Kadınlar olarak hep savaşıyoruz. Bir erkeğin hayatı için savaşıyoruz. Evlat için savaşıyoruz. Anne, baba için savaşıyoruz. Hayatla savaşıyoruz. Hepsi bir insanın göreviymiş gibi zaten zor olan dünyada insanları ve yüklerini omuzluyoruz.

Bunlar yetiyor mu? Yetmiyor. Beğenilmiyoruz, eksik, saygısız, namussuz görülüyoruz. Hem de kim tarafından? Omuzlarımızda taşıdığımız insanlar tarafından. Sokak ortasında öldürülmeye layık görülüyoruz. Yazık, bu dünyanın ölümüze bile saygısı yok.

Oysa herkesin kendi mücadelesi vardı. Saygıysa herkese saygı olmalı değil mi? Beğenilmekse, sorumluluksa, aidiyetse, evlatsa, aileyse bunlar bir cinsiyete nasıl yüklenir? Hepsi bir zeka ve vicdan işiyle biraz kalp işiyse karşılıklı roller olması ne kadar zor olabilir?

Zaten zor olan bu dünyayı bize daha da zorlaştırmaya ne kadar devam edeceksiniz? Kadını bir taşıyıcı olarak görmekten ne zaman vazgeçeceksiniz? Biz ancak kendimiz istersek bir yuva bir evlat bir iş sahibi oluruz. Çok daha basiti bir sosyal medya uygulamasına üye olabiliriz.

Konuştuğumuz şeyler trajikomik. Hâlâ kör zihniyetlerin mücadelesini veriyoruz. Bunun için zorlukların yanında güzelliklerle dolu bir ömrü heba ediyoruz. Heba olan hayatlar için yazılar yazıyoruz, derdimizi anlatmaya çalışıyoruz. Hoş belki okunmayacak bile çünkü hâlâ herkes kendi hayat mücadelesinde. Bir yerlerde birileri yüklerini taşımaya çalışıyor belki bir gün öldürüleceğinden habersiz. Bazıları umursamıyor çünkü bazı şeyler ne kadar korku versede normalleşiyor. Böylece hayat akıp gidiyor dünyadan bir güzel kadın koparılırken de.

Hatice Kurt’a Saygıyla…
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.