“Okuyacağınız yazı tamamen hayal ürünüdür ve hiçbir kurum veya kuruluş ile bir ilgisi yoktur.”
Garip bir o kadar da hoşuma giden bir geyik. Bu geyik, siyasi ve sosyolojik mesaj veren bütün dizilerin başında karşılaştığımız anlamsız uyarıdır. Bu tür dizilerde verilen mesajlardan hangi kurum, kuruluş ve şahısların anlatıldığını anlamamak imkansız. Sanırım “Kurtlar Vadisi” dizisi ile başlayan bir furya bu.
Tabi Türkiye’de diziler genel olarak gündeme göre şekilleniyor. Kurtlar Vadisi Terör dizisinin yayından kaldırılmasıyla başlayan, bundan birkaç sene öncesine kadar da devam eden, adına “Çözüm” denilen sürece zeval gelmesin diye, milli söylem ve sembolleri barındıran dizileri görmek nerede ise imkansızdı. Nihayet eli kanlı PKK terör örgütünün gerçek niyeti, farkında olmayanlar tarafından bir nebze de olsa anlaşıldı. Son zamanlarda ise piyasa terör örgütleri ile mücadele eden gerçek kahramanların hikayelerini anlatmaya çalışan projelerle dolmaya başladı. Yıllardır aziz toprak uğruna canından geçen binlerce şehidimizin hangi birinin hikayesi bir diziye sığdırılabilir ki? Rahmet olsun o yiğitlere.

Dedik ya; burası Türkiye, her şey gündeme göre yol alıyor.  Bir zamanlar da aylarca gündemi Ergenekon, Balyoz gibi meseleler meşgul etmişti. Baş aktörler ise Taraf ve Zaman Grubu idi. Bu pislikler yüzünden, o dönem mağdur olan insanlar içinde gerçekten suçlular da var mıdır bilmem. Bildiğim bir şey varsa;
“Mazlumun ahı, arşı titretir.”
Elbette vaktimizin belli bir kısmını da bir şeyler seyrederek değerlendirebiliriz. Ama dünyadan sadece seyirci olarak gitmeyi kendimize yakıştırmamalıyız. Hayatın direk içerisinde, bir insan olarak var olduğumuzu, bazen bir şeylere tepki vermemiz gerektiğinin Allah’ın bize yüklediği önemli bir vasıf olduğunu bilmemiz gerekiyor. Dünyada, Türkiye’de, çevremizde olup bitenleri sadece ekranlardan izleyerek değerlendirmede bulunmamalıyız. Kitaplardan, tarihte yaşanan hadiselerden, hatalardan, medeniyetimizin bize bıraktığı mirastan, kimliğimizden ve en önemlisi Allah’ın bize gönderdiği Kur’an-ı Kerim’den, Efendimizin hayatından, Sahabe efendilerimizin duruşlarından, yaşantılarından da dersler çıkararak hayatımıza yön vermeliyiz.  Kirli dünyada nasıl ihlas sahibi bir mümin olunur, nasıl Türk olunurun derdini gütmeliyiz.
Dünya her geçen gün daha da çirkinleşiyor. Bebekler, çocuklar daha ne olduğunu anlamadan dünyadan tekrar göç ediyor. O büyük! insanların ürettikleri bombaların acısını yaşayarak göç ediyorlar. O bombalar nedense sadece Müslümanların, mazlumların canını yakıyor. Sözde iki küfür devleti soğuk bir savaş gerçekleştiriyor! Kimin üzerinden? Müslümanlar üzerinden. Hangisi daha çok zarar verirse o galip geliyor. Biz Müslümanlar ise seyrediyoruz, sadece seyirci kalıyoruz.

Diğer Müslüman devletleri, milletleri bilmem ama Türkiye’nin, Türk Milleti’nin seyirci kalma lüksü yok. Bize böyle bir emir verilmedi. Bizler izlemek için Anadolu’da dünyaya gelmedik. Anadolu’da doğmanın mesuliyetini taşıma vaktidir. Mazluma umut olan tek devlet, Türkiye’yi ayağa kaldırma vaktidir. Bizler yaşananları izlemekle değil, izlenilecek şeyleri yaşamakla görevliyiz vesselam.
"Bir çağın vicdanı olmak isterdim, bir çağın. Daha doğrusu bir ülkenin, idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim, kelimeden, sevgiden bir köprü. Sanat düşüncenin, düşünce mukaddeslerin emrinde olmalı. Hakikat mukaddeslerin mukaddesi… Hakikat ve sevgi."
Cemil Meriç
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ÖMER DAŞKIN 4 ay önce

Yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.