İsmail ARSLAN

Görüşlerim

İsmail ARSLAN

Siyaseti kullanarak mevki, mal, ünvan, nefsani isteklerini tatmin peşinde olanlardan kurtulmak için zaman zaman fırsatlar ortaya çıkar.
Değerlendirebilene ne mutlu!
*
Cumhurbaşkanımızın 4 yıl önce taziyeye gittiği BAE emiri Zayed’e yakınlığı ile bilinen Mazrui, siyonist işgal rejiminin gazetesine verdiği röportajda, Suudi Arabistan’ın, Peygamberimiz hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde, Peygamberimiz ile Medine Yahudileri arasındaki anlaşmaya ihanet ettikleri için Hayber’den kovulan Yahudiler için işgal rejimine tazminat ödemesi gerektiğini ve bazı siyonistlere de vatandaşlık vermesini istemişti.

Kovulanlar nereye gitmişlerdi der. yorum yapmam.
*
"O, olmaz ise olmaz" inancı, en güçlü inkardır.

A, B olmaz ise, olur.
C, D olmaz ise de olur.
Filan şeyh falan hoca olmaz ise, elbette olur.

Muhakkak olur.

Sadece "o, olmaz ise olmaz"a inanan, inandırmaya çalışan oldukça, olmaz.

Kimler geldi, kimler geçti...
Şimdikilerde er ya da geç geçecekler...

Karizmatik liderliği şişirenlerin de, liderlerinin de karnı elbette patlayacak ve etrafa pis kokular dağılacak.

O günün olmaz ise olmazı "şahsiyetli" olmaktır.
*
Birbirinden nefret eden iki kitle.
Sorsan biri diğerinin abisi, kızkardeşi, köylüsü, iş arkadaşı...

Bölmeye hiç kimsenin gücü yetmezdi. Sadece bölünenlerde vardı bu güç.

Parti, ideolojik dindarlık, sağ sol köfteciliği ve saçma sapan zırva lakırtılar ile, hakkı (vicdanı) öteleyen, hakka, tarafından birinden  seslendirilmediği zaman kulak kabartmayan ve daha açığı bir  ideolojinin, ideolojik dindarlığın dümbeleği olmuş olanlara bir önerim var:
Sakin olun!
*
Çevrenizde kimliği, kişiliği, sosyal konumu ekonomik durumu ne olursa olsun, kime sorarsanız sorun, ülkemizde kimse resmi ya da özel kuruluş ve kurumların yayınladığı “rakamlara güven” duymuyor. Ülkemizin yönetimine kim egemen olursa olsun, “dinamik envanter ve sağlıklı veri” konusunda bir “seferberlik anlayışı” ortaya koymaz, verileri güven konusunda atılım yapmazsa, orta gelirli gelişmekte olan ülke olmaktan kurtularak, gelişmiş ülkeler kervanına katılabilmemiz mümkün olur mu?
*
Şehir hallerindeki yapılanmayı bilmeyen yok; komisyoncular, tacire dönüşmüş, üstelik aralarında anlaşarak tekel oluşturuyor ve fiyatları habire yükseltiyorlar.
Bu durumdan; ne üretici kazanıyor ne de tüketici, kazanan sadece; hal tüccarları.
Hani yeni bir hal yasası vardı, ne oldu o hal yasasına?
*
Kanımca bu ülke 1938 sonrası ABD mandasına girdi, halen devam ediyor manda, bir gün çıkar diye umuyorum. Bir kurtulma iradesi oluştu bugün evet ve niyet hayr, akıbet hayr inşallah.

Atatürk mandayı ölene kadar kabul etmedi.
Ama O ölünce, şartlar dediler, bu güne kadar o şartlar gereği manda, memleketin idaresini ele geçirdi. Şarttlar hikayesi maalesef halen değişmedi.

Öyle zırt diye de vazgeçilecek bir yer değil bu ülke, belki 3-5 nesil sonra bir mümkünlük oluşabilir, bilemem, bildiğim sadece şudur:

Bendeniz bugün tek kalsam,  (ki hamd olsun tek de değilim, ama organize olamayan, olsak da bir şey yapamayacak milyonlarız) Allah Muradı tarafında kalmaya niyetliyim, ötesi beni aşar.

Devlet, millet çok mevzu değil, şahsi duruş önemli ve bununla sorumluyuz son son.

 

Yazarın Diğer Yazıları