...
1 Mayıs işçi Bayramı.
1886 yılında Chicago'da temelleri atılmıştır.
Günde 12 saat olan çalışma süresini 8 saate indirme talebidir.
Amerikan işçi sendikaları konfederasyonu tarafından başlatılmıştır.
21 Temmuz 1889 da Paris'te 2. Enternasyonal toplanmış,
Fransız bir sendikacının teklifi ile 1 Mayıs bayram ilan edilmiş.
Ülkemizde de 100 yılı aşkındır işçi bayramı (!) olarak kutlanıyor(!)
2009 dan bu yana da "emek ve dayanışma günü" olarak resmi tatil.
Peki,
Hem Bayram hem resmi tatil olan bugünün ülke işçisine faydası nedir..?
Hangi sorunlar çözüldü bu kadar süre içinde..?
İşçilerin sorunlarını yazmaya kalksak burdan Ankara'ya yol olur.
Her sene 1 Mayıs da bir sorun çözülse şimdiye hiç sorun kalmazdı.
Fakat bütün gündem bilinçli olarak Taksim meydanına kilitleniyor.
Taksim'in işçi sınnıfı için elbette ayrı bir yeri var.
O meydanda onlarca işçi faili meçhul bir şekilde öldürüldü.
O canları o meydanda anmak için bir programın yapılması yasak.
Bu da iktidarların gâyet işine geliyor ve ısrarla gündem yapılıyor.
1 Mayıs'ın bu hengame içinde geçiştirilmesi iktidarların işine geliyor.
Düşünsenize hiç bir işçi sorununun konuşulmadığı bir işçi bayramı.
İşçiye bayram olacak hiç bir müjdenin verilmediği bir işçi bayramı.
Peki, yetkili işçi sendikaları ne yapıyorlar bu bayram gününde.
364 gün ne yaptılar ki 365'nci gün ne yapacaklar.
"Ayinesi iştir sendikanın bayram kutlamasına bakılmaz."
Gâyet güzel göz boyuyor ve iktidarın verdiği rolü başarıyla oynuyorlar.
İşçinin brütten bir günlük,
netten de bir buçuk günlük yevmiyesini her ay aidat adı altında yiyorlar.
Bahsettiğim rakam işçi başına aylık ortalama 2.000 lira.
Mesela memurun aylık aidatı 300 lira ve devlet ödüyor bu aidatı.
İşçinin aidatı 2.000 lira ve işçinin cebinden çıkıyor bu para.
Bu orantısız fark için yetkili sendikalar ne yaptılar..?
Niye kimse bu durumdan rahatsız olmuyor..?
Ne siyaset ne bürokrasi ne de sendikalar rahatsız değil bu durumdan.
Her ay yetkili sendikaların kasasına 6 milyar TL üzerinde para giriyor.
Yılda 75 milyar TL paranın hesabını kim soruyor..?
Kimse.
Maalesef Sayıştay denetimine bile tâbi değiller.
Niye..?
Var mı cevabını bilen ya da bildiğini söyleyecek bir babayiğit..?
Sendikacılık iktidara ve patrona karşı işçinin hakkını arama mücadelesidir.
Bu çizgisinden çıkalı çok oldu ve normalleşti.
Sendikaları arka bahçe yapmak siyaset için bir başarı olarak kabul edildi.
Sendikalar da arka bahçe olmaya dünden razıymış zaten.
Alan memnun veren memnun ama işçiler bu durumdan hiç memnun değil.
Mücadeleye devam...