Hüseyin TAŞ

8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve Kadının Gerçek Değeri

Hüseyin TAŞ

Her yıl 8 Mart’ta dünyada International Women’s Day (Dünya Kadınlar Günü) konuşulur. Bu günün ortaya çıkışı, Batı dünyasında kadınların uğradığı haksızlıkların ve ağır çalışma şartlarının bir sonucudur.

1857 yılında New York City’de tekstil fabrikalarında çalışan kadın işçiler; düşük ücretlere, uzun çalışma saatlerine ve insanlık dışı şartlara karşı greve çıktılar. Ancak bu hak arayışı büyük bir acıyla sonuçlandı. Fabrikada çıkan yangında çok sayıda kadın işçi hayatını kaybetti. Bu trajedi, tarihe kara bir sayfa olarak geçti.

Daha sonra 1910 yılında Alman aktivist Clara Zetkin, kadınların hak mücadelesini hatırlatmak için uluslararası bir gün önerdi. Bu fikir zamanla kabul gördü ve 1977 yılında United Nations (Birleşmiş Milletler) tarafından 8 Mart resmî olarak Dünya Kadınlar Günü ilan edildi.

Ancak burada çok önemli bir gerçeği görmek gerekir:
Kadına değer verme anlayışı Batı’nın keşfettiği bir kavram değildir.

İslam medeniyeti, kadına değeri bundan 14 asır önce vermiştir. Peygamber Efendimiz Hz. MUHAMMED, kadınlara saygı gösterilmesini açıkça emretmiş ve ümmetine örnek olmuştur.

Peygamber Efendimizin şu sözü İslam’ın kadına verdiği değeri açıkça ortaya koyar:
“Cennet annelerin ayakları altındadır.”
Bu söz sıradan bir ifade değildir. Bu söz, annenin ve kadının İslam’daki yüce makamını anlatır. Çünkü anne; hayatın kaynağıdır, merhametin adıdır ve insanlığın ilk öğretmenidir.
Ne yazık ki modern Batı medeniyetinde kadına verilen sözde özgürlük çoğu zaman kadının bedeninin bir tüketim aracına dönüştürülmesiyle sonuçlanmıştır. Reklamlarda, moda dünyasında, eğlence sektöründe ve sözde sanat adı altında kadın çoğu zaman bir gösteri nesnesi hâline getirilmiştir.
Oysa İslam’da kadın bir meta değil, bir emanettir.
Kadın; annenin şefkati, eşin sadakati ve kız evladın masumiyetiyle toplumun en değerli varlığıdır.
Türk kültürü de bu anlayışı asırlardır yaşatmıştır. Eski Türk devletlerinde “hatun” yalnızca bir eş değil, devlet yönetiminde söz sahibi olan saygın bir şahsiyetti.
Türkçede kullanılan anaokulu, anasınıfı, anayasa ve Anadolu gibi kelimelerde “ana” kelimesinin bulunması bile toplumun temelinde annenin bulunduğunu gösterir. Çünkü Türk milletinin kültüründe ana kutsaldır.

Sonuç olarak kadına saygı yalnızca bir günle sınırlı olamaz. Kadınlara değer vermek, onları korumak ve saygı göstermek; hem İslam’ın hem de Türk milletinin temel ahlaki değerlerinden biridir.

Bu nedenle gerçek anlamda kadına saygı her gün olmalıdır.
Bir gün değil, her gün kadınlara saygı günüdür.
 

Yorumlar 5
Yasemin Doğan 08 Mart 2026 20:16

Kaleminize sağlık.

Zeki Metin Yalçın 08 Mart 2026 09:44

Eline sağlık

Hatice 07 Mart 2026 23:26

Kadının yerini,olması gereken değeri çok güzel örneklerle ifade etmişsiniz Hüseyin Bey, teşekkürler

Ferda Gürbüz 07 Mart 2026 23:18

Hüseyin hocam ne kadar güzel ifade etmişsiniz kadının değerini yüreğinize sağlık. Allah'ın, peygamber efendimizin, ve İslam dininin kadınlara verdiği değeri medeniyet denilen zihniyet vermemiştir. Peygamber efendimizin veda hutbesinde kadınlar benim size emanetim demesi bunun örneğidir İslam ahlakı ile yaşasak ve yaşatılsa sanırım gözü yaşlı kadın sayısı az olurdu. Ayrıca günümüz kadınları özgürlük ve kadın erkek eşitliği adı altında kendi değerlerini ayaklar altına almış olmaları çok üzücü bir durum. Kadınların kendi değerinin farkına vardığı bir gün değil her günün ahlaki değerler üzerine yaşadığı korunup kollandığı günler dileğimle.

H. Kaya 07 Mart 2026 23:07

Kadın tarihte belki de hiç bu kadar değersiz olmamıştı. Günümüz tüketim toplu kadını metalaştırdı. Yakın tarihimizde erkekler bir bayan görünce saygısından ayağa kalkar yer verirdi. İffet kavramı ile kadını saygınlaştırırdı. Bugün neyin günü kutlanıyorsa onun içi boşaltılmış. Yazınız takdire şayan olmuş

Yazarın Diğer Yazıları