Şer’î ölçüler esas alınarak yapılan astronomik hesaplamalar neticesinde, 1447 (2026) yılı Ramazan ayı hilalinin 18 Şubat 2026 Çarşamba günü ilk defa Büyük Okyanus bölgesinden itibaren görülebilir hâle geleceği tespit edilmiştir. Hilalin görülebilirlik anı Türkiye saatiyle 06.42’dir.
Bu doğrultuda 19 Şubat 2026 Perşembe günü, 1447 (2026) yılı Ramazan ayının birinci günüdür.
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Hilali görünce oruç tutun, hilali görünce bayram edin. Eğer hava kapalı olursa Şaban ayını otuz güne tamamlayın.”
Bu hadis-i şerif, orucun başlangıcının temel ölçüsünün hilalin görülmesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Asırların değişmesi ve teknolojinin gelişmesi bu ilkeyi ortadan kaldırmaz; bilakis onu daha sağlam bir zemine oturtur.
Bugün insanlık uzay çağını yaşamaktadır. Uydular, teleskoplar ve gelişmiş astronomik yazılımlar sayesinde Ay’ın hareketleri saniyesi saniyesine hesaplanabilmektedir. Hilalin nerede, hangi saatte ve hangi şartlarda görülebileceği bilimsel olarak tespit edilebilmektedir. Bu imkânlar, şer’î ölçüye alternatif değil; onun doğru ve güvenilir şekilde uygulanmasına hizmet eden araçlardır.
Kur’an-ı Kerim’de, Bakara Suresi 183. ayette şöyle buyrulur:
“Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı. Umulur ki takvaya erersiniz.”
Ramazan yalnızca takvim meselesi değildir; takva meselesidir. Ancak takvimdeki birlik, ümmetteki birliğin sembolüdür. Aynı hilale bakıp farklı günlerde oruca başlamak teknik bir ihtilaf gibi görünse de kalplerde ayrılığa sebep olmamalıdır. Bilakis günümüz imkânları, ümmetin müşterek bir takvim etrafında birleşmesini mümkün kılmaktadır.
Hilal sadece Ay’ın ince bir yayı değildir; vahdetin işaretidir. Aynı hilali beklemek, aynı gün oruca başlamak ve aynı gün bayram etmek, yeryüzündeki bütün Müslümanları görünmez bir kardeşlik bağıyla birbirine bağlar.
Teknolojik olarak zirveye ulaşmış bir çağda artık hilal tartışmalarıyla ayrışma değil; ilim ve şer’î ölçü birlikteliğiyle birleşme zamanıdır. Astronomik hesap ile hilal gözlemi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. İlim, Allah’ın ayetlerini okumaktır; ister Mushaf’ta ister kâinatta.
Ramazan; rahmet, mağfiret ve arınma ayıdır. Aynı zamanda ümmet bilincinin yeniden diriliş mevsimidir.
Vahdet; sloganla değil, ortak ibadet şuuru ve ortak takvim bilinciyle güçlenir.
Dua ve niyazımız şudur:
Bu Ramazan, İslam âleminin kalplerini birleştirsin.
Hilal, ayrılığın değil birliğin sembolü olsun.
İlim ile sünnet, teknoloji ile şer’î ölçü aynı çizgide buluşsun.
Artık tartışma değil, vahdet zamanıdır.