Hakan TOPUZOĞLU

Kutu Kutu Pense: Masum Bir Tekerlemeden Dijital Çağın Sorgulamasına

Hakan TOPUZOĞLU

Bugün öğrendiğim bir bilgi zihnimi kurcalıyor: Çocukken neşeyle söylediğimiz “Kutu kutu pense, elmamı yese…” tekerlemesinin kökeninin Fransızca “écoute, écoute, pense” yani “dinle, dinle, düşün” olabileceği iddiası. Doğru ya da değil… Ama bu ihtimal bile insanı durup düşündürüyor. Çünkü çocuklukta dilin içine gizlenen şeyler, sandığımızdan çok daha derin olabilir.

Hatırlayın… Bir halka olurduk. El ele. Dönerdik. Şarkıyı söylerken kimse “bu ne demek?” diye sormazdı. Çünkü çocuklukta anlam değil, tekrar ve ritim öğretir. Ama belki de tam bu yüzden, en güçlü mesajlar da o yaşlarda fark edilmeden zihne yerleşir.

Şimdi geriye dönüp bakınca şu soru kaçınılmaz:
Biz gerçekten neyi tekrar ediyorduk?

Eğer gerçekten “dinle, dinle, düşün” gibi bir kökene sahipse, bu sadece bir çocuk oyunu değil; bir öğrenme metodunun şarkılaştırılmış hali olabilir. Önce dinle. Tekrar dinle. Sonra düşün. Yani aslında bugün “eleştirel düşünme” dediğimiz şeyin en sade formu.

Ama işin ilginç tarafı şu:
Biz büyürken bu mesajı fark etmeden aldık… fakat büyüdükçe uygulamayı bıraktık.

Bugün içinde yaşadığımız dünyaya bakalım. Özellikle dijital dünyaya. Sürekli bir bilgi akışı var. Sosyal medya, haber siteleri, yapay zeka araçları, algoritmalar… Her şey bize bir şeyler söylüyor. Ama biz gerçekten dinliyor muyuz? Yoksa sadece maruz mu kalıyoruz?

Bir teknoloji uzmanı olarak en büyük kaygım tam da burada başlıyor.
Artık insanlar bilgiye ulaşmakta zorlanmıyor, aksine bilgiye boğuluyor. Ama “düşünme” kısmı giderek zayıflıyor.

Eskiden çocukken dönerken bile bir ritim vardı. Bir tekrar vardı. Bir farkındalık olmasa bile bir yavaşlık vardı.
Bugün ise her şey hızlı. Çok hızlı.

  • Bir haberi okumadan paylaşıyoruz.
  • Bir videoyu sorgulamadan inanıyoruz.
  • Bir yapay zekâ çıktısını kontrol etmeden doğru kabul ediyoruz. 

Yani aslında çocukken öğrendiğimiz o üç adımın sonuncusunu atlıyoruz: düşünmeyi.

Belki de mesele şu:
Çocuklukta bilinçsizce aldığımız doğru mesajları, yetişkinlikte bilinçli şekilde uygulayamıyoruz.

 

 

Bugün yapay zekâ ile çalışan sistemler geliştiriyoruz. Algoritmalar yazıyoruz. Veriyi işliyoruz. Ama insanın en temel yeteneğini — düşünmeyi — algoritmalara devretme eğilimindeyiz. Bu çok tehlikeli bir konfor alanı.

Çünkü teknoloji hiçbir zaman “doğruyu” garanti etmez.
Sadece “hızlıyı” ve “kolayı” sunar.

O yüzden belki de yeniden çocukluğa dönmek gerekiyor. Ama bu sefer bilinçli bir şekilde.

Kutu kutu pense oynayan o çocuk gibi:

  • Önce dinlemek
  • Sonra tekrar dinlemek
  • Ve en önemlisi… düşünmek 

Belki de bu yüzden bu tekerleme sadece bir oyun değildi.
Belki de bize yıllar önce verilmiş basit ama güçlü bir uyarıydı.

Bugün, dijital dünyanın ortasında ayakta kalmak isteyen herkes için hâlâ geçerli bir uyarı:

Dinle. Tekrar dinle. Ama mutlaka düşün.

 

Yazarın Diğer Yazıları