Eğitimde şiddete “hayır” demek tek başına yeterli değildir. Asıl mesele, bu şiddeti doğuran toplumsal ve yapısal zemini doğru analiz edebilmektir. Aksi hâlde yalnızca sonuçlara tepki vermekle yetinir, sorunun kökünü görmezden gelmiş oluruz.
Türkiye, yüz yılı aşan eğitim tecrübesine rağmen hâlâ temel sorunlarını tartışıyorsa, burada ciddi bir yapısal problem olduğu açıktır. Zorunlu eğitim sistemi olarak uygulanan 4+4+4 modeli, kâğıt üzerinde eğitim süresini artırmış olsa da bu artış niteliksel bir dönüşüm yaratmamıştır. Sistem, yıllardır hem pedagojik hem de yapısal açıdan yoğun eleştirilere konu olmaktadır.
NİTELİK SORUNU
Bugün gelinen noktada temel tablo oldukça nettir:
Sanayi, üretim ve teknik alanlarda nitelikli eleman eksikliği vardır.
Gençler diploma sahibi olmakta, ancak mesleki yeterlilik kazanmadan mezun olmaktadır.
Okullar, eğitim kurumları olmaktan ziyade sınav hazırlık merkezlerine dönüşmüştür.
Bu durum açık bir gerçeği ortaya koymaktadır: Eğitim vardır, ancak nitelik sorunu derindir.
DERSHANE GERÇEĞİ VE KAMUSAL EĞİTİM
Gelişmiş ülkelerde örneğine az rastlanan dershane sistemi, Türkiye’de adeta bir sektör hâline gelmiştir. Eğer öğrenciler okul dışında ek bir eğitim kurumuna zorunlu olarak ihtiyaç duyuyorsa, burada temel bir soru ortaya çıkar:
Okulun işlevi nedir?
Bugün dershanelerin yaygınlığı, özel okulların artışı ve özel sağlık kuruluşlarının çoğalması, kamusal hizmetlerin yeterliliği konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getirmektedir.
GENÇLİK VE DİJİTAL ETKİ
Son yıllarda gençlik üzerinde etkili olan faktörler daha da belirgin hâle gelmiştir:
Sosyal medyanın kontrolsüz kullanımı
Şiddet içerikli yapımların yaygınlaşması
Suç kültürünün bazı içeriklerde normalleştirilmesi
Pandemi sonrası süreçte bu etkiler daha görünür olmuştur. Gençlik; üretmekten uzaklaşan, düşünmek yerine tüketen ve sorgulamak yerine yönlendirilen bir yapıya doğru sürüklenmektedir.
Dijital cihazlar artık yalnızca bir araç değil, aynı zamanda davranışları şekillendiren güçlü bir etki alanına dönüşmüştür.
ŞİDDETİN DERİN ANATOMİSİ
Okul koridorlarını kan gölüne çeviren o silahın tetiğinde yalnızca bir gencin parmağı yoktur; ihmal edilmiş ailelerin, işlevsiz rehberlik mekanizmalarının ve sosyolojik çürümeyi zamanında idrak edemeyen bir toplumun da vebali vardır.
Bir aile danışmanı, yıkılan temelleri; bir sosyolog, toplumsal enkazı; bir fotoğraf sanatçısı ise bu karanlık tablonun arka planını görür. Ancak toplum çoğu zaman yalnızca “olayı” izler. Oysa mesele tekil bir olay değil, bir cinnetin anatomisidir.
Mesele güvenlik meselesi olmaktan çok, insan kalma yetimizi kaybetmemizle ilgilidir. Kadrajı değiştirmedikçe sorunu doğru göremeyiz. Çünkü sorun yalnızca bireyde değil, giderek griye dönüşen toplumsal zemindedir.
ULUSLARARASI ÖRNEKLER
Norveç ve Finlandiya gibi ülkeler eğitimde başarılarıyla öne çıkmaktadır. Bu ülkelerin farkı tarihsel geçmiş değil, sistemli planlama ve uzun vadeli eğitim vizyonudur.
Dolayısıyla sorun zaman değil, yönetim anlayışı ve sistem tasarımıdır.
Eğer eğitim sistemi köklü bir şekilde yeniden yapılandırılmazsa, sosyal medya ve dijital içeriklerin etkisi kontrol altına alınmazsa ve gençlik sahipsiz bırakılmaya devam ederse, bugün yaşanan sorunlar gelecekte olağan hâle gelecektir.
Bu durumda kaybedilecek olan yalnızca eğitim sistemi değil, doğrudan toplumun geleceğidir.
ÇAĞRI
Eğitim yalnızca derslerden ibaret değildir. Eğitim, bir milletin geleceğini şekillendiren temel unsurdur.
Bu nedenle:
Eğitim sistemi acilen yeniden yapılandırılmalı
Mesleki eğitim güçlendirilmelidir
Dijital içerik alanı düzenlenmelidir
Okullar yeniden gerçek eğitim kurumlarına dönüştürülmelidir