Artık her yerdeler… Her köşe başında her yolda, caddede, sokakta... Adeta mesaideler, bütün gün çoluk çocuk demeden, yaşlı, kadın, erkek bir yerde dilenen insanlar var. Görüyoruz, duyuyoruz, bazen de duyarsız kalamıyor ne olursa cebimizde çıkarıp verebiliyoruz. Çünkü en zayıf noktamızdan vuruluyor, duygular sömürülüyor ve “Allah Rızası İçin” cümleleri ile dolu kalabalık, peş peşe, ısrarlı ve sürekli, ezbere var olan bir konuşma metni ile karşı karşıya kalıyoruz.

Bazen yorulduğumuzdan bazen vicdanımıza yenik düştüğümüz için yapıyoruz fakat yapmamalıyız!

Öyle bir hal aldı ki adeta meslek haline geliyor hatta getiriliyor. Çünkü bir insan duymasa biri duyuyor onları, pekiştirmek için değil sadece vicdanına yedik düştüğü için yahut bir-iki lira bana ne kaybettirir diyerek yapıyor fakat bu durum da bizden bir şey götürmeyen o bir-iki liralar onlara çok şey kazandırıyor. Bu şekilde hayatlarını idam ettirmelerini sağlıyor. Hatta belki de gün sonunda hepimizden karlı çıkmalarına sebep oluyor…

Dilencilik… Kimi için adeta bir meslek olmuş durumda. Elinde kağıtlarla, çocuklarla –ki bu konu da korkunç idealar var- bastonlarla düşüyorlar yollara… Kazanç kapısı onlar için insanların vicdanları. Evet vicdanlarımız, sızlayan yüreğimiz, “aman ne olacak” demelerimiz onlar için kazanç kapısı.

Okuduğum bir haber beni ayrı bir şaşkınlığa uğrattı.. Haber başlığı “Simitçinin ağzında kan torbası var ve..” Detaylara baktığımız da ise Taksim Meydanında simit tepsisi ile bir vatandaş dolaşıyor ve aniden yere düşüyor, yoldan geçenler bu olayı görüp elbette kayıtsız kalmıyor ve yardım ediyorlar adamı kaldırdıklarında ağzı kanlar içinde… Bir köşe de kendine gelsin diye oturttuklarında ise cebinden bir reçete çıkıyor –sahte reçete- ve bu reçeteyi göstererek hasta olduğunu, yardıma ihtiyacı olduğunu dile getirerek yardım topluyor. Aynı numara devamında başka bir yerde daha gerçekleşiyor vatandaşlardan bir kaçı daha önce bu adamı gördüklerini dile getiriyor ve yetkililer olay yerine geliyor. Bu vatandaş takip edildiğinde bu numara ile dilendiği ortaya çıkıyor.

İşte bu dilencilik adını verdiğimiz husus günümüzde öyle bir hal aldı ki bunu fark ettirmeden de yapmayı başarır oldular.

Bu konuda tavrın ve tutumun net olması gerektiğini düşünmekteyim… Yetkililerin bu konudaki tutumu açık, taviz verilmemekte ısrarlı davranılıyor. İnsanlarımızın da bu konu da net tavır takınmaları gerektiğini düşünmekteyim. Dilenen çocuk gördüklerinde özellikle ihbar edilmesi gerektiğini inanlardanım. Çünkü bu çocukların dilendirilmesi demek hayatlarında bir şeylerin çalındığını göstermektedir. Çocuklar hususunda daha da dikkatli olunması gerekiyor.

Bu konu uç noktalara geldiyse eğer her şeyin, herkesin payı vardır elbette. Fakat dur denilmesi gerekmekte. Yardım etmek isteyen vatandaşlarımızın ise bunun için doğru kişileri seçmeleri gerektiğine inanıyorum.

Çünkü öyle bir zamandayız ki ihtiyacı olan vatandaşlarımız peçete, el örgüleri, ufak tefek ürünler satarken –ki birçoğu- dilenmeyi meslek haline getirenler ise sokaklarda tutarsızca gezmekte. Yeşilçam’da gördüğümüz sahneleri adeta yaşamaktayız.

Meslek değil, bu yardım değil, bunun adı tavizden başka bir şey değil… Vicdanınızla yargılanıyor ve bu doğrultuda bir şeyler yapıyorsanız, sokaktan sizi her çevirene ufak dahi olsa yardım eli uzatıyorsanız şayet yardım olmaktan çıkıp başka bir boyut kazanıyor bu durum…

Herkeste bir şüphe var elbette bazen bu kadarını da yapamazlar diyoruz fakat yapıyorlar. Simitçi rolünde bile yapıyorlar…
 
 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.