• Haberler
  • Gündem
  • Cami-i Kebir'de Tartışmalı Değişim: Tarihi Avizeler Neden Kaldırıldı?

Cami-i Kebir'de Tartışmalı Değişim: Tarihi Avizeler Neden Kaldırıldı?

Kayseri Cami-i Kebir'de son günlerde yaşananlar, yalnızca bir 'aydınlatma sistemi yenilemesi' değil asırlık bir ruhun, mekânın tarihsel hafızasının ve estetik bütünlüğünün sökülüp bir köşeye atılmasının resmidir.

Bugün caminin içinde karşılaştığımız manzara, yürek burkan bir yabancılaşmanın en net karesini sunuyor. Ağır taş duvarların ve o uhrevi atmosferin doğal bir uzantısı olan; cam fanusları, katmanlı yapısı ve zarif metal işçiliğiyle yıllarca mekâna ruh katan tarihi avizeler yerinden edilmiş durumda. Şimdi, adeta akıbetini bekleyen birer "fazlalık" gibi, kırmızı bariyerlerle çevrili bir alanda sessizce kaderlerine terk edilmişler.

Cami-i Kebir'de Tartışmalı Değişim: Tarihi Avizeler Neden Kaldırıldı?

Onların boşluğunu ise halka formunda, LED ışıklı ve üzeri yazı kuşaklı yeni aydınlatmalar dolduruyor. Üstelik bu değişim, sanıldığının aksine mekâna "daha iyi bir aydınlatma" da sunmuyor. Yeni sistemin eskisinden daha aydınlık, ferah veya ışıltılı olduğu kesinlikle söylenemez; hatta o tarihi cam fanusların ışığı kırarak mekâna yaydığı o eşsiz canlılık, o ruhani ışıltı artık yok. Yeni olan, eskisinin ne estetiğini yakalayabiliyor ne de ışığını verebiliyor.
Hal böyleyken can yakıcı soru tam da burada başlıyor: Daha iyi aydınlatmayan, üstelik Kayseri Cami-i Kebir'in o vakur, ağır ve tarih kokan taş dokusuyla zerre örtüşmeyen bu "teknolojik" halkalar neden tercih edildi? Mesele sadece bir şeyleri "yeni" olanla değiştirmek mi? Oysa mesele sadece ışık kaynağı takmak değildir; mesele uyumdur, hafızadır, asırların ruhunu ve estetik sürekliliğini incitmemektir.

Yüzyılların içinden süzülüp gelen böylesi bir kültürel mirasın detayları üzerinde oynarken bu denli fütursuz davranılması, ister istemez şu soruları doğuruyor: Bu kararlar kimin adına, hangi estetik, tarihi ve işlevsel ölçütlere göre alınıyor?

Edinilen bilgilere göre, "yenileme" adı altında yapılan bu müdahale, cami derneğinin inisiyatifiyle, oradaki ibadete yön veren cami görevlilerinin dahi görüşüne başvurulmadan, keyfi bir kararla hayata geçirilmiş. Bir şehrin ortak değeri olan, kültürel kimliğimizin merkezinde yer alan bir yapıda böylesine bir "ben yaptım oldu" anlayışı kabul edilebilir mi? Uzmanların, tarihçilerin ve bu havayı soluyan insanların hassasiyetleri neden yok sayılıyor?

Daha da vahimi, bugün bir köşeye yığılan o avizelerin akıbeti belirsizliğini koruyor. Bu eserler envantere alınıp korunacak mı, yoksa geri dönüşü olmayacak şekilde gözden mi çıkarıldı? O avizeler yalnızca birer eşya değil; bu şehrin geçmişinin, o kubbenin altında edilen duaların sessiz tanıklarıdır. Onları yerinden etmek, yalnızca fiziksel bir değişim değil; hafızayla kurulan bağın zayıflatılması, hatta koparılması anlamına gelir.

Yetkililerin ve bu karara imza atanların kamuoyuna acil bir açıklama borcu vardır. Bu değişimin gerekçesi, karar süreci ve o tarihi avizelerin geleceği şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır. Unutulmamalıdır ki; köklü bir geçmişe sahip yapıların iç mekânlarında alınacak kararlar idari bir tasarruf değil, toplumsal ve tarihi bir sorumluluktur.
Çünkü bazı şeyler "yenilenemez."
Sadece korunur.

Haber Merkezi

Bakmadan Geçme

Kayseri Gündem - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
WhatsApp İhbar Hattı
0533 704 84 10
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!