Üç Kayseri
 
Kayseri; Sezar adına veya Sezar zamanında kurulan kentlere verilen bir isim.
Türkçe telaffuzuyla Sezar olarak dillendirdiğimiz bu isim, İngilizce yazımıyla Ceaesar, Yunanca olarak Kaisar, Almanca’da Kaiser, Arapça’ya da Kayzer olarak dönüşmüş bir isim.
İngilizce olarak ‘c’ harfinin ‘s’ mi, yoksa ‘k’ olarak mı okunacağı tereddüdü, dilimize iki kelimeyi birden kazandırmış; Kayser ve Sezar.
MÖ. 100-44 yılları arasında yaşamış Romalı devlet adamı Jül Sezar’ın adı kendinden sonra adeta Roma hükümdarlarına verilen genel bir isme dönüşmüş. Özellikle Müslümanlar tarafından ‘Kayzer Heraklius’ örneğinde olduğu gibi, Roma ve Doğu Roma imparatorları için kullanılan, imparator kelimesinin karşılığı olarak kullanılmış. Hatta İstanbul’un fethinden sonra Doğu Roma’yı egemenliği altına alan Fatih Sultan Mehmet Han, kendi makamını Grek ve Roma halklarının zihinlerinde daha iyi pekiştirmeleri için, kendisi için Rumların da hükümdarı anlamında ‘Kayser-i Rum’ ünvanını kullanmıştır.
İddiaya göre, Sezar’ın ölen annesinin karnı kesilerek çıkarıldığı için, ‘kesip çıkarılan’ anlamında Caesar dendiği ve tıpta kullanılan sezeryen isminin de buradan türetildiği söylenir.
Kayseri kentinin adı, Latince Caeserea, Yunanca Kaysaria kelimesinin Arapça telaffuzu olan Kayseriyye’den Türkçeleşmiş bir isim olarak neredeyse bin yıldır kullanılmakta.
Dünya coğrafyasında Orta Anadolu’nun uygarlıklar beşiği olan kadim kent Kayseri dışında Caeserea adında iki kent daha bulunmakta. Bu üç kentin ortak özelliği, Roma’nın ihtişamlı döneminden izler taşıması. Bu izler, muhtemelen Sezar’ın topraklarına kattığı yeni bir kent şeklinde olabileceği gibi, kurduğu, genişlettiği, anıtsal bir yapıyla imar ettiği, ziyaret ettiği, konakladığı veya daha sonra gelen Roma hükümdarlarının onun adına yeni kentler ihdas etmeleri şeklinde de olabilir.
Roma kaynaklarında, Cappadocia Caeserea olarak geçen Anadolu Kayseri’sinin MS. 17 yılında Roma egemenliğine girmesinden sonra Kapadokya Krallığına bağlı Mazaka – Eusebeia kentinin adı, Roma’nın üçüncü imparatoru Tiberius tarafından Sezar’a olan saygısına ithafen Caeserea olarak değiştirildi ve kent merkezi 2 km güneyde bulunan (Beştepeler) tepecikler üzerinden kent düzlüğüne doğru genişletildi. Ovada kale kurulmasıyla da zaman içinde neredeyse halk tamamen kent düzlüğüne yerleşti.  
Anadolu Kayseri’si dışında bu kentlerden ikincisi: Filistin Kayseri’si.

Filistin Kayseri’si
İsrail tarafından işgal edilen Filistin toprakları üzerinde Caeserea adıyla bilinen iki yerleşim yeri bulunmakta. Bunlardan birisi, Ürdün nehrinin doğduğu ana kollardan biri üzerinde bulunan Tiberie Gölünün 30 km. kuzeyinde olan Banias olarak bilinen Filip Kayseri (Caeserea Philippi) antik kenti, diğeri ise Hayfa kentinin güneyinde bulunan Akdeniz kıyısındaki Kayseri (Caeserea Miritima) antik liman kenti.
Kayseri Filip kenti, İsa a.s.’ın kış aylarında öğrencileriyle beraber geldiği yer olarak belirtilir, İncil kaynaklarında (Matta 16:18). Hermon dağının yamaçlarına Romalılar kutsal alanlar yapmışlardır. Bu kentin adı da Sezar anısına, Augustus tarafından verilmiş ve kıyı Kayseri’den ayırmak için de MS. 4 yılında öldürülen Kral Herod’un, oğlu Herod Filip’in adıyla beraber anılmıştır. Dağ yamacına yapılan Hristiyan tapınaklarıyla meşhur olan Filip Kayseri, 1187’de Selahattin Eyyubi’nin Haçlı ordusunu mağlup ettiği Hittin Muharebesinin yapıldığı yerin hemen kuzeyindedir.
Yine İncil kaynaklarında Sezariye olarak bahsedilen kent de Filistin topraklarında bulunan Caeserea’dır. Filip Kayseri’den ayırmak için Kıyı Kayseri anlamında Caeserea Miritima olarak bilinir.  Filistin’in eski yönetim ve liman kenti iken Romalılar zamanında Yahuda Kralı Herodes büyük kenti yeniden inşa ederek genişletti ve Romanın ikinci imparatoru Augustus bu kenti Sezar’ın anısına Caeserea olarak isimlendirdi.  MS 70 yılındaki Roma kıyımından payına düşeni alsa da kent, daha sonra yeniden inşa edildi.  İncil’in Elçilerin İşleri (23:20-23) bölümünde anlatıldığına göre, Pavlus’u ortadan kaldırmak üzere söz birliği yapan Yahudiler’in bu planını duyan komutan Klavdius, Pavlus’u daha güvenli gördüğü Caeserea kentine bir müfrezeyle gönderir. Benzer şekilde Sezariye kenti Elçilerin İşleri Bölümünde 18 farklı yerde geçmektedir.
640 Yılında İslam egemenliğine giren bu Roma kenti önemini kaybetti. Bir dönem Haçlılar yeniden ele geçirseler de Selahaddin Eyyubi 1187’de Kayseri’yi yeniden İslam egemenliğine dahil etti.
Şu anda Kayseri Geliştirme Şirketi adında özel bir şirket tarafından yönetilen ve 5 bin kişilik bir nüfusa sahip olan bu kentte, Romalılar zamanından kalma anfi tiyatro, su kemerleri, Roma tapınağı ve 20 bin kişilik bir hipodrum bulunmakta.

Moritanya Kayseri’si
Bu Moritanya, günümüzün Batı Afrikası’nda bulunan Moritanya İslam Cumhuriyeti’nden farklı, Antik Roma’nın Kuzey Afrika Eyaleti olan Akdeniz’e kıyı bugünkü Cezayir sınırlarındadır. Günümüzde Cherchell (Şerşel) olarak bilinen, Moritania Caeserea Romalılar zamanından kalma antik bir liman kentidir. X. Yüzyıldan itibaren Müslümanlar bu kentin adını Şerşel olarak telaffuz edip kullanmaya başlamışlardır. Başkentin 90 km batısında yer alan 25 bin nüfuslu küçük bir ilçe olan Cherchell, yani Moritanya Kayseri’si MÖ. 25 yılında, İmparator Augustus zamanında,  Juba II tarafından Caeserea Mauretaniea adıyla kurulmuştur. Atlantik okyanusuna kadar uzanan Kayseri Moritanya’sı MS.40 yıllarında Roma eyaletine başkentlik de yapmıştır. Bu kent 4460 metrelik kesintisiz duvarıyla Roma dünyasının en büyük surlarına sahipti.
Günümüzdeki Cezayir, Libya, Fas, Moritanya ve Tunus ülkesi olarak bilinen topraklar, İslam egemenliğine girdikten sonra Mağrip (Mısır’ın Batısı) olarak isimlendirilmiş ve Roma egemenliğine son verilmiştir.
Endülüs’te İslam egemenliğinin son bulduğu 1492 tarihinden sonra Morisko adı verilen Endülüslü Müslümanların en önemli sığınağı olan Moritanya Kayseri’sinin yani Şerşel’in nüfusu önemli ölçüde artmıştır.
Yavuz zamanında 1520’de Osmanlı Kaptan-ı Deryası Barbaros Hayrettin Paşa Liman Kenti Moritanya Kayseri’sini ele geçirip, Ağabeyi Oruç Reis de liman kentine kale inşa ettirmiştir. Akdeniz’in Türk gölü haline getirilmesi ve İspanyol korsanlara karşı güvenlik mevzisi olması bakımından kentin önemi daha da artmıştır. Cezayir’de Osmanlı egemenliği 1830 yılına kadar devam etmiş, sonrasında Fransızlar’ın sömürge dönemi başlamıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ismail 4 ay önce

"i̇sa a.s.ın ölmeden önceki kış aylarında öğrencileriyle beraber geldiği yer olarak belirtilir".
hatanızı düzeltmesini rica ediyorum. i̇slam dininde hz. i̇sa a.s. ölmedi

Avatar
Ogerçek 4 ay önce

dikkatiniz için teşekkürler. 'isa a.s.'in kış aylarında öğrencileriyle beraber geldiği yer olarak belirtilir' şeklinde düzeltilmeli...

Avatar
Kayseri Gündem 4 ay önce

sözkonusu cümle düzeltilmiştir. değerli okurumuza ve yazarımıza teşekkür ederiz.