Halil SEVERCAN

Geçmişe Özlem de Neyin Nesi? -2

Halil SEVERCAN

Geçmişe Özlem de Neyin Nesi? -2

İlk, orta ve liseler  devlet okulu, özel okulun adı yok, okullara servis ne gezer, yakın ve orta mesafelere yaya , biraz uzaksa Belediye Otobüsü ile gidilirdi. Sınıflarda toplumun her kesiminden öğrenciler olurdu ,İlk okulda   tek tip kıyafet olan siyah kumaştan dikilmiş önlük giyilir  ve beyaz yakalık takılırdı. 

Okul çantaları genelde tahtadan yada kumaştan yapılırdı. Defterler ve kitaplar bulunabilinirse gazete ile kaplanırdı. Teneffüslerde okul bahçesinde  kağıttan, yada çaputtan yapılmış toplarla toplu maçlar yapılırdı ve öğrenciler arasında zengin, fakir çocukları ayırımı olmadan kardeş kardeş yaşanır, dar gelirli bir ailenin çocuğu varlıklı bir aileye mensup  sınıf arkadaşının  evine gidebilir, arkadaşını kendi evlerinde misafir edebilirdi. Kimse kimseye tepeden b akmaz  , tabir caizse hava atmazdı. 

Geçmişe özlem bunlar olsa gerek.

Yerli malı haftaları olurdu, çoğumuz bir takım meyvaları ve yemişleri yerli haftalarında sınıflarımızda görürdük,  günümüzdeki gibi narenciye meyveleri ve tropik meyveler pek gelmezdi, çünkü o zamanlar ulaşım çok kısıtlıydı. 

 Birde turfanda diye bir şey vardı. Turfanda ilk olarak yetişen meyve ve sebzelerden oluşurdu.  Ama hepside organik dedikçe organikti. Ne varki çoğunun yerlisi çıkana kadar her aile turfanda sebze ve meyveyi tadamazdı.  Aile reisi eve turfanda bir meyve getirince ‘’ Turfandayı tattık , kaygıyı attık’’ demek olmazsa olmaz bir kaideydi.    Bu arada turfanda bir meyve alan komşusuna, yada imkanı yerinde ise komşularına da ikram ederdi ki ;
       Geçmişe özlem bu olsa gerek….

Memlekette park diye bir iki mekan vardı, ya da yoktu benim bildiğim  müselles bahçe denilen sonra Pazar yeri olan cürcürler mahallesinde bir park  vardı , parkda basit spor aletleri vardı. Genelde burada yetişkin ağabeyler   maç yaparlardı. 

Kapalı salon denilince Talas Amerikan Koleji akla gelirdi başkacada salon yoktu. Sırf bu yüzden olsa gerek  salon sporlar tabir ettiğimiz Basketbol, voleybol, hentbol gibi spor dalları fazla gelişmemişti.

Ama futbol oynamak için  alan pek çoktu yeter ki top olsun.Bu nedenle günümüzde olduğu gibi futbol diğer spor branşlarının  daima önündeydi.

 Top , hele meşin top deyip geçmeyin , top bulmakta kapalı salon bulmak kadar zordu. Mahallede, yada sınıfta bir arkadaşın topu olunca sınıf bayram ederdi.  Topu olan takımın tabii kaptanıydı, bir de isteyince  topunu alıp gider, böylece de maçın süresini de belirlemiş olurdu.

  1980 li yıllara kadar futbol sahaları yağmur yağınca çamur deryası , rüzgar esince çölde kum fırtınası gibiydi desem mübalağa etmiş olmam.

Spor malzemesi denilince Kayseri de bir tek evet bir tek  Emin Türk Spor mağazası vardı. Fiyatlar tekel malı gibi Emin amca ne derse o olur, beş kuruş bile ikram etmezdi. Siboplu top patladımı onu da tek  Rahmetlik emin amca yapardı.

Spor kulüpleri ve okullar bu mağazadan alış veriş yaparlardı evet o günlerde spor yapmak oldukça pahalıydı.

Bu saydıklarım geçmişte yaşadığımız olumsuzluların binde   biri bile değil  ;düşünüyorum da bu maddi olarak ifade etmeye çalıştıklarımın hiç birisi geçmişe özlem için   ne eski mahalleler, ne eski eğlence yerleri, ne eski giyecekler, ne de eski yiyecekler geçmişe özlemin nedeni olamaz.

Neydi eski günler dememizin  tek nedeni o günlerde  kalan komşuluk ilişkileri, yardımlaşmalar, dürüst esnaflıklar  candan arkadaşlıklar mezara kadar süren yalansız, riyasız dostluklar maddeye değil manaya verilen değerlerdir.

Bu nedenle maddiyetin insanoğlunu mutlu etmediğini bir kere daha görmüş oluyor, yaşamaktan haz almak isteyenleri  maneviyata davet ediyorum. Saygılarımla.

Yazarın Diğer Yazıları