Adı değil kuruluş çalışmaları yeni olan bir parti için öteden beri Türkiye’de bir kıpırdanma var. AK Parti’nin seçimden sonra en kötü ihtimalle Ankara’yı kaybedeceği düşüncesiyle daha önce parti kurmak için kolları sıvayanlar şu sıralar ceketlerini de çıkarıp gömleklerinin de kollarını sıvamış, harıl harıl saklı gizli toplantılar yapıyorlar.

Yapıyorlar ama hangi toplantı yapılsa biraz sonra şehirde yayılıyor.

Daha önce Erdoğan’ın referansıyla kurulan bir vakıf var daha doğrusu Erdoğan’ın destekleriyle gelişip semirdiği söylenen bir vakıf var. Bu vakıfta eski – yeni milletvekilleri cirit atıyor. Başında da bir kukla başkan mevcut.
Şimdi Erdoğan’a rağmen kurulması düşünülen ve seçim sonrası ince hesapların yapıldığı şu günlerde bu vakıf adeta öncü olmuş, ortalık yerde koşturuyor.

Duyumlarıma göre bu vakfın da başkanı olan isim yeni kurulacak partiye de yeşilleniyormuş ama kanımca eğer bu parti işi ciddiye bu ismi Kayseri İl Başkanı yapmazlar, belki ikinci üçüncü adam olur ama Kayseri’de birinci adam yapmazlar. Gerçi burada da kukla olacak ama. !

Kurulması düşünülen Türkiye genelindeki partinin başına gelmek ya da getirilmek üzere Babacan veya İsmail Kahraman düşünülüyor.

Ali Babacan, İsmail Kahraman ve Ahmet Davutoğlu isimleri arasında gidip gelen kurulacak olan partinin liderlik yarışında ikna edilemeyen isim TBMM eski Başkanı İsmail Kahraman imiş. Kahraman’ın Milli Türk Talebe Birliği üzerinde çok ciddi ağırlığı var. Zaten bu ekiple Ak Parti bünyesinde yer almışlardı. Ve bakın Ak Parti’nin 40 kişilik ilk kurucular kurulunun 27 kişisi MTTB üyesiydi ve fikriyat temeli olarak bu rahle-i tedrisattan geliyorlardı.

Ancak şimdi bu ekipten kimse yok yeni yönetimlerde ve Erdoğan’ın en yakın ekibi diye bilinen ekipten de sadece Hayati Yazıcı kaldı, Erdoğan’ın yakınında.  Şimdi doğal olarak bu ekip diyor ki, kuşu biz tuttuk, yolduk, pişirdik ama şimdi başkaları yiyiyor.

Doğru mu?

Evet, doğru ama acaba bu ekibin bugünlere gelinen süreçte hiç mi hataları yok! Olmaz mı bir sürü var. Erdoğan’ın arkasından iş çevirenler mi dersin, fetö olayını bildiği halde deve kuşu gibi kafasını kuma gömenler mi dersin, üç maymun misali görmedim, duymadım söylemedim diyenleri mi ararsın. Hepsi şimdi bu yeni kurulup Erdoğan’ın karşısına dikilmek istenen partinin kurucular kurulunda yer almak istiyor. İstiyor ama öyle sıradan bir yer değil “geleceği de olan” bir yer. Hani kurulduktan sonra ilk seçimlerde iktidara gelecek ya, o nedenle daha şimdiden bunun hesaplarını ve pazarlıklarını yapıyorlar. Yani daha başlarken siyaseten ve kariyer olarak menfaat peşinde ve pazarlık içindeler.

Neyse, Ankara ya da İstanbul’un kaybedilmesi halinde Ak Parti’nin karşısına dikilip erken seçim isteyecek muhalefet kadrosuna eklenecek ama Millet İttifakı’na eklemlenmeyecek bu yeni parti için artık deyim yerindeyse son düzlüğe girildi.
Bunun iki sebebi var, daha önce de buna benzer çalışmalar vardı ama bu kadar çalışılıp son noktaya kadar gelinememişti çünkü AK Parti rüzgârı hep güçlü esmişti. Lakin bu sefer sanırım öncelikle Ankara’da bir gedip açılması bekleniyor siyaseten. Yani Mehmet Özhaseki’yi kaleyi yıkmak için oyuk açılacak ilk gedik olarak görüyorlar. Tutar mı? Bilmiyorum ama Kayseri’deki neredeyse tüm telefonlara atılan “Ankara’daki yakınlarınızı ve arkadaşlarınızı arayıp Özhaseki’ye oy vermeleri için destek olun” mesajından medet umulması, Erdoğan’ın son seçimlerde sadece 2 miting yaptığı koskoca Ankara’da bu sefer neredeyse her ilçede konuşma yapması sanki işin bu sefer daha ciddi olduğunun habercisi gibi.

Peki, Özhaseki gerçekten sıkıntıda mı? Çünkü deniyor ki, Ankara Ak Parti İl Başkanı’nın bile Özhaseki sayfasında ya da sosyal medyada Özhaseki ile çekilmiş ve paylaşılmış son yirmi- yirmi beş gündür tek kare fotoğraf yok. Ve yine bir Kayseri milletvekilinin şehrimizde yaptığı bazı sohbetlerde diliyle dişi arasında mırıldanarak söylediği “Haseki bakanımız Ankara’da yalnız” sözleri ise sanki kötü bir sonucun habercisi gibi.

İnşallah olmaz ve umarım Özhaseki kazanır da, Türkiye’nin sokulmak istendiği siyasi anaforun ilk rüzgârını estiren siyasi fırtınanın işaret fişeği olmaz. Tüm bunları konuştuğumuz grupta bana sordular “bu durumda eğer Özhaseki seçimi kaybederse diğer grubun içine geçer mi? “

Ben de geçmez dedim.

Bunun iki sebebi var, yenilgiyi almış ve hüsrana uğramış başkenti kaptırmış bir siyasi isim olarak kariyerini bu şekilde bir ”transferle” noktalamaz ama asıl ikincisi ve bence en önemlisi de şu ; “Haseki bu ekibin adamı olarak Ak Parti içinde Truva atıydı bu nedenle seçimi kaybedeceğini bile bile girdi bu işin içine” diye yapılacak yorumlara asla izin vermez. Zira Özhaseki gerçekten böyle biri değil. Haa hiç aday olmazdı ve içinde bu yönde bir geçiş varsa onu yapardı ama aday olup da sonra böyle bir sürpriz hamle yapmaz, her şeyden önce fıtratına ters diye biliyorum.

Ama şunu da biliyorum ki, eğer Ankara AK Parti tarafından kaybedilirse gerçekten Türkiye’de tüm taşlar yerinden oynar ve Mansur Yavaş neredeyse gölge Devlet Başkanı gibi itibar görür. Zira devletin içinde Millet İttifakı’nın tek temsilcisi olarak Başkent’te arz-ı endam edecek.

Sonuç itibariyle; Özhaseki’nin omuzlarında herhangi bir büyükşehrin değil başkentin belediye başkan adaylığı sorumluluğu var ama bundan çok daha önemlisi eğer kaybederse, Türkiye’deki başlatılacak olan ve muhtemel bir erken seçimle sonuçlanmak zorunda kalınacak siyasi kaosa, neden olan en önemli yenilgiyi almış bir isim olarak tarihe geçmek var.

O nedenle Özhaseki ve Ak Parti bu seçimi kazanmak zorunda. Zira İstanbul’u kaybederseniz Türkiye’nin ekonomisindeki ana kasayı kaybedersiniz ama Ankara’yı kaybederseniz dünya vitrininde yer alan Ankara’yı temsil etme hakkını ve imkânını kaybedersiniz.

 Düşünsenize, Trump geliyor karşılama heyetinde yasa gereği oluşturulan protokolde, Mansur Yavaş da var.

Dedim ya Özhaseki kazanmak zorunda yoksa …

Allah yar ve yardımcısı olsun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali bulut 4 ay önce

Bahse konu olan Vakfın adını tam açıklamadınız ama mttb Vakfı diye tahmin ediyorum