Ahir zaman bu olsa gerek. Kıyamet alameti  mi acaba. Bundan otuz kırk sene önce, büyüklerin bize anlattığı,  bozuk zamanlar, sanki bu zamanlar. Dünyamız ne kadar hızlı değişti. Hayatımız bütünüyle değişti. İnsanlar değişti, iklimler değişti, hayvanlar, bitkiler, mevsimler, aylar, günler bir garip oldu. O kadar hızlı değişmeye devam ediyor ki, ayak uydurmakta zorlanıyoruz. Sadece, şaşkın bir vaziyette izliyoruz.

Kıymetler değişti. Kıymetliler kıymetsiz, kıymetsiz bildiğimiz şeyler çok kıymetli oldu. Kıymet verdiğimiz sevgi, saygı, muhabbet, akrabalık, komşuluk, arkadaşlık, dostluk, vefa kıymetsiz leşti. Önem vermediğimiz, dünyalık her türlü  meşgale kıymet kazandı. Yemek, içmek, süslenmek, günü yaşamak, gezmek, eğlenmek, umursamaz lık  moda oldu. İnsanların tadı kalmadı. Havanın, suyun, bitkilerin, hayvanların tadı kalmadı. Yemeklerin, ekmeğin, suyun tadı kalmadı. Belki her şey bol ama, insan sayısı arttı , yemeklerdeki lezzet ve insanlardaki güzellik ve hoşgörü kalmadı. Gittikçe yalnızlaştırılıyoruz. Büyük aile yapısından çekirdek aileye, şimdide bireyselleşmeye, yani yalnız yaşamaya doğru itiliyoruz. İnsani ilişkilerimiz soğutuldu. Materyalist bir hayat tarzı dayatılarak, çıkar oranında ilişki insanlara öğretildi. Vefa sıfırlandı.  

Vefasız lık,  içimize o kadar işledi ki, aile içinde bile vefa kalmadı. İnsanların birbirine vefası unutuldu. Vefalı evlatlar, vefalı akrabalar, komşular, insanlar kalmadı. Oysa büyüklerimiz bize ne anlatmıştı: ’’bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır,,. Bu gün, hatır gönülde kalmadı. Komşusu aç iken, tok uymak bizim maneviyatımıza uymazdı. Vefa haktan değil miydi?. İlk vefamız, bizi yaradan Allah’a CC, bu kadar niğmeti verdiği için şükür, hamd değilmiydi?. Dinimizden, maneviyatımızdan uzaklaştık. Bu vatana, bu millete, bu topraklara, bu toprakların insanlarına vefa borcumuz yok mu acaba.? Kültürümüzden, gelenek-göreneklerimizden uzaklaştık. Dünyaya gelişimize vesile olan ,bizi besleyen büyüten anne babamıza, vefa borcumuz yok muydu?. Bu gün huzur evleri tam kapasite doldu. Her dara düştüğümüzde, yanı başımızda biten, dert ortaklığı, sevinç paylaşan kardeşlerimiz, akrabalarımız, komşularımız yok muydu?. Sadece telefonla haberleşmeye ve selamlaşmaya, bazen de selam bile vermez hale nasıl geldik. Bizimle ağlayan, bizimle gülen, yanımızda yürüyen, arkadaş ve dostlarımız vardı. Resmi görüşmelere ve iş arkadaşlığına bağladık olayı.. Bize ne oldu.  Çoğunlukta, muhabbetimiz, telefon ve bilgisayar içine hapsedildi. Tadımız, tuzumuz kalmadı. Evine halı, kilim, tencere tava, televizyon alan komşumuzun, aldıklarına hayırlı olsun a gittiğimiz günlerden, çat kapı, çayınız var mı diye baskın yaptığımız, sıcak sohbetli insanlardan, düğün ve cenaze zamanlarında, zoraki görüştüğümüz hale geldik.  Bu
                                                                                                                                             2
 
gününüz hayırlı olsun deyip, oturduğumuz minderlerden, koltuklara geçince, neleri kaybettik. Radyo başında ajans dinlerken, 150 ekran tv ler bizi nereler götürdü, neleri unutturdu. Mektuplarla, kasetlerle hasret giderdiğimiz sevdiklerimizle, internet üzerinde görüntülü görüşmeye başlayınca, sevgimizi tüketti mi?..Hasret bitti her halde. Nasıl, bu kadar güzel hasletleri, bu kadar kısa zamanda kaybettik. Baba dostlarını ziyaret etmenin, umre sevabı olduğuna inanan bir zamandan, aramaz sormaz, ilgilenmez, unutur olduk.  Neden arayıp sormuyorsun diyene, dünya işleri, iş güç deyip kurtuluyor, savuşturuyoruz. Vefasızlığın bu kadarından sonra, huzur kalmadı, muhabbet kalmadı, güzel şeyler tükendi. Vefanın içi boşaltıldı. İçine çıkar yazıldı. Hepimizi vefasızlık aldı gidiyor. Her halde bu gidişatla, batının çürümüş zihniyetlerinin, anti sosyal ve sevgiden yoksun hayatı, bizi tamamıyla kuşatacak. Sonuçta, vefasızlık, boyumuzu aşacak, çekirdek ailemizde yok olacak. Acı ama gerçek bu. İşin daha garibi,  insanımızı, Yaratılış gayesi ve insan olmanın gereği gibi yetiştiremiyor, bireyselleşmeye, eğitim sistemimiz aracılığıyla itiyoruz, Adına özgürlük, modernlik,  çağdaşlık, gelişmişlik diyoruz. Oysa, insan, yaratılışı ve insanlığı gereği, toplu yaşamaya uygundur, bireysel hale gelince, her türlü vefadan uzaklaşmaktadır, mutluluktan uzaklaşmakta, doyumsuz, dengesiz, kontrolsüz bireyler haline gelmektedir. Böylece,  tüm insanlık için, huzur ve düzen kaybolmakta, dünyanın düzeni ve tadı yok edilmektedir.

Yaklaşık iki yüz yıldır, gerçek olan bir konu var ki, maneviyatımızdan ayrı bırakıldık, bununla beraber, her türlü vefadan da yoksun düşürüldük. Allah bizleri vefalı kullarından eylesin. Vefalı insanları, etrafımızdan eksik etmesin. Ümmetin ve milletin yardımcısı olsun. Amin. Vesselam.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Halil Severcan 4 ay önce

mükemmel tesbit elinize, dilinize gönlünüze sağlık.