Yine bir yıl geride kaldı... Yeni yıla merhaba…
      Yeni yılınız kutlu olsun… Hoş geldin 2018…
      Caddeler, sokaklar, alış-veriş merkezleri, mağazalar, vitrinler bu tip ve daha fazlasını içeren mesajlar ile doldu taştı. Her yerde bir telaş, her köşede süslenmiş çam, alışveriş kuyrukları, yeni yıl kutlamaları için projeler, davetler, yurtdışı, yurtiçi gezi planları. Eşe dosta ne alsak, hangi partiye katılsak…? 
       Bütün bunları şaşkınlıkla gözlemleyen bir adam. Çocukluk yıllarımı hatırlıyorum da,  sobanın başında kestane yapardık. Yılbaşı kutlamaları eskiye nazaran hem çok yaygınlaştı hem de kutlama şekilleri enteresanlaştı. Bu değişimi ne kadar çabuk ve kolay içselleştirdiğimizi düşünmeden edemiyorum. Sohbetlerimiz arasında bazı sorulara cevap arar ve bulamayınca ‘dış mihrakların oyunu’ deriz ya , işte bu da mı dış mihrakların oyunu yoksa…? Yok yok hemşerim, kendimizi kandırmayalım. Keşke öyle olsa ama bunun tamamen ‘iç mihrakların bize oyunu’ olduğu aşikâr. Tabi burada ‘içimizi’ etkileyen küçükte olsa çevresel faktörler yok değil.
     Bir Müslüman muhakkak akıllı olmalı ve bu küçük tuzaklara düşmemeli. Yıllardır toplumu ‘para ile imanın kimde olduğu belli olmaz’ gibi safsatalar ile kandırdıkları ve algı operasyonları yaptıkları için toplumun değer yargıları değişime uğradı. Bu durumu yılın son ayında net bir şekilde gözlemliyoruz ne yazık ki. Öyle değil güzel kardeşim, iman hayatın her alanında kendini belli eder. İmanlı insan toplum içinde; oturmasından, kalkmasına, yürümesinden, edebi bir lisan takınmasına kadar örnek bir insan olduğunu ispat edercesine, cesur bir şekilde hareket eder.
Okullarımızdaki tehlike
      Cadde ve sokakların hali ortada peki okullarımızdaki durum ne?
       Aralık sonu geldi ve eğitim öğretim yuvası olan okullarımızda uzun yıllardan beri bilinçli veya bilinçsizce yapıla gelen ‘yılbaşı kutlaması’ adı altında çeşitli süslemeler, hediyeleşmeler, balo, Noel kartları ve benzeri etkinlikler yapılmaya başlandı. Toplumdaki bu kültürel erozyonun, küçücük yavrularımızın eğitim öğretim gördüğü okullarımıza kadar inmiş olmasını üzüntü ile karşılıyorum.
      Batılıların bile üzerinde tam olarak anlaşamadığı(uyduruk bir tarih olması hasebiyle) kimine göre 25 Aralık kimine göre 7 Şubat olan ve bayram ilan edilerek, kutlama yaptıkları bu zaman diliminin, ülkemiz okullarına sokulmasını bir eğitimci olarak doğru bulmuyorum.
         İngilizlerin Krismıs, Fransızların Noel dedikleri bu tür ’yılbaşı kutlamaları’ adı altında yukarıda sözünü ettiğim uygulamaların toplumsal ahlak düzeyini aşağıya çekmek için, iyi niyet gözetilmeden yapılan uygulamalar olduğunu düşünüyorum. Geleceğimizin teminatı, okulda öğretmenlerimize emanet olan yavrularımızın bu konuda daha bilinçli ve ahlaki değerlerimize uygun alternatif çalışmalar ile yoğrulup topluma birey olarak kazandırılması ülkemiz menfaatinedir.
       Bu konuda duyarlı olan eğitimcilerimiz yok değil tabii ki ve elini taşın altına koyarak mahiyetindeki kurumları uyaran amirlerimiz var.
      Ne toplumsal ahlakımızda ne de kültürel değerlerimizde yeri olmayan ve öğrencilerimizi farklı alışkanlıklara özendiren sözüm ona ‘yılbaşı kutlamaları’ ve benzeri başlıklar altında yapılan kutlamaların, ülkede uygulama birliği sağlamak adına Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bir genelge ile önüne geçilmesi isabetli olur.
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.