Son zamanlarda gündemimizde şehrimizde yaşanan zabıta olayları yer almaya başladı. Sosyal medyanın nimet olma yönü ve iyiye kullanıldığında nelere yol açacağını bir kez daha görmüş olduk böylece. Kara propaganda yaymak ve benzeri olumsuz örnekler oluşturacak bir kullanım sergilemek yerine vatandaşlar da adeta birer haber merkezi gibi, gazeteci gibi vaziyete bürünüp, yolunda gitmeyen şeyleri cep telefonlarıyla kaydedip yayınlıyorlar. Sonuçta gazetecilik bir kamu faaliyeti değil midir? Evet. Böylece kamu olarak kastettiğimiz bizzat vatandaşın kendisi, toplamı olunca kamuyu oluşturanlar kamusal faaliyeti bizzat yapar oldular ki bu yönüyle güzeldir. Yoksa kimi olaylara durumlara basın da yetişemeyebilir, göremeyebilir haberci olsa da haberdar olmayabilir. Bu bakımdan paylaşımlar değerliydi ve bir itirazın, çözüm arayışının, vicdani duruşun bir göstergesiydi.

Yakın zamanda önce balon satan gencin balonlarının toplatılmasına şahit olduk. Evde ekmek beklendiğini, toplanmamasını istediğini söyledi, anlattı. Hayli gündem oldu değerlendirildi kamuoyunda. Bir başka sıcak örnek de karpuz satan bir seyyar satıcı vatandaşın zabıta ekipleri ile yaşadıklarıydı. Onca emek, maliyet, beklenen muhtemel kazanç kepçe kepçe yok edildi!
Şu konuda bir tartışma yoktur zannedersem. Zabıta ekipleri devlet memurudur ve yasal hakları vardır. Bunları uygulamakla yükümlüdür. Burada bir itiraz yok ancak kamu vicdanını da gözden kaçıramayız. Zabıta ekipleri elbette görevlerini yükümlülüklerini yerine getirecek ancak bu vicdani durumu görmezden gelerek hareket edilince, vatandaşlar haklı olarak itiraz ediyor. Çünkü ekmek parası için çalışıyor insanlar…

Kaldı ki karpuzları alınan esnaf açıklamalarında yaptığı işin faturalandırması da olduğunu ve bildiği kadarıyla resmi boyutta yapması gerekenleri yapmaya çalışarak esnaflığını sürdürmeye çalıştığını belirtiyor. Zararı da cabası… Böyle mi olmalıydı bilemiyorum ancak kamu vicdanında bu tür olaylar hiç hoş karşılanmıyor!

Seyyar satıcılık dışında bu işten ekmek kazanan vatandaşlar bir işyeri tutup işlerini sürdürmeye gücü yetse zaten bunu yapmayacaktır. Gücü yettiğince evini geçindirme yolları arıyor ve seyyar bir şekilde yapmaya çalışıyorlar. Bunu yetkililer de biliyordur vatandaşlar da. Durum böyleyken, gerek yasalarımızda gerekse ekiplerin bu tür olaylar karşısında tutum ve davranışlarında bir takım esneklikler iyileştirilmeler yapmak zor mudur? Ne normal esnaf ne seyyar satıcı ne zabıta ekipleri ne de belediyelerimiz karşı karşıya gelmeden bu sorunları çözemez miyiz? Çözüm elbette vardır. Ama Kayseri’yi marka şehir tanıtmak istiyorsak eğer bu hususlara da önemle dikkat etmek gerekiyor. Aksi durumlarda Kayseri dışardan başka türlü algılanıyor, yaftalanıyor hem de hak etmediğimiz biçimde. Çünkü algılarla değerlendirmek yaygın bir durum artık. İmajdan, gösterilenden ibaret çoğu insan için gerçekler…

Yaşadığımız zabıta olayları şehrimize yakışmamıştır. Tek taraflı değerlendirmeden bu durumlara çözümler üretmeliyiz. Vatandaş için yetki alan hangi birim ve mevki olursa olsun, vatandaşın vicdanını da hesaba katarak hareket etmeli, vatandaşa rağmen hareket edilmemelidir. Orta yol bulunmalıdır. Mağduriyetler giderilmelidir. Hoş olmayan bu durumların tekrar yaşanmaması temennisiyle….
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.