Dijital Dönüşüm ve Toplum 5.0'a Doğru
İbrahim YEMLİHALIOĞLU
Dünya hızlı bir şekilde dijitalleşmeye yönelmektedir. Ülkemizin de bu dönüşüm sürecinden en etkin biçimde yararlanabilmesi için kapsamlı planlar yapması bir zorunluluktur. Dijitalleşmenin insanlığı nereye götürdüğünün farkında olarak hedeflerimizi belirlememiz, olası zararlarını ve sonuçlarını öngörüp çalışmalarımızı hızla hayata geçirmemiz elzemdir.
Dijital dönüşüm; yeni iş alanlarını, farklı iş yapma biçimlerini, değişen yaşam tarzlarını, eğitim yöntemlerini, güvenlik sorunlarını ve pek çok bilinmezi gündeme taşımaktadır. Bu dönüşüm, sadece ekonomiler için değil, toplumlar açısından da büyük fırsatlar barındırmaktadır.
COVID-19 salgını sürecinde dijital dönüşümün ne kadar etkili olabileceği birçok ülkede açıkça görülmüştür. Dirençli bir ekonomi ve toplum inşa edebilmek için sağlık hizmetleri, eğitim, kamu yönetimi, finans ve sanayi başta olmak üzere tüm sektörlerde kapsamlı düzenlemeler yapılmalı; dijitalleşme, veri paylaşımı ve benzeri adımlar desteklenmelidir. Orta ve uzun vadede, daha insancıl ve mutlu bir toplum yaratmak, yani Toplum 5.0 vizyonunu hayata geçirmek, dijital dönüşüm yoluyla sosyal sorunların çözülmesiyle mümkün olacaktır.
Bu amaçla, dijital dönüşüm süreciyle COVID-19 salgınının etkilerinin aşılmasına yönelik somut bir vizyon geliştirilmesi, sonrasında ise COVID-19 sonrası dönemde Toplum 5.0 modelinin inşası için gerekli adımların planlanması ve uygulanması gerekmektedir. Bu kapsamda kurulacak Dijital Ajans, bu çalışmaların koordinasyonunda kritik bir rol oynayacaktır. Ülkemizde başlatılan HEG kodlaması süreci de bu yolculuğun ilk adımı olarak görülmelidir.
ABD’de senatoya sunulan bir tasarıda, tüm vatandaşların dijital kimlik sistemine kayıt yaptırması zorunluluğu getirilmiştir. Kayıt olmayanların devlet yardımlarından yararlanamayacağı belirtilmiş, böylece bireylerin tüm işlem ve harcamalarının dijital ortamda takip edilmesi ve kayıt dışı ekonominin kontrol altına alınması hedeflenmiştir. İsviçre’de benzer bir uygulamaya geçilmiş ve ticaretin yaklaşık %85’i dijital kanallar üzerinden yürütülmektedir. Bu örnekler, küresel ekonomik sistemin tamamen dijital temelli yeni bir yapıya evrildiğini açıkça göstermektedir.
Para, bankacılık ve alışveriş kavramları bildiğimizden çok farklı bir boyut kazanmaktadır. Toplumun tüm kesimlerinde dijital becerilerin yaygınlaştırılması, kamu sektöründe bilgi ve iletişim teknolojilerinin sadece e-hizmetlerle sınırlı kalmayıp dijital devlet anlayışına dönüştürülmesi son derece önemlidir. Aynı şekilde işletmelerin veriden değer yaratabilmeleri için gerekli yasal ve teknik altyapı da bir an önce oluşturulmalıdır.
Bu dönüşümü bir fırsat olarak görmeli, makro ve mikro düzeyde belirlediğimiz hedeflere ulaşmak için birlikte hareket etmeliyiz. Fırsatların farkında olarak, birlik ve çalışma azmimizle dijital çağın sunduğu avantajlardan en üst düzeyde yararlanabiliriz.
Dijital dünya, ekonomik büyümenin güvenli, sağlıklı ve yüksek katma değerli işlerle sağlanabileceğine; dijitalleşmenin ülkemize ve vatandaşlarımıza sayısız fırsat sunacağına inanmaktadır. Daha güçlü bir Türkiye için dijital dönüşüm, artık bir tercih değil bir zorunluluktur.
