Hiç birimiz anamızın rahmine: 'Falan ırka mensup doğmak istiyorum' dilekçesi ile düşmedik. Kürt, Türk, Ermeni, Laz, Çingene, İngiliz, Arap, Alman, siyah, beyaz, sarı her ne isek hepimiz özde en önce sadece insanız. Sonradan sonradan kimi insan insanlığını pekiştirir, insana özgü yaşar; kimi de koloni hayvanları gibi ve sonra her iki taife de ölüp toprağa karışır. Bakide sermaye çürümeye mahkum bir beden ve var ise belki ancak bir eser... Bedenin gidene gram fayda/zararı yoktur; ancak bir eser sahibi olmak istisna...
En baba Türk ırkçısı öldüğünde çürüyen vücudu bir zaman sonra en baba Kürt ırkçısının vücudu oluverir.
Irkıyla hava basanlar
Ölümle kırkılacaklarını
Ve her vücut sahibi gibi
Önce şişip sonra
Tıslayacaklarını
Unutmamalılar.
Kastım kısaca şu:
Malazgirt'e gelenlerden değil de, oranın yerlisi olabilirdiniz. Bir Yunan da olabilirdiniz, tehcir edilen Ermeni de. Irak'ta, Afganistan'da da doğabilirdiniz.
Sizin tayin etmediğiniz bir şeyle kendinize değer biçmeniz sizi sonuçta yüz buruşturulan bir yerlere götürür.
Değer, ellerinizin kazandığıyladır.
--
Güç, güç bir sınavdır; sahibine hükmedebilen tek köle...
--
Anayasa dediğimiz adından da belli, ana olmalı, temel olmalı, kısa ve öz olmalı...
Her şey onda olmamalı, sadece her sorunun anahtarı onda olmalı. Kazuistik yöntemlerle (her şeyin ayrıntı ile yazılıp çizildiği) yapılan yasa metinleri kısa ömürlüdür.
Anayasa kazuistik yöntem ile yapılmamalı. Kıymetini zayi edecek uygulamalara muhatap olmamalı. Her yeni iktidar döneminde bir yerlerine dokunmanın vacip olduğu bir özellik arz etmemeli.
Çerçeve metin olmalı ve kuşatıcılığı hale hale olmalı. Dokunması şart değil, rüzgarı tesir etmeli. Özü olmalı ve ilkelerden dem vurmalı. İlkel olmamalı...
Ayının en hassas, acıya duyarlı yeri burnudur. Burnuna taktığınız küçücük bir halka ile bir ayıyı elinizde oyuncak edebilirsiniz.
Milletlerin de en zayıf oldukları nokta, değerleridir. Değerler için ölür insanlar ve öldürürler. Bunu unutmayalım ve devam edelim:
Zaman içinde o halka ne kadar da başka bir anlama kaymış, farkında mısınız? Süs olmuş ve estetik için malzeme kabul edilmiş...
Değerler böyle olmamalı...
Değerler, değer yargılarının altında ezdirilmemeli...
Örneğin dün töre saiki hafifletici nedendi; bugün ise ağırlaştırıcı...
Dün falan için ölümü göze alanların bugün onu iplerde salladıkları gibi...
Anayasa bir değerler manzumesi olmalı; değer yargılarının doldurulduğu metinler harabesi değil...
Anayasa bu milletin değerleri ile değer yargılarını ayrıştıran bir vasfa sahip olsun kafidir.
Uzatmamalı, utandırmamalı.
--
Standartlar
Dönüp dolaşıp standartlara kilitlenme söz konusu. Kafada yaşanmışlıkların belirlediği bir şekil var. Öylesi makbul. Sündürdükçe biraz yer açılabiliyor; ama bir yere kadar. Bir dur noktası var.
Ne dedikleri de önemli. Birini kendiyle tanımak zahmetli iş. Havada tonlarca söz savrulurken nasipsiz kalmak ne mümkün. Falanın iti filanın aslanı olsa ve filanın aslanı falancaya göre beş para etmezin teki; genel ölçütümüzde bir yere oturtulabiliyor adamımız. Çok kasmaya gerek duymadan, ortalık kasıntı karaborsasıyken.
Ve geçiyor zaman
Tıkır tıkır işleyen sadece zaman...
Kimi armut ağacının, kimi armudun ve kimi de midesinin derdinde...
Şu armut diğerleri kadar görkemli değil; ama tatlı...
Tadından sıkıldım problemi de var usta.
Armut pişse ağzıma düşsecesi de, öyle...
Ve daha geçecek zamancılık küf üretir ki tüketilir lıkır lıkır.
Her fırsata parmak atmak... Bu mu yani?
Yaladıkça gülümseriz bakmayın standartına mtandartına diyen mi olmalı kıblemiz?
Ortam körü olduğunda biri ortamını değiştir denir, kendine körleşen ise, daha derinine tutunmalı...
Kaçırılan fırsatları tedarik etme bakanlığını henüz kurmadı hükümet...
Fırsat çöplüğü koku üretir çürüdükçe. Milyonlarca ışık yılı ötelere yayılan bir koku.
Hem a hem b hem c olan biri hem a hem b hem cli yaşamını yaşasa...
C olacaksın o kadar.
Olmuyorum
Olma
Ve kavga kaçınılmaz
Kendine insan ismini takan hayvanın terelellisi
--
İnsanın yaradılış gayesi Allah'ı bilmek ve Ona kulluk etmekti ya, mevzu şu: Bilmek ne ile mümkün ve kulluk ne ile kaim olası?
Onun bildirdiği kadarını bilmekten başka seçenek yok ve Onun kulluğa dair belirlediği keyfiyetten başka da kulluk idraki safsata. O halde O Kendini nasıl vasıfladı ise, o vasıflar üzerinden bir bilme ve talep ettiği şekilde bir kulluk. Ona ihlas ve derin saygı ile ciddi bir iman dahilinde, hoşnutluğunu bildirdiğince var olmak.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.