İsmail ARSLAN

Görüşlerim

İsmail ARSLAN

Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasasında tek kelime fazlalık olmamalı ve tamamen ilkeler üzerine kaim bir anayasa olmalı, ilkelerin uygulanması alt normlara bırakılmalıdır.
*
Görev yaptığı resmi kurumun kapısından girdiği anda din,ideoloji, ırk, hısımlık, dostluk, yandaşlık, karşıtlık adına iş esnasında zihni ve fiili çelici her ne var ise topuna birden kapı önünde el sallayamamak ve onları içeri alma çürüklüğü, engellenesi değil...

Dindar diyorsun bakıyorsun bu var.
Ocu bucu şucu fark etmiyor ucundan kıyısından ortasından bulaşıyor bir biçimde...

Bunu çözmedikçe çözüm çözüm çözüleceğiz.

Çözüm ilkeye, organizasyona, denetime kıymet vermek, şahsı etkisizleştirmektedir. 
*
Suça dair öngörülen cezaları belirlemeye yönelik çıkarılan yasaları hükümsüz, anlamsız, yetersiz kılan infaza yönelik infaz yasalarının toplumda cezasızlık algısını artırdığına dair  körlüğü izah nedir?
*
Esed yok artık ve Suriye artık Suriyeliler için güvenli, ama 2 - 3 milyon Suriyeli ülkemden, ülkelerine dönmüyorlarsa, bu iş yanlış değil mi!?
*
İnsanlık giyilip çıkarılabilen bir elbise gibidir. Doğmuş olmak, insan olmak için yeterli değildir, o sıfatı ete kemiğe geçirmek ve insan olarak anılmak için, iradeyi, o sıfatı kazanmaya tahsis etmek gerekiyor..

E ama sen, kamil insanı tarif ediyorsun, ne demek kamil olmayan insan değildir yaklaşımı, bu insan hak ve özgürlükleri olgusuna da aykırı ve gerçekçi değil mi diyorsunuz, diyebilirsiniz, ama bu deyişiniz, hakikati perdelemez.

O karısını döven, kızına eziyet eden, oğlunu aşağılayan, gayrına zulmeden, haksızlık eden, adaleti gözetmeyen, insanları öldüren, hayvanlara tecavüz edenler kimlerdir?

İşte o insaniyet sıfatından sıyrılmış, insan olmadığı anlarında o işleri yapmış mahluklardır onlar.

Kamil insan deyin, sadece insan deyin, ne derseniz deyin, ama insan sıfatından sıyrılmış birine, insan değilken, insan muamelesi yapmanız, sizin kendinizi kandırmanızdan ibarettir.

Din işlerinin de muhatapları insanlardır. İnsan olmayana teklif de yoktur.

Bugün aramızda gezişen, öğretilmiş şartlandırılmışlık mahsulü milyarlarca insan olarak anılan, ama esasta insan olmayanların, hayvani güdüleri ile hareket edenlerin ifsadıdır tüm kepazeliklerin sebebi ki en önce bunu idrak ile başlanabilir insanlık yolculuğuna.

İşte kim insan, kim değil ayırt etmek mümkün olmadığı için hukuk her doğana insan muamelesi yapmayı şart koştuğu için de, hiçbir sorun bu dünyada sonlanmayacaktır.
*
Şu tutma işi kadar sakat bir iş yok.
Takım, parti, mezhep tutmak saçmalık. Doğrusunda yanındalık tamam da yanlıșında kabul ne demek.
Hep bu tutma saçmalığı işte...
Dahası bir de taraftarı olduğuna meyletmeyeni düşman bilmek var ki, onu her şeyden mahrum etmeyi kendine vecibe kılma ile ortaya konan mücadele de bunun tezahürü olmuş oluyor.
*
İyi niyetle uydurulan kıssalara temkinli yaklaşmak lazım!

Hazreti Süleyman karıncaya sormuş: senin günlük rızkın nedir!
Karınca: Bir buğday tanesi demiş.
Hazreti Süleyman karıncayı bir kafese kapatmış ve sana her gün bir buğday tanesi ben vereceğim, demiş.
Ertesi gün geldiğinde karıncanın buğdayın yarısını yediğini görünce, neden bitirmedin diye sormuş. Karınca benim rızkımı Allah veriyordu, O ihmal etmez, ama sen üstüne alınca ki sen insansın, unutursun diye, yarısını sakladım demiş.
Hikayede sıkıntı şu: Rızkı veren Allah ve Süleyman ise ancak vesile. Karınca asla kendine tahsis edilen rızktan mahrum kalmazdı!
İncelik anlaşılmıştır umarım!

Yazarın Diğer Yazıları