İletişim Fakültesi kazanan ve bölümlerine yerleşen arkadaşlar için birkaç öneri, tavsiye niteliğinde birşeyler söylemek isterim.
 
Tabi, iletişim fakültesi bünyesinde birçok bölüm mevcut. Üniversiteden üniversiteye farklılık gösterebilir ancak Kayseri’den yola çıkarak örnekleme yapmaya çalışacağım.
 
Gazetecilik bölümüyle alakalı fikir/öneri/tavsiye verme noktasında rahatlıkla birşeyler söylenebilir ancak diğer bölümler hakkında gazetecilik bölümü hakkında söyleyeceklerimiz kadar olmayabilir. Gazetecilik bölümüyle ilgili söyleyeceklerimiz diğer bölümler için de örnek olarak alınabilir.
 
Öncelikle şundan bahsetmeliyim;
 
Lisans dönemimde birinci sınıftayken, derse giren bir hocamız sınıfa hitaben hatta tek tek hepimize bir soru sormuştu.
Neden bu bölümü tercih ettiniz?
Kaçıncı sırada bu bölüme yerleştitiniz?
 
Türlü cevaplar verişlmişti ancak halen hatırlıyorum, sınıfımızın büyük bir çoğunluğu puan açısından bu bölüm (gazetecilik) tuttuğu için bölümü tercih edip gelmişti.
 
Sıralamaları sorulduğunda ise ilk tecihte kazananlar ve bilinçli bir şeklide bölüme gelenlerin sayısı azınlıktaydı.
 
Üniversite okumak ya da üniversiteli olmak için gelinmiş gibiydi.
 
Hatta basın kartı alsam yeterli fikri dahi vardı.
 
Dersler ilerledikçe bölümün derslerin içeriği daha çok anlaşılmaya başladı. Çoğumuz bölümü tercih ettik ama uygun muyuz değilm iyiz diye düşünmüşüzdür.
 
Tabi bu düşünceye yol açan etmenlerden birisi de sektörün durumu idi.
 
Tüm bunlar değerlendirildiğinde birinci sınıftaki genel kanaatin devamı niteliğinde sonuçlar doğmaya başladı.
 
Mezun olmak yeterliydi.
 
Diplomada gazetecilik yazması da ‘birşeydi’
 
Ancak...
 
Tıpkı diğer bölüm fakülte alanlarda olabileceği gibi dışardan göründüğü gibi bir iş değildi.
 
Haliyle yıllar geçtikçe başka iletişim mezunları gibi mezuniyet sonrası iş kaygısı durumları baş gösterdi.
 
Şöyle bir tablo oluştu: Bilinçli bir şekilde tercih edip, stajyerlikten normal zamandaki çalışmalar dahil birşeyler yapmaya gayret gösterenler ile mezun olmaya gün sayanlar...
 
Mezun olunuyor olunmasına da...
 
İlk yıllarda sözü geçen sektör durumunda değişen pek birşey olmadı, genel kanaatin sonuçları mezuniyet sonrasındaki hayatlara yansıdı.
 
Hal böyle olunca...
 
İletişim mezunu olarak bu konudan söz etmek istedim.
 
Elbette sadece öğrenci odaklı sorunlar ya da başka durumlar söz konusu değil.
 
Sadece neler yapılabiliri sorgulamak ve birşeylere işaret etmek.
 
Dediğimi gibi diğer bölümler açısından net bir şekilde ‘öneri’de bulunamayacağım.
 
Gazetecilik bölümünden söz edeceğim.
 
Öncelikle bölümü, bölümün içeriğini, okulun olanaklarını iyi tanımak gerekiyor.
 
Okul olanakları derken, bölümle alakalı uygulama birimlerinin var olup olmayışı, ders hocalarının öğrenciye katkıları, kişisel çalışmalar vs.
 
Vize final bir şekilde geçiliyor.
 
Mesleği sürdürebilmek için de ders haricinde birşeyler yapmak gerekiyor. Gazeteci adayı bizim de öğrendiğimiz gibi, çok sayıda konudan haberdar olması, becerilerinin yüksek olması gerekiyor.
 
Okuldaki uygulama birimleri mutlaka değerldirilmeli, gönüllü olarak görev alınmalı. Dersleri vize final geçmek için çalışmaktan ziyade, bilgi birikimi açısından farklı okumalar da yapılmalı.
 
Haber yazmak, kamera, fotoğraf, teknik programlar, sosyal medya ve inernet gibi gibi konularda da geliştirmek gerek.
 
Staj nerede yapılacak olursa olsun, şunu bunu yapmam gözüyle yaklaşmadan, her yönüyle staj değerlendirilmeli. Yerel de olsa ulusal da olsa, olabildiğince pasif olunmamalı.
 
Eğer bölümnüzü tuttuğu için kazanmışsanız ve işinizi mezun olduktan sonra yapma fikriniz yoksa, alternatifler düşünün. Aksi durumda ise saymaya çalıştığımız birkaç öneri üzerinde düşünülebilir...
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.