Birileri bir müslim gayrımüslim savaşı için özel gayrette, lakin müslümanların çok uyanık olmaları ve bu birilerinin planlarının bir parçası olacak söylem ve eylemlerden uzak durmaları firasetin gereğidir.
Ahlaki anlamda özellikle İslamı içselleştirememiş müslümanların böylesi bir çatışmada mağlup olmaları kaçınılmazdır. Müslüman odur ki onu öldürmeye gelen onda gördüğü meziyetlerle dirilir.
Rabbi Rahim içimizdeki beyinsizlerin şapşallıkları sebebiyle bizleri zarara uğrayanlardan eylemesin. Amin.
-- 
Ebrehe, Kabe'yi yıkmak için ordusu ile Mekke önüne vardığında, Kureyşliler, Abdulmuttalib'e dediler ki: Sen olgun ve sözü etkili bir insansın. Şuna söyle Kabe'ye saldırmasın.

Mevzu şu: Kabe, o devirde de bir cazibe merkezi ve Kabe'nin varlığını ticari ve siyasi rant için kullananlar, ona zarar gelmesini istemiyorlar. Ayrıca tüm Arabistan'ın faiz işleri de Mekke'de dönüyor.

Abdulmuttalib, Ebrehe'ye gitti ve dedi ki: Benim 100 tane devem var, develerime dokunmaman için ricaya geldim.

Ebrehe şaşırdı ve: Sen buraya Kabe için eman dilemeye gelmedin mi? dedi.

Abdulmuttalib: Hayır, ne münasebet! Bana ne Kabe'den. Kabe, Allah'ındır; onu koruyacak olan odur. Develer ise benimdir ve onlar için geldim.

Bu kıssa tüm tefsirlerde üç aşağı beş yukarı aynı formattadır ve Kur'an'da ise, Allah'ın, Ebrehe'nin ordusunu darmadağın ettiği anlatılır.

Diyeceğim o ki:

Kim ki Allah, Kur'an, mukaddesat, din, diyanet savunuculuğu yaparken zenginliyor, dünyevi anlamda güçleniyor, yani girişimciliğini inancı üstüne kurguluyor ise bu kıssayı bildiğimden beri ona suratım ekşiyor.
Din ile dünyasını mamur ederken ve dini, emel kağnısına öküz olarak koşarken utanmayan birine rast geldiğinizde yapmanız gereken tek şey ebabilleri başının üstünde dönüp duran bu ahmaktan uzağa gitmeniz olmalı.
-- 
Batıya, doğuya ve insanlığa huzur, umut adalet ve güvenlik sağlayacak dünyaya evrene yeni ve adalet ile kaim bir düzen getirecek, bir dünya ve medeniyet görüşü ortaya konulmadan hiç bir sahada başarı kazanılamaz. 
Resulullah; cahiliyenin bütün gücüne, zamanının süper güçleri Roma ve Sasani imparatorluklarının ordularına rağmen, hiç bir maddi gücü olmadan, önce iman ve inanç mücadelesiyle işe başlamış, bu savaşta yenilen psikolojik savaşı kaybeden Mekke müşriklerini neredeyse savaşsız teslim almıştı. Resulullah'ın vefatından sonra otuz kırk yıl içinde yine İran kapısına dayanan mücahitlere: -Çölden çıkıp çıplak ayaklarınızla bizi yağmalamaya mı geldiniz? diyen İranlı devlet adamına müslüman mücahit asker:'-Sizi kula kul olmaktan çıkarıp Allaha kul yaparak özgürleştirmeye geldik' demişti. İşte bu söz, sıradan bir müslüman mücahidin inancına, medeniyetine ve dinine olan güvenini gösteriyordu. Aynı zamanda İranlı devlet adamının yenilgisini yansıtıyordu.
Sonuç: Kurana ve ilahi vahye dayanan, çağı ve çağın sorunlarını yorumlayan, değer üreten, ilmi ve ahlaki olan, evrensel bir medeniyetin temel taşlarını oluşturacak üretken aydınlarımız ve alimlerimizin önlerini açarak, onları destekleyerek, fikir, değer ve inanç alanında başarılı olamadan hiç bir halt olamayız. İktibas
--
Ey haçlılar gelin sizi kanınızda boğarız diyen siyasi bu ülkede düğmesi onların elinde onlarca atom bombası olduğunu bilmiyor değil ise onların merhametine mi güvendiği için bu çağrıyı yapmaktadır?
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.