İsmail ARSLAN

Görüşlerim

İsmail ARSLAN

Cumhurbaşkanımızı dün almaya kalkanlar, bugün Maduro'yı aldılar, yarın İran'ın da dini liderini almaya kalkışacaklar ve bu döngü, dünya tamamen onların güdümüne girmeden sonlanmayacak. Hep de aynı kurgu! Ekonomik kriz, nifak ve baskı!
Ey dünya! Akıllan!
*
Hukuk fakültesi ders müfredatından devletler hukuku çıkarılmalıdır, yok öyle bir hukuk çünkü!
*
'Türkiye'de muhalefeti ABD'nin neden desteklediğini söyler misiniz?' diye bir soru gelse ne cevap verirlerdi muhalefet liderleri?
*
Bu ülke şartlarında hükümet eğer İMF veya sair Yahudi sermaye sahiplerinden faiz ile para alırsa ne emekli, ne de emekçi sokağa çıkmaz, bol bol zam alırlar çünkü ve o faizleri de çocuk ve torunları öderler. Muhalefetin vaadi işte bu, çok söze lüzum yok!
*
Herkes sorumluluk sahası dahilinde kalsa ve yapması gerekeni yapsa, nice sorun, göreceğiz nasıl da kolayca çözüme kavuşuyor.
Mesela birlik başkanları odaların ve baroların mevzularına yoğunlaşma, 
Hocalar dinin tamamen tevhit, salih amel ve kamil ahlak olduğunu anlatmaya mesela. 
Siyasiler geçim, güvenlik, hak ve özgürlükler konularına gibi  
Tamam tamam "Sen nerede yaşıyorsun" dediğinizi duydum, haklısınız, özür...
*
Bedelli askerlik tutarı 2026 için 333bin TL olarak belirlenmiş, lakin fikrimce ekstrem durumlar hariç, askerlik yapılmalı, zira asker ocağında hayatı tanıyor gençler, yapmazlarsa toplum ve hayata intibak sorunları yüksek ihtimal!
*
Ruh ve beden senkronize olduğunda, 
süzülürüz yaşamda, 
aksi durumda 
büzülürüz yatakta.
*
Akıl kalpte nurani bir şuurdur hak ile batıl arasını ayırt eder. Bilim insanları kalpte 50000 kadar hücrenin beyinle direkt irtibatlı olduğunu tespit ettiler yani akıl ve zeka farklı şeyler
*
Bir muhalefet hastalığı vardır. Hakkı teslim topukta diken gibidir kimi zaman. Bazısı için de hakkı kimin dillendirdiğine bağlıdır biraz.

Örneklemeler:

Bir şeyler olmuş ve bir şekilde ciddi antipati uyandırmıştır. Konuşması, görüntüsü batar. O hiç olmasaydı, ne hoş olurdu kanaati güçlenir. Onun ifade ettiği doğru bile rahatsızlık nedeni olmaya başlamıştır. Bir açığı, ayıbı görüldüğü an derhal üzerine gidilir ve herkes tarafından onun ne adi biri olduğu konuşulsun istenir. Çaptan düşmeli ve canı yanmalıdır. Kökenine inmeyeceğim bu halin.

İşte tam da bu zamanlarda onu anlattığınız muhatabınızın ilgi alanında o değil siz varsanız, Ona dair nefretinizi cümlelere yaydığınız o anlar, muhatap onunla aranızda hiç bir fark olmadığını göremiyorsan, ayağınızın altına uzansın ve ezdirsin süs diye taşıdığı başını size.

Başka versiyonu:

Yaralı kız, ayrıldığı erkek arkadaşının kepazeliklerini anlatırken sevgili yeni edindiği dostuna, dostu kalın kalın süzerken onu, ince ince de sonraki anlatı figüranının kendi olacağını, bir başka omuzda gözyaşı seansına malzeme tedariki çalışması projesi olduğunu elbette düşünecektir. Düşünmese dahi kendisini anlatılan olarak gördüğünde ne anlatıldığına, kimin ne sıfatla, neyi anlattığına arada bir de olsa kulak kesilecektir fırsat buldukça kafasındaki temel meşgalesinden.

Ölmuş geçmiş, canlıların biyolojik yaşamı böyledir denilmediği ve geçmiş sırta semer edildiği için, kayış kadar sertleşecek ve yolgeçen hanı olacak yürek ve bedenleriniz.

Aslında kişi vasfederken birini, o vasıfta algı ve muhakeme gücünü, zeka ve yaşam işçiliğini deşifre eder.

Anlatın, bol bol dinlerler... Dinlenilesi başka bir sohbete kadar, önce sizi dinlerler ve sonra sizi bir başkasına dinletirler...

Gömmek en eski öğretilerimizdendir.

Gömmelisiniz

Yazarın Diğer Yazıları