Kardeşlik hukukunun ilk terk edileceği yerin siyaset arenası olduğunu bir kez daha yaşadık ve gördük. 2007’de AK Parti’de devlet kademesindeki bir numara olarak bilinen “cumhurbaşkanlığını kimin temsil edeceği” tartışılırken, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ayağa kalkıp “Cumhurbaşkanı adayımız Abdullah Gül kardeşimdir” demişti. Ve siyasetteki kardeşlik hukuku bu tablo ile hafızalara kazınmıştı.
AK Parti’nin ilk başbakanı, ilk cumhurbaşkanı olarak bir faninin ulaşmayı hayal ettiği tüm makamlar Abdullah Gül’e ikram edildi. Başörtüsü üzerinden saldırılırken, 367 icadı çıkartılırken, e- muhtıralar verilirken Tayyip Erdoğan bir an olsun Gül’ü yalnız bırakmadı ve arkasında kapı gibi durdu. O dönem MHP’nin de TBMM Genel Kurulu’na girmesiyle bu kriz aşılarak Abdullah Gül Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı ve AK Parti’nin de ilk cumhurbaşkanı olarak Köşk’e çıktı.
Böyle bir durumda AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olarak Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olma imkanı varken, Erdoğan elinden tutarak cumhurbaşkanlığını Gül’e ikram edecekti. Siyasette az rastlanılan bir örnekti. Ancak gezi olayları, anayasa referandumu süreçlerinde Gül yavaş yavaş Erdoğan’dan ve AK Parti’den uzaklaşmaya başladı. 2014’tteki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kimileri “AK Parti çıkardığı yasalarla Gül’ün tekrar aday olmasının önünü kesti” eleştirileri yapsa da Abdullah Gül “Aktif siyaset içerisinde olmayacağım” açıklamaları yaparak belki de kendisi için açık olan başbakanlık kapısını açılmamak üzere kapattı…
Tarihler 24 Haziran erken seçimlerinin açıklanmasını gösterdiği zaman, siyaseten Erdoğan’ın karşısında konumlananlar, tekrar Abdullah Gül formülünü devreye sokmaya başladı. Böylece arka kapı siyaseti de başlamış oldu. ‘Geniş bir mutabakat’ ile Gül 24 Haziran’da Erdoğan’ın karşısına aday olarak çıkartılacaktı. Bir araya gelmeleri mümkün değil dediğimiz siyasetçiler ve partiler ne hikmetse bir araya gelerek yeni bir ‘Çatı aday’ formülü üzerinde çalışmaya başladı.
Taktikler, hamleler, planlar, projeler, görüşmeler, ziyaretler, al verler, pazarlıklar, liste hazırlamalar, adaylıklar, ittifaklar, cukkalar, cümbüşler, çatılar, bacalar, kirazlar, ayvalar art arda sıralandı. Parti merkezleri hareketliydi. Kim giriyor, kim çıkıyor, neler konuşuluyor sorularının peşine düşüldü.
Önce heyetler, ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e, Meral Akşener Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na, ardından Kılıçdaroğlu Temel Karamollaoğlu’na, Temel Karamollaoğlu 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ziyaretlerde bulundu. Bir daha başa dönülüp bir de tersten ziyaretler gerçekleştirildi. CHP bir gece yarısı 15 milletvekilini İyi Parti’ye transfer etti. ‘Muhalefetin adayı Abdullah Gül veya Meral Akşener’ mi sorusunun peşine düşüldü.
Her şeye rağmen Meral Akşener’i adaylıktan caydıramadılar. Bunu gören ama 2007’de kendisini Köşk’e çıkartan iki parti (AK Parti ve MHP)’nin Cumhur İttifakı kurduğunu göremeyen Abdullah Gül “Geniş bir mutabakat sağlanamadığı için aday olmaktan vazgeçtiğini” açıkladı. Yani geniş mutabakat olsa geçmişte kendisine etmediklerini bırakmayanlarla bir olup, kendisine Cumhurbaşkanlığını ikram eden Erdoğan’ı devirmeye çalışacaktı.
Siyaseten, ideolojik olarak, kişilik olarak Erdoğan’ı seversiniz sevmezsiniz ama belki de kamuoyunun çoğu 2007’deki gibi bu kez Abdullah Gül’ün çıkıp Ahmet Davutoğlu ve Bülent Arınç gibi “Bizim adayımız Recep Tayyip Erdoğan kardeşimdir” demesini bekliyordu. Oysa kardeşlik hukuku ta aylar belki de yıllar önceden terk edilmişti. Böylece Gül de CHP de SP de Meral Akşener’in İP’iyle kuyuya inilmeyeceği gördü.
Erdoğan’a karşı Kesici mümkün mü?
Ana muhalefet partisi CHP’nin henüz adayı belli değilken, Muharrem İnce ve İlhan Kesici isimleri öne çıkmaya başladı. Muharrem İnce CHP’deki potansiyel genel başkan adayı olarak bilindiği için cumhurbaşkanlığı adayı yapılarak Kılıçdaroğlu bir rakibini daha parlamento dışı bırakmak istiyor yorumları yapılıyor. Öte yandan İlhan Kesici ismi ise 1994’tün rövanşı olarak bekleniyor. Ne olmuştu 1994’te?
Recep Tayyip Erdoğan Refah Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçimlere girmiş, rakipleri İlhan Kesici (ANAP), Zülfü Livaneli (SHP), Bedrettin Dalan (DYP)’ı mağlup edip belediye başkanlığını kazanmıştı. Erdoğan yüzde 25.1 alırken Kesici yüzde 22.1 oy almıştı. O günden sonra Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, 12 sene Başbakanlık, 4 sene Cumhurbaşkanlığı makamlarında bulundu. Böyle bir başarı karşısında Kesici’nin cumhurbaşkanı olma şansı var mı?
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.