Seküler kavramını “Hümanizmi, insan aklını, ahlaki değerlerini, sosyal adaleti ve natüralist felsefeyi temel alan ve karar verme mekanizması olarak laik ahlak ölçülerini benimseyen akım “ olarak tanımlarsak... Kendini bu kavram altında tanımlayan insanlar Türkiye’nin sosyal ve siyasal dönüşümünün hayat tarzları, kariyerleri ve hayallerini çıkmaza sürüklediğini düşünmekte, bugüne kadar maddi ve manevi tüm yatırımlarını ülkelerinde gerçekleştirmelerine rağmen göç etme kararı almaktalar…
            Bu karar sürecinde hem dünyevi hem de dini olarak hayata bakışlarını tehlike altında görmekteler. Kısaltması TÜBİTAK olan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (!) “Papaz eriğini İmam eriğine çevirme “ projesini sunması ve bunun gibi birçok bilimsel (!) projenin yer alması alınan eğitimlerin ve başarıların yeterli değeri görmemesi endişesine yol açmıştır. 40 yaş grubunda olan kişiler ise bu endişeleri çocukları için duymaktalar... Her sene değişen eğitim sistemi öğrenci kadar veliyi de karamsar hale getirmektedir.
            Devletin her kurumunda arka çıkma, dayısı olma, torpil vb. söylentiler, liyakat esaslarının gözetilmediği düşüncesi,  haklı olsa da haksız çıkma kaygısı yaratmaktadır. Ve bu kişiler bu sorunun kronik hal aldığını düşünmekteler.
            Sürekli kadın ve çocuğa karşı her türlü şiddetin basına yansıması insanlarda hümanist bakış ve hayat tarzlarında yıkım meydana getirmiştir. Özellikle kadınların kamusal alanlarda baskı altında hissetmelerine neden olmaktadır. Çocuklar hakkında yapılan haberler ailelerde topluma olan güvensizlik artmıştır. Bunun sonucunda bir yetişkinle aynı asansöre binmeyen çocuklar ortaya çıkmıştır.
            Jeopolitik olarak önemli bir konumda bulunmamız, komşumuz olan ülkelerde süreğen bir savaş durumunun olması, darbe girişimi ve darbe sonucu sonu belli olmayan OHAL süreci ve buna bağlı olarak sürekli bir savaş ihtimali insanlarda geleceğe dair olumsuz bir perspektif çizmelerine neden olmakta…
Birçok kişi yazdıklarımı okurken “ eee ben seküler değilim, bana ne bundan!” diyebilir. Ama bu kişiler yanımızda, içimizde, komşumuz, kardeşimiz, arkadaşımız... Eğitimleri yüksek, sayıları da azımsanmayacak kadar çok. Beyin göçünden sıkça yakındığımız bir dönemde hiç zaman kaybetmeden toplumsal bir mutabakata ulaşabilmeli.  Zedelenen vatandaşlık kavramları onarılmalı ve topyekûn kalkınma hamlesinde yan yana olmalıyız.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.