Ey Allah’ın emriyle gelen kutlu ay…
Ey gönülleri arındıran, nefisleri terbiye eden, ruhları dirilten Ramazan…
Bir düşünelim: İmsak vaktinden iftar vaktine kadar, yalnızca Allah emrettiği için yemekten, içmekten ve nefsin arzularından uzak durmak… Sadece aç kalmak değil; dili yalandan, kalbi kinden, gönlü kibirden korumak… Dedikodudan, iftiradan, kavgadan ve kötülüğün her türlüsünden sakınmak…
Ramazan, İslam’ın şiarıdır.
Ramazan, kulluğun sembolüdür.
Ramazan, ümmet bilincinin en canlı tezahürüdür.
Aynı saatte sahura kalkmak, aynı vakitte iftar etmek… Zenginle fakirin aynı sofrada buluşması, açlığın hâlini birlikte hissetmesi… Bu ay, yalnızca bireysel ibadetin değil; toplumsal dayanışmanın, birlik ve beraberliğin de zirveye çıktığı bir aydır.
Elbette ki Yüce Allah; hasta olanı, yolcu olanı, gücü yetmeyeni müstesna kılmıştır. Kur’an’da açıkça bildirildiği üzere mazereti bulunanlar oruçlarını daha sonra kaza eder veya fidye ile sorumluluklarını yerine getirirler. Onlar da oruç tutmak ister; fakat sağlıkları veya şartları buna imkân vermez. Dinimiz zorluk değil, kolaylık ister.
Ramazan’ı küçümseyenlere, “yobazlık” ithamında bulunanlara ise şu soruyu sormak gerekir: İnancı aşağılamak aydınlık mıdır? Bir milletin değerleriyle alay etmek ilericilik midir? İnançla kavga ederek hangi medeniyet inşa edilmiştir?
Asıl mesele şudur: Bir toplum, kendi kökleriyle barışmadan güçlü olabilir mi? Maneviyatı olmayan bir kalkınma kalıcı mıdır? Teknoloji üretmek elbette önemlidir; ancak ahlak üretmeden, değer üretmeden yapılan kalkınma insanı nereye taşır?
Ramazan; sadece mideyi değil, zihni de disipline eder. Sadece bedeni değil, ruhu da eğitir. Sabır öğretir, merhamet öğretir, şükür öğretir. Açlıkla empati kurmayı, paylaşmayı ve infakı hatırlatır.
Bu ay, insanın kendine dönmesidir.
Bu ay, kalbin pasını silmesidir.
Bu ay, Allah ile bağını güçlendirmesidir.
Ramazan, geri kalmışlığın değil; dirilişin adıdır.
Ramazan, karanlığın değil; iç aydınlığın adıdır.
Ramazan, zorbalığın değil; sabrın ve merhametin adıdır.
Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan…
Ruhumuzu arındır, kalplerimizi yumuşat, bizi bize getir.
