Genelde ekonomi ve yönetim üzerine yazmayı tercih ediyorum ancak bu yazımda son zamanlarda sık sık gözlemlediğim bir olaydan bahsedeceğim. Yeni mezun işsiz arkadaşlarımız gelecek kaygıları ile ilgili mesajlar atıyor, bizde elimizden geldiğince tavsiyelerde bulunuyoruz. Zor bir dönemden geçiyorlar. Onlara hak veriyorum. Sabırla ve gayretle rızklarına kavuşurlar inşallah. Ancak gelecek kaygısı, rızk endişesi, yükselme ve para kazanma hırsı tüm toplumu sarmış durumda. Herkes daha iyiyi ararken kendini kaybediyor. Kader, kaza ve tevekkül gibi kavramları kullandığımızda ise tatmin olmayan bakışlar ile karşılaşıyoruz. Önce tedbir sonra tevekkülü hayatımıza yerleştirmeliyiz bir şekilde.
İnsanların idealleri ve hedefleri sonsuzdur. Ama çoğumuzun buna ne zamanı ne de gücü yeter. Bu ideallerin peşinde koşarak geçen bir hayat belli bir noktadan sonra anlamsızlaşır. Özellikle büyük şehirlerde manevi hayatın giderek azaldığı, dünya koşturmacası ile vakit geçirildiği çok net görülüyor. Hırs, para ve rekabet kalpleri köreltmekle kalmıyor stres ve kaygı bozukluğuna sebep olduğu için birçok hastalığı tetikliyor. Antidepresan kullanım oranlarındaki artış da bunun bir göstergesi.  Ölüm gerçeğini unutup kiracı olduğumuz bu dünyada, kısacık ömrümüzde mal, mülk ve boş işlerle meşgulüz. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: 'Âdemoğlu 'Malım, malım!' der. Ey âdemoğlu! Acaba yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve sadaka verip (âhirette karşılığını almak üzere) önden gönderdiğinden başkası senin malın mıdır?'  (M7420 Müslim, Zühd, 3)
Maalesef şuan bulunduğumuz ortam bizim doğru bakış açısıyla yaşamamıza imkan vermiyor. Tv, sosyal medya, sokaklar, insanlar hepsi dünya sevgisini artırıyor. En iyisi eski kitaplara yönelmek. Ne diyor Yunus Emre “Bi mekanım bu cihanda, menzilim durağım orda”
Benim de naçizane karaladıklarımdan bir kesit paylaşarak bitireyim. Huzurlu ve anlamlı günleriniz olsun. Görüşmek üzere…
*
Uzak bir gurbet yolculuğuna
Ferman çıkmış yıllar öncesinde
Bir bilet alarak
Olmasından fazla anlamlar yükleyerek
Taşınması zor çuvallar gibi
Sırtıma yükledim
Taşıyorum bu sürgün yerinin dertlerini
En güçlü hamallara meydan okurcasına
 
Kuşların dahi konmaktan imtina ettiği
Çürümüş dalların parıltısı ile kamaşıyorum
Şehir eşkiyalarının cirit attığı bu yollar
En güzel kervansaraylar ile çevrili
Aklım ve vaktim eriyor
Tükenen su kaynaklarına ark yaparak
Yeşilimi solduruyorum
Taze gül bırakmadım koklayacak
Gül bahçem susuz
Umutlarım tozlu raflarda
Yalanlara tutsağım
İçimde yangın var heyhat
Bu ateş ibrahimi yakar, biliyorum
Ruhum küle dönmüş hissediyorum
Serinlik aramıyorum
Bu sürgün yerinde
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Grand Nesto 2 hafta önce

Popülist vaazlarınızı kendinize saklayınız. Ayrıca şiir yazmayı da acilen bırakmanızı tavsiye ederim.