Hüseyin TAŞ

ABD–İran Gerilimi

Hüseyin TAŞ

ABD–İran Gerilimi, İsrail Faktörü ve Bölgesel Güç Dengeleri


Ortadoğu’da tansiyon yeniden yükseliyor. Küresel güç mücadelesinin merkezinde üç kritik aktör bulunuyor: 
Amerika Birleşik Devletleri, İran ve İsrail.

Bölgedeki askerî yığınak, nükleer tartışmalar ve güvenlik doktrinleri; olası bir çatışma senaryosunu her zamankinden daha fazla gündeme taşıyor.

ABD’nin İran Çevresindeki Askerî Stratejisi

ABD, İran’a karşı doğrudan savaş ilanı yerine çevreleme ve caydırıcılık stratejisi uygulamaktadır. 
Bu strateji; uçak gemisi grupları, hava savunma sistemleri, ileri üsler ve bölgesel ittifaklar üzerinden yürütülmektedir.

Basra Körfezi ve Umman Denizi’nde konuşlu deniz gücü; Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü, Bahreyn’deki 5. Filo ve Körfez ülkelerindeki askerî tesisler bu stratejinin temel ayaklarını oluşturmaktadır.

Konuşlandırılan savaş uçakları dönemsel olarak değişse de F-15, F-16, F/A-18 ve F-35 gibi platformların yoğun şekilde bölgede bulunması dikkat çekmektedir. 
Ancak Washington’un temel hedefi doğrudan savaş değil; enerji yollarının güvenliği, bölgesel denge ve İsrail’in güvenliğinin korunmasıdır.

İran’ın Asimetrik Güç Doktrini

İran, konvansiyonel hava gücü bakımından ABD ile kıyaslanabilecek kapasitede değildir. 
Buna karşılık asimetrik savaş stratejileri geliştirmiştir.

Balistik ve seyir füzeleri, insansız hava araçları, Hürmüz Boğazı’nı kapatma potansiyeli ve bölgesel vekil güç ağı Tahran’ın en önemli kozlarıdır. 
Son yıllarda yapılan kapsamlı askerî tatbikatlar hem iç kamuoyuna güç mesajı vermekte hem de dış aktörlere caydırıcılık sinyali göndermektedir.

Nükleer Eşik ve Kritik Denge

İran, nükleer programının barışçıl amaçlı olduğunu savunmaktadır. 
Ancak uranyum zenginleştirme oranlarının artması Batı dünyasında nükleer eşik tartışmalarını derinleştirmiştir.

Eğer İran’ın nükleer silah üretim kapasitesine yaklaştığı kanaati güçlenirse, bu durum bölgesel güvenlik mimarisini köklü biçimde sarsabilir.

İsrail’in Önleyici Vuruş Doktrini

İsrail’in güvenlik anlayışı, varoluşsal tehdit algılandığında önleyici saldırıyı meşru görmektedir. 
Geçmişte Irak ve Suriye’de nükleer tesislere yönelik operasyonlar bu yaklaşımın somut örnekleridir.

Tahran’ın nükleer eşik seviyesine ulaştığı yönünde bir değerlendirme oluşursa, ilk askerî hamlenin Tel Aviv’den gelme ihtimali göz ardı edilemez. 
Böyle bir senaryo, ABD’yi doğrudan olmasa da dolaylı biçimde çatışmanın içine çekebilir.

Olası Savaş Senaryosu

İsrail’in ilk saldırıyı gerçekleştirmesi hâlinde(yazıyı 2 gün önce hazırlamıştım  bu sabah 9 da vurdu İsrail) İran’ın balistik füzelerle karşılık vermesi, Körfez’deki ABD üslerini hedef alması ve vekil unsurları devreye sokması muhtemeldir. 
Hürmüz Boğazı’nın kapanması ise küresel enerji piyasalarında ciddi bir krize yol açabilir.

Bu durumda savaş, görünürde ABD–İran çatışması gibi algılansa da fiilî mücadele büyük ölçüde Körfez ülkeleri ve İsrail üzerinden yürütülebilir.

Türkiye’nin Konumu

Türkiye, NATO üyesi olmakla birlikte bağımsız dış politika izlemektedir. 
Doğrudan çatışma tarafı olma ihtimali düşük görünse de ekonomik ve güvenlik etkileri kaçınılmazdır.

Enerji fiyatlarındaki artış, ticaret yollarındaki belirsizlik ve bölgesel istikrarsızlık Türkiye’yi doğrudan etkileyebilir.

Genel Değerlendirme

Hiçbir aktör tam kapsamlı bir savaşı arzu etmemektedir. 
Ancak nükleer eşik meselesi kırmızı çizgi hâline gelirse dengeler hızla değişebilir.

Önümüzdeki süreçte klasik cephe savaşlarından ziyade hibrit çatışmalar, vekâlet savaşları, siber saldırılar ve ekonomik baskılar daha belirgin hâle gelebilir.

Ortadoğu, yine tarihî bir eşikte durmaktadır.

 

Yorumlar 6
Hubu Kaya 28 Şubat 2026 21:18

Zulum ile abad olanlar ahireti berbat etmekle kalmadılar dünyadaki mazlumları da ateşe veriyorlar. Türkiye de buradan stratejik dersler çıkarmalı. Yakın coğrafyamız ateş hattı içeride de hain sayısı az değil malesef. Allah zalimlerin tuzaklarını kendilerine çevirsin. Bizi de vesile kılsın. İzleyip göreceğiz.. Tüm islam camiasının ve mazlumların yar ve yardımcısı olsun

Zeki Metin Yalçın 28 Şubat 2026 21:06

Güzel

Demet 28 Şubat 2026 20:31

Herzamanki gibi filler tepişiyor olan yine çimlere oluyor

Hikmet sarı 28 Şubat 2026 20:17

Böylesi hassas dönemlerde slogan değil, serinkanlı analiz gerekir. Yazınız tam da bu ihtiyaca cevap veriyor. Kaleminize sağlık; hakikati arayan, dengeli ve sorumlu bir diliniz var. Bu tür metinler, kamuoyunun sağduyusuna katkı sunar.

Ferda Gürbüz 28 Şubat 2026 20:08

İran Amerika arasında danışıklı dövüş sanki fakat yine masum insanlara ve çocuklara yazık olacak, tabi birde ekonomik boyutu var.

Mecit 28 Şubat 2026 19:42

Çin desteğini çekti mi?

Yazarın Diğer Yazıları