Hüseyin TAŞ

Katil Terörist israil'e 'İdama Dur De!' : Orta Doğu'da Adalet Sınavı

Hüseyin TAŞ

'İdama Dur De!' Orta Doğu'da Adalet Sınavı

 Filistin Üzerinden Küresel Vicdanin Çöküşü

Orta Doğu’da yaşananlar artık yalnızca bir çatışma değil; açık bir şekilde uluslararası sistemin adalet anlayışının test edildiği bir krizdir. Özellikle Filistin topraklarında, başta Gazze ve Batı Şeria olmak üzere yaşanan gelişmeler, Müslüman dünyasında derin bir öfke ve hayal kırıklığına yol açmaktadır.

Katil İsrail’in yürüttüğü askeri operasyonlar uzun süredir “güvenlik” gerekçesiyle savunulsa da, sahadan gelen görüntüler ve raporlar bu operasyonların ciddi insani sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Sivil kayıplar, yerinden edilmeler, altyapının zarar görmesi ve özellikle çocukların bu süreçten ağır şekilde etkilenmesi artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaşmıştır.

Bu tablo, Müslüman dünyasında şu güçlü algıyı pekiştirmektedir: Sorun yalnızca bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda sistematik bir adaletsizliktir.

Son dönemde katil, terörist İsrail parlamentosunda kabul edilen idam cezası kararı, Müslüman dünyasında derin bir endişe yaratmıştır. Bu karar kapsamında yaklaşık 12.000 masum Filistinli tutuklunun idamının mümkün hâle gelmesi gündeme gelmiştir. Müslümanlar açısından bu, sadece siyasi bir mesele değil; aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir kriz olarak görülmektedir. İslam hukukunda cezanın bireysel olması ve masumların korunması esastır; toplumsal kimliğe göre uygulanacak bir ceza ise hem hukuka hem de insanlığa aykırıdır. Bu durum, ümmet vicdanında büyük bir tepki ve birlik çağrısı doğurmuştur.

Müslüman kamuoyu açısından mesele daha da kritik bir hal almaktadır. İslam ahlakı savaşta dahi sınırlar koyar; sivillerin, çocukların ve masumların korunmasını esas alır. Bu nedenle Filistin’de yaşananlar yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir mesele olarak görülmektedir.

Türkiye, Pakistan,Katar, Mısır, Suudi Arabistan ve diğer Müslüman ülkeler bu süreçte çeşitli tepkiler vermektedir. Ancak İslam dünyasında yaygın olan kanaat şudur: bu tepkiler ortak, güçlü ve sonuç alıcı bir stratejiye dönüşememektedir.

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail’e verdiği destek, bu krizi sadece bölgesel olmaktan çıkarıp küresel bir mesele haline getirmektedir. Bu durum, uluslararası sistemin tarafsızlığına olan güveni ciddi şekilde zedelemektedir.

Bugün gelinen noktada sorulması gereken en net soru şudur: Uluslararası hukuk gerçekten herkes için mi geçerli, yoksa sadece güçlü olanlar için mi işletiliyor?

Filistin’de yaşananlar, bu sorunun en somut örneğidir. Eğer adalet ilkesi evrensel değilse, o zaman mevcut sistemin meşruiyeti de tartışmalı hale gelir.

Eğer bugün yaşananlar karşısında etkili ve adil bir çözüm üretilmezse, bu süreç sadece bölgesel bir kriz olarak kalmayacaktır. Aksine, insanlık tarihine adaletin zayıfladığı, gücün hukukun önüne geçtiği bir dönem olarak geçecektir.

Kalıcı çözüm için gerekli olanlar açıktır: uluslararası hukukun eşit uygulanması, sivillerin korunması, şeffaf yargı süreçleri ve insan hayatının her şeyin önünde tutulması.

Aksi halde, bugün yaşananlar yarın başka coğrafyalarda da tekrarlanacaktır.

Yorumlar 4
Mehmet Akif 10 Nisan 2026 02:30

Rabbim müslümanlara basiret, birlik ve beraberlik ruhu versin. Tebrikleri

Turan Yüce 07 Nisan 2026 12:01

Eline kalemine sağlık çok güzel bi yazı olmuş..

Levent Yüce 06 Nisan 2026 19:10

Kalemine sağlık. Yeni makalelerini bekliyoruz.

Yasemin Doğan 06 Nisan 2026 17:57

Kaleminize kuvvet⚘️

Yazarın Diğer Yazıları