• Haberler
  • Gündem
  • 'Maziden Atiye Uzanan Köprü: Kayseri'de Bayramların Kadim Ruhu'

'Maziden Atiye Uzanan Köprü: Kayseri'de Bayramların Kadim Ruhu'

Ak Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı, 'Bir Kayseri Esintisi' konulu paylaşımlarında bu kez, 'Maziden Atiye Uzanan Köprü: Kayseri'de Bayramların Kadim Ruhu'nu anlattı.

Millevekili Murat Cahid Cıngı'nın Kayseri'nin kadim bayram geleneği ile ilgili özel paylaşımı: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü gelenekleriyle Kayseri, her bayramı sadece dini bir vecibe olarak değil, aynı zamanda şehrin sosyal dokusunu tahkim eden kolektif bir ibadet ve yardımlaşma mevsimi olarak yaşamıştır. Eski Kayseri’de bayramın gelişi, takvimlerin ötesinde, şehrin sokaklarında, çarşılarında ve evlerinde haftalar öncesinden başlayan hummalı bir hazırlıkla hissedilirdi. 19. ve 20. yüzyılın başlarına ait hatıratlarda ve şehir kayıtlarında, Kayseri’deki bayram hazırlıklarının kendine has kuralları ve ritüelleri olduğu görülür. Bu süreç, şehrin ekonomik ve sosyal hayatını canlandıran zincirleme bir hareketliliktir. Bayramdan haftalar önce Kapalı Çarşı, Sarraflar Çarşısı ve Bedesten çevresinde iğne atsan yere düşmezken; Kayserili esnaf, bayramlık kumaşları, meşhur akide şekerlerini ve çocuk kunduralarını hazırlarken ticareti bir nevi bereket kapısı ve ahilik geleneğinin tecellisi olarak görürdü. Evlerde ise bayram, kadim bir lezzet mirasının ihyası demekti. Günler öncesinden mahalle kadınları bir araya gelir, Kayseri kete hamurlarını yoğurur, saray mutfaklarını aratmayacak incelikte ev baklavaları açardı. Taş fırınların önünde sabaha kadar süren bu kete ve baklava nöbetleri, mahalle kültürünün en güçlü çimentosuydu. Arefe günü ikindi namazından sonra şehirde adeta hayat durur, kabristanlar ziyaret edilirdi. Geçmişe vefa dualarla gösterilir; kabir başlarında sulanan her bir çiçek, Kayseri insanının köklerine olan sadakatinin bir nişanesi sayılırdı. Kayseri’de eski bayram sabahları ise tam bir nizam ve huşu içinde başlardı. Cami-i Kebir, Hunat ve Kurşunlu gibi tarihi camilerde kılınan bayram namazlarının ardından, cami avlularında saf tutulur; zenginle fakirin, küsle barışığın ayırt edilmediği toplu bayramlaşmalar yapılırdı. Evlerde ise bayramın ilk günü kurulan ve ortasına Kayseri mantısı, su böreği ve bamya çorbasının yerleştirildiği bayram sofraları, aile bağlarının en somut göstergesiydi. Bu bayramlar, sadece eğlenilen günler değil; yetimin gözetildiği, yaşlıların kapısının çalındığı, toplumsal dengenin ve yardımlaşmanın zirveye ulaştığı manevi birer mektepti. Bir çocuğun yastığının altına koyduğu yeni kundurasındaki sevinç de, bir büyüğün elini öpen gencin aldığı duadaki huzur da bu şehrin kimliğini oluşturan asıl değerlerdi. Bugün dünya değişse ve bayramlar modern zamanın ritmine ayak uydursa da, Kayseri’nin bağrında taşıdığı bu bayram ruhu, aslında şehrimizin mayasıdır. Geçmişin o samimi niyetlerini ve güzel adetlerini bugüne taşımak, bu topraklara olan vefa borcumuzdur.

Haber Merkezi

Bakmadan Geçme

Kayseri Gündem - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
WhatsApp İhbar Hattı
0533 704 84 10
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!