Nafaka ile ilgili yapılmak istenen düzenlemelere siyasilerde siyasi mülahazalarla katılınca bu konuda hukukçu olarak görüşlerimi belirtmek ihtiyacı hissettim.
Nafaka konusuna  iki örnek vererek başlamak istiyorum. 70 yaşında bir şahıs 55 yaşında bir kadınla evleniyor. Kadını önceden tanımadığı ,yaşı nedeniyle yanılgıya düşüyor. Evliliğin 15. gününde kadın evde eski dostu ile yakalanıyor ve evden gönderiliyor. Boşanma davasında mahkeme boşanma ile birlikte tüm itirazlara rağmen nafakaya hükmediyor. Tam 15 yıldır bu şahıs bu kadına nafaka ödemeye devam ediyor.

İkinci örnekte bir başka evlilikte çocuksuz boşanan eşlerden kadın lehine tazminat ve nafakaya hükmediliyor. Erkek asgarin biraz üzerinde ücretle çalışıyor. Maaşından 450 TL tazminat 400 TL nafaka kesiliyor. Bu durum tam 6 yıldır devam ediyor. Kesintiler faize gittiği için tazminatın biteceği yok. Kadın da evlenmiyor nafaka almaya devam ediyor.

Bu iki örnekten hareketle ortada bir adaletsizlik yok mu? Boşanmaların %  60 -70 i evliliğin ilk 5 yılında gerçekleşiyor. Taraflar çok kısa evli kaldıkları halde senelerce nafaka ödüyorlar. Kadın zaten babası evinde kira ödemiyor. Masraflarının çoğunu ailesi karşılıyor. Ancak erkek ev kirası , elk,su,telefon,doğalgaz ödemeye devam ediyor. Bu durumda mağdur olan  kadın mı erkek mi?
Şimdi bir de tersi bir örnek verelim. Bizde biliyorsunuz daha ziyade çalışan erkekler üzerine ev alınır. 40 -50 yıllık evli bir çift boşanıyorlar. Aldıkları herşey erkek üzerinde tapulu. 2002 den öncesine ait mal olduğu eşin çalışarak katkısı da olmadığı için eşlerin ortak olduğu edinilmiş mal sayılmıyor. Bu boşanma sonrası kadının yeniden evlenmesi de zor. Bu durumda nafakanın birkaç yıl sonra kesilmesi kadının mağdur olmasına neden olur.

Buradan anlaşılıyor ki püf noktası kimseyi mağdur etmemek. Günümüzde 50 yaşına kadar bütün kadınlar çalışabilir, iş bulabilir. Mesleğinin olması şart değildir. Hele bir de ailesi yanında yaşıyorsa mağdur olması söz konusu olmaz. O halde çalışmayan eşlere 40 yaşına kadar olanlar için 5 yılı geçmemek üzere evlilik süresi kadar nafaka ödenmesi makul görünüyor. Ancak 20 yıldan fazla süren evliliklerde veya  çocuk sayısının çokluğu, çocukların yaşının küçüklüğü nedeniyle kadının çalışamaması durumunda ya da  50 yaşını geçip çalışma imkanı olmayan uzun süreli evliliklerde hakime takdir yetkisi de verilmelidir.

Nafaka ödememe durumunda hükmedilen tazyik hapsinin kaldırılması teklifine gelince. Bir örnek verecek olursak yeni evlenen çiftler borç ödemek için kredi çekmiş, borcu ödemeden boşanma gerçekleşmiş. Bu kişi kredi borcu, ev kirası, elk, su, doğalgaz, telefon derken nafaka ödemeye değil mutfak için dahi parası kalmıyor. Bu kişi nafakayı ödemediği zaman hapis yatıyor ve nafaka ile birlikte hapiste olduğu için yukarıdaki kira v.s. yi de ödeyemiyor.  Eğer bu hapis zorunluluğuda olmasa maaşlı çalışmayan hiç kimse nafaka ödemez. Bu durumda devlet devreye girmeli diye düşünüyoruz. Eğer tazyik hapsi kaldırılacaksa ödenmeyen nafakayı devlet ödemeli ve amme alacağı olarak nafaka borçlusunu takip etmelidir. Bu borcu ödeyebilecek refaha belli bir süre ulaşamazsa bu borç silinmelidir.

 Burada birkaç söz de Aile Mahkemesi hakimlerimize söylemek gerekir. İnsanlar ömürlerinde istisnalar hariç bir kere boşanırlar. Mahkemeye de ilk gelişleridir. Bilhassa erkeklere  potansiyel suçlu imiş gibi davranıp, hele bir de derdini anlatırken mahkeme kurallarına uymadı diye makul olmayan miktarlarda nafaka ve tazminata hükmetmek adalet duygusunu zedeler. Hakimlerimizin adaletli kararlar verebilmesi için iki taraf ile de yüz yüze görüşüp dinleyip rapor haline getirip mahkemeye sunacak yaşlı tecrübeli avukat bilirkişiler,  sosyal planlamacı, psikolog  ya da hakim yardımcıları olmalıdır.

Yargı raformunda ihtiyaç duyulan bir başka husus ise anlaşmalı boşanmalara öncelik vermek olmalıdır. Tarafların dava açarken birbirleri aleyhine yazdıkları devam edecek durumdaki birçok evliliğin boşanma ile sonuçlanmasına neden olmaktadır. Dava dilekçesinde karşı taraf aleyhine yazılan ithamlar arayı soğutmaktadır. Bir çok boşanma davası sırasında tarafların birbiri aleyhine ileri sürdüğü iddialar nedeniyle çocuklar olumsuz etkilenmektedir.

Olacak işleri olmaz yapmaktadır. O nedenle ilk dava dilekçesinde davacı anlaşmalı boşanma yapmak isteğinin anlaşmak istediği şartlarla birlikte karşı tarafa mahkeme tarafından gönderilmeli, karşı tarafın kabulü halinde boşanmaya karar verilmelidir. Bu kabül olmaz ise aynı davanın ikinci aşamasında boşanmak istemek nedenleri açıklanıp, çekişmeli boşanma olarak davaya devam edilmelidir.  Anlaşmalı boşanmalarda evliliğin en az bir yıl sürmesi şartı da kaldırılmalıdır.
Allah yar ve yardımcımız olsun. 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.