Saraçoğlu Cumhurbaşkanı baş danışmanı malum ve tv programlarında yırtınıyor Hoca, sürekli yerli tohum, Anadolu buğdayı diyor.

Prof. Saraçoğlu ve Karatay gibiler ilaç ve işlenmiş gıda sektöründen rant sağlayanların pek hoşuna gitmeyen açıklamaları sebebiyle itibarsızlaştırılıyor, ama hakikatler ortada.
Suni ve uydurmasyon ürünler bizi hasta ediyor ve ölüme sürüklüyor. Doğal beslenme, ev yoğurdu ve sirkesi, evde yapılmış turşu hakikaten önemli olmasına önemli de, emekli babamın dediği gibi bu maaşla nasıl doğal beslensin insanımız. Zeytinyağı, tereyağı, fındık, ciğer nasıl yesin bu insanlar?
En azından çok ürün almak adına genetiği bozulmuş tohum kullanımına son verilse ve endemik tohuma dönüş yapılsa, eminim 50 köprü, 10 kanal İstanbul ve 100 havalimanından daha hayırlı bir icraata imza atmış olurdu iktidar, ama nerede.
Anadolu topraklarının kendi ürünlerini üretmeye başlaması milyon hastalığı engelleyecektir de bunun için kalbi ve kafası yüzde yüz milli iktidar şartı var. Orasından burasından bağlı olmayacak gavura. Bugün bu mümkün değil, ama umarım bir gün inşallah olur. Zaten oldu oldu, olmadı unutun beka niyetlerini.
--
Ruh ve beden senkronize olduğunda süzülürüz yaşamda, aksi durumda büzülürüz yatakta.
--
Ben ya da Sen


İnsan için kemalat dağının zirvesindeki toprak aşağıdakinin aynı...

Tek farkı

aşağıdan yukarı seçilmiyor
yukarıdan aşağı...

Yukarıda aşağının özlemi
aşağıdan yukarıya heves...

Yaşam ise verildiği kadar var ve tanrı insan tahterevallisinde oyun oynamakla geçiyor ömür..

Bu arada birilerinin yaşamını didikleyip, hükmederek geçen zaman da, yalnızlığın öfkeli sessizliğinde harcanan da son son bittiğinde hamuruna seni kavuşturmada en çok en sevenlerin en en dediklerin seferber olacaklar...

Senin işin bittikten sonra
ardından sana övgü
sana yergi...
Öveni övdürtecek
söveni sövdürtecek malzeme demek etki demektir.

Etki sende keyfe ya da kedere neden olmuşsa enaniyet demektir.

Enaniyet kibrin rahmidir.

Kalbinde zerre kadar kibir bulunanların canları cehenneme denildi.

Kibrimiz fazlaca ve bu kibir ile bizim yürüyebilme imkanımız yok. Üstelik çok ağırlaştırıyor kulluğu kibir.

Dipsiz bir yaşamı yaşama fukarasıyız. Beceremiyoruz yaşamayı ve civarımızdaki yaşamlar gözümüze batıyor.

Barışık olmak, haltın da sevabın da hakkını vermek lazım...

Aksi halde öncekiler sonrakilerin sağlamasından başka bir şey değil...
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.