, zuhur eylemesinden meydana gelir. Önce muhabbetin mabedine meyl etmelidir. Aksi halde sevginin insan gönlüne hükmü muhabbete değil isyana sürükler.
Ebu'l-Ala Afifi’nin Et-Tasavvuf kitabındaki şu bahisten söz edilir;
"İlahi aşk kişiyi mütevazı yapar, kalbine kendini beğenme/kibir ve riya girmesini önler. Aşk insanın ibadetlerini ihlâs ve sadakatle yerine getirmesine vesile olur. Sûfî,  aşk ile Allah'ı kendi nefsine tercih eder. Kalbini kaplayan Allah sevgisi nedeniyle sûfî O'nun eseri ve mazharı olan her şeyi sever. Allah aşkı ile daima O'nu tefekkür eden sûfî,  bütün varlığıyla sevdiğinde fani olur. Bu fena hali neticesinde sûfî, akıl ve nazarla ulaşılamayacağını belirttiği Allah'ın bilgisine(marifete)ulaşır."
Burada bahsi edilen mesele aşkın ruhu beslemesidir. Ruhu besler iken kalbimizde açıklar olmamalı. Ben fazlını ortadan kaldırmazsak eksikler donatır her yanımızı. Eksiklik olan yerde aşk, muhabbet ve nimetlerden yoksundur. Ruh aşk üzere donatılırsa göz âleme güzel nazar eder. Bezmi âlemde gördüğü her nesneye muhabbet neticesi ile bakmaya başlar.  Öyle ki muhabbet büyük bir nimettir. Bazıları dünya hayatının imtihanına tasavvuf ehlinin sohbetleri ile başlamıştır. Ne mutlu onlara ki Allah yalnızca nimetlerini,  muhabbetliyle tecelli etmek istediği kullarına nasip eder. O nasip muhakkak ne büyük bir nimettir. O nasip aynı zamanda ne büyük bir imtihandır.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.