Çok unutkan olduk. Hızla geçen yıllara paralel, yakın tarihimizi de unutuyoruz. Basın yayında ve sosyal medyada çıkıp, bu gün geldiğimiz noktayı görmemezlikten gelen, milleti yanıltmaya çalışan, sözde aydınların aksine, biraz geriyi anlatmak ve milletimizin hafızasını tazelemek lazımdır. Yirmi yıl önce, bu günden çok farklı bir ülkede yaşıyorduk. Şimdiki gençlere ve çocuklara, bu gün geldiğimiz durumu anlatmak çok zor oluyor. Gelinen refah ve huzur seviyesi, yeni nesil tarafından bilinmiyor, bu nedenle kıymetini de bilmiyorlar. Toplumsal hafızamız çok zayıfladı. Hafızamız, eğitimde geçtiğimiz, eksik ve yanlış safhalardan dolayıdır Milletin, kültür ve tarihi ile uyuşmayan bilgiler içeren eğitim, hafızamızı silip süpürmüştür. Alfabe öğrenirken, minik beyinlere, yat yat uyu, koş, top oyna, top at, sonra yat telkinleri ile, karakteri ve hafızası silinmiş bir toplumsal yapı. Yüz yıldır silinen hafızamızda bir şey kalmamışken, doksanlı yıllarda tarihimizin en ilginç dönemlerinden birini yaşadık.
Ülkemiz, doksanlı yıllarda, çok sıkıntılı zamanlar yaşadı. Olaylar zinciri;  Rahmetli Turgut Özalın ölümüyle başlayan, 2002 yılına kadar devam eden kara günler.2018 yılına girdiğimiz bu günlerde, 98 yılını hatırlamak ders niteliği taşıyacaktır. Yeni nesilleri, geleceğe hazırlamak için, geçmişi bilmek, hep motor görevi yapar. O günler milletimiz için çok zordu. Milletin arasına ekilen, fitne tohumları filizlenmiş, değişik konularda görüş ayrılıkları körüklenmişti. Terör şiddetini artırmış, Kürt-Türk kardeşliği bozulmaya çalışılmış,1993 yılındaki,  Sivas madımak olayıyla başladıkları, Alevi-Sünni propagandası ayyuka çıkmıştı. Siyaset çok gergin yürümekteydi.1994 yılından itibaren büyüyen Refah partisi ve Necmettin Erbakan hoca(R) son seçimleri kazanmış ve 54. Koalisyon hükümeti kurulmuştu. Millet ekonomik ve sosyal olarak kendine gelmeye başlamıştı ki; Refah iktidarından rahatsız olan,  dış ve iç mürteciler hemen saldırıya geçtiler. Bu nedenle, irtica safsataları tavan yapmış, milletimiz irtica baskısı altına alınmıştı. Yüz senedir, memleketi ve milleti yiyen, yöneten azınlık bir kesim, şiddetli bir telaşa kapıldı. Çıkarları ellerinden gideceği telaşıyla, akla hayale sığmayacak tiyatrolar sergilediler. Refah partisi kapatıldı, Erbakan Hoca Rahmetliye, saçma sapan nedenlerle, siyaset yasağı kondu. Ardından, ağır ekonomik şartlar belirdi. Ekonomi çökmüş, enflasyon % 70 leri bulmuş, her türlü üretim gerilemiş, 20 sente muhtaç olunmuştur. Yatırımlar durmuş. Eğitim ve sağlık perişan, vatandaş her geçen gün fakirleşmeye başlamış. 1998  Mart ayında, Bakanlar kurulunda alınan kararlarla, irtica paranoyası uygulamaya geçirildi. Üniversitelerde ve kamu kuruluşlarında, binlerce vatan evladı mağdur edildi. Kimisi okulunu, kimisi işini kaybetti. İmam hatip liselerine büyük bir darbe vuruldu.  Milletimize, halen bu gün bile onarılmayacak yaralar açıldı. Okullarında başarılı çocuklar, diplomalarını alamadı. Uydurdukları irtica tiyatroları, sahte hocalar, paralı kadınlar, sözde sanatçılar, kendini aydın zanneden dalkavuklar, boy boy gazeteler, hep inançlı kesime kinini kusuyordu. Düzenlenen, irtica konulu brifinglerle, devlet kademeleri, millete karşı kışkırtılıyor, millet nefes alamaz hele getirilmişti. Recep Tayyip Erdoğan,  Büyükşehir belediye başkanlığından alındı ve 10 ay hapis cezası verildi. Oysa,  İstanbul uzun yıllardır,  ilk defa hizmet görmüştü. Daha buraya sığmayacak kadar bir çok olayla karşılaştık.1998 yılıyla, 2002 kasım ayı arasında, çok ilginç bir dönem yaşandı. Kurulan hükümetler üçer beşer ay dayandı, ekonomi için, yurt dışından ithal, akıl hocaları getirildi, yine olmadı. Yirmiden fazla banka iflas ettirildi, yine ekonomi düzelmedi. Siyaset her geçen gün kargaşanın içine atıldı.28 Şubat bin yıl sürecek diyerek, millete gözdağı verilmeye devam edildi. İşte 1998 yılı, böyle gelip geçti.
O günleri iyi anlatmak, bu günleri anlamayı kolaylaştıracaktır. Dünyanın 17. Büyük ekonomisine sahibiz. Bu duruma kolay gelinmedi. O nedenle kıymetinin bilinmesi ve korunması hayati önem taşımaktadır. İçte ve dışta, sayısız düşmana sahip bu milletin, devletiyle el ele vererek, çalışması, birlik olması temel esastır. Bu günün kısa özetine bakarsak; 10 bin doların üzerinde kişi başı milli gelir, her hastaneye gitme hakkı, hastanelerde ve devlet kurumlarındaki hizmetin kalitesi, istediğin yerden ilacını alma, köprüler, yollar, barajlar, tüneller, tüp geçitler, maden aramaları, hızlı tren, bedava kitap, akıllı tahta, tablet bilgisayar, sosyal yardımlar, yatırımlar, huzur, güven, istikrar, limanlar, hava alanları, üniversiteler, savunma sanayinde yerlilik ve sayılamayacak çoğunluktaki gelişmeler havadan gelmedi. Elbette canla başla milleti, devleti ve geleceği için çalışan vatan evlatlarının eserleridir. Bu eserlerin ve gerçekleştirenlerin ahir ve akıbetleri hayrolsun. Milletimiz bunun farkındadır ve bu gelişmeleri istemeyenlere fırsat vermeyecektir. Allah bu milleti ve ümmeti muhafaza eylesin. Amin vesselam…
                                  
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.