Aslında polislerin, askerlerin ve özellikle öğretmenlerle sağlık çalışanlarının hangi şartlarda hizmet verme gayretinde olduklarını gayet iyi biliyorum. Bu nedenle de pek çok aksayan yönlerini gördüğüm halde çoğu kere gündeme getirmeyi bırakın, görüyorum ve gerekli yerlere iletip sonra da unutuyorum, yani haber olarak görmüyorum.

Ama bazen öylesine canınıza tak ettiriyorlar ki artık yazmaktan başka çare bırakmıyorlar. Aslında çok basit ve sıradan bir olay hatta sıradan bile değil ama Türk Polisi’ne yakışmıyor, üstüne üstlük üzerine polis üniformasını giyince bunun verdiği yetki ve gücü kullanarak vatandaşı sıkıştırmaya yönelik hareketler yapmak sözler sarf etmek ise beni çok rahatsız ediyor.
Hatta en çok da bu rahatsız ediyor.

Çünkü o anda polisle vatandaş arasında orantısız bir “yetki gücü” savaşı başlıyor. Vatandaş ne derse desin, karşısındaki devletin polisi ve trafik polisi üstelik yani plakanızı aldığında kendi gibi birkaç ekip arkadaşıyla Kayseri’yi size zehir edebilir. Haa bunun gereğini vatandaş olarak elbette yaparsınız ama canınız sıkıldığıyla, moraliniz bozulduğuyla kalır.

Dün öğlen saatleri ofise geliyorum aracımla, girdiğim sokakta yol, polis aracı tarafından kapatılmış ne yapacağımı düşünürken yanda bekleyen genç polis arkadaşımı görünce rahatladım ve ona sordum. O da bana hafif yana kaykılmış vaziyette eli belinde ve parmak uçlarında sigarayla, diğer eliyle işaret ederek karşı sokağı gösterdi. Ben önce anlamadım araçla kendine yaklaştım ve yol kapalı mı diye sordum. O da "evet, karşıyı gösteriyorum ya” dedi. Ben de kendisine “elinde sigarayla bu şekilde temsil ettiğin kurumun farkında mısın, vatandaş size saygıda kusur etmiyorsa siz de etmeyeceksiniz. Size Emniyet Müdürü’nüz böyle mi öğretiyor “dedim.

O da “ne alakası var Emniyet Müdürüyle” dedi. Ben de, size kim öğretiyor vatandaşa karşı bu üslupla cevap vermeyi dedim. Sonra, “bu şekilde hitabeti ve davranışı hiçbir vatandaş hak etmez, siz elinizde sigarayla amirinizin karşısında konuşmuyorsanız vatandaşın hele ki soru sormuş bir vatandaşın karşısında asla böyle konuşmamalısınız” dedim.

Ama kime dedim, bu soruya yanıt yerine bana “siz araç sürerken telefonla konuşuyorsunuz, bakın emniyet kemeriniz de takılı değil, bunları düzeltin önce vs..” dedi. Daha fazlasını dinlemedim ve bastım uzaklaştım oradan. Zira gördüm ki, iş devletin ona verdiği yetkiyle vatandaşa yönelme şeklinde dönüştü. Bu saatten sonra ona bir şey izah edemezdim. Ha arkamdan plakaya ceza yazdıysa da bilemem. Bu ceza makbuzunu alıp sırasıyla bu genç kardeşimin amirlerine götürürüm ben de.  Yanlış anlaşılmasın ödememek için değil, “işte hakkını arayan ve polisin daha da güzelleşmesi için uyaran vatandaşa reva görülen karşılık bu demek” için.

Oysa benim sorduğum soru çok basitti “elin belinde, parmaklarında sigara ile vatandaşa cevap verilir mi”

Bunun cevabı “emniyet kemerin takılı değil, cep telefonuyla da konuşuyorsun” olmamalı. Haa bu dedikleri doğru ama sorumun yanıtı değil. Trafik polisi olarak vatandaşın sorusuna verecek yanıt bulamayınca, vatandaşın o an itibariyle ihlal ettiği kuralları görüp onunla vatandaşın üzerine gitmek ne derece doğru bilemiyorum.

Demek istediğim şu ki; hatayı yapan cezayı öder.

Polis de, asker de, öğretmen de, gazeteci de, doktor da..

Böyle de olmalı…
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.