Murat SERİM

Gigi'nin Hatıralarında Tehcir Ve Dönüş

Murat SERİM

Gigi'nin Hatıralarında Tehcir Ve Dönüş

Değerli dostlar, söyleşimizin bu bölümünde Gülbeyaz teyze (Sarıaslan) ile Gigi köyündeki çocukluk ve gençlik yıllarını konuşuyoruz. Annesi Pınarbaşılı babası ise Bünyanlı olduğu için eşi Boğos amcanın Caferbey Mahallesi’ndeki evine gelin gidene kadar 22 sene Gigi köyünde yaşadığını söylüyor. Gülbeyaz teyze, evlendikten sonra Boğos amca ile Caferbey Mahallesi’ndeki Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi’ne yakın bir eve yerleşmiş. Şimdi sözü, Gigi’deki çocukluğunu ve gençliğini hâlâ o günkü heyecanıyla saklayan Gülbeyaz teyzeye bırakalım.

Gülbeyaz teyze, 22 sene boyunca yaşadığınız Gigi’de o dönemlerde yaklaşık kaç hane bulunuyordu?

40 hane vardı. Bütün komşular Ermeni’ydi. Sonradan Koyunabdal köyünden Mustafa abi geldi. Mustafa abi kardeşten daha ileriydi bizim için. Kimseyle bir kötülüğümüz olmadı. Ermeni Türk bir ayırımımız yoktu bizim. Herkesle bir akraba gibiydik. 

Temmuz ayında (2025) ben Gigi köyüne gittim. Köyün sakinlerinden Melek Güner teyze, Muzaffer Ertemiz, Hamdi Tavşan ve eşi Gülsüm teyze ve 1980’lerde köye Van’dan göç eden Mehmet Vefa Esmer ile geçmişe dair konuştuk. Hamdi abi Ermeni mezarlığının yakınında oturuyor.  

Evet, mezarlığa yakın yerde oturuyorlar. Aramızda en ufak bir sorun olmadı. Köyün en büyüğü ben kaldım şimdi.   

Çocukluğumdan beri Bünyan’a dair, Bünyan’ın geçmişinde yaşayanlar, Gigi’yi anlatırlardı. Hatta köylerinin adlarını da tekerleme gibi duyardık. Zek, Zerezek, Karadayı Ekrek diye. Ben de yıllardır araştırma yazıları yazıyorum. Her birini hiçbir maddi destek almadan tamamen kendi imkanlarımla; büyük zahmetlerle, uğraşlarla, emekle yazıyorum. Sizin gibi yaşı itibariyle geçmişe daha hâkim, geçmişi anlatabilen birini bulunca da çok sevindim. Doğru bilgileri kaynağından öğrenip okuyucularımıza aktarmak, bizimle ölmemesi adına hatıraları kayıt altına almak istiyorum. Gigi’nin ortak hafızasını yazmak adına bugüne kadar köyden hem Müslüman hem de Ermeni komşularınızı dinledim.

Şimdi de o günlerin canlı şahidi olarak sizin tanıklığınıza başvuruyorum. 

Ben 84 yaşındayım. 42’liyim. Annem Pınarbaşılı, ismi Mayram, babam Bünyanlı, ismi Agop. Babam askere gidip bir yıllık askerken orada ölmüş. Ben dedemin yanında büyüdüm. Dedemin ismi Dikran’dı. Bünyan’da etraf köylerde tanımayan yoktu. Dedem Gigi’de çiftçiydi. Konaklı Mehmet Ağa ile çok iyi ahbaptı. Konaklıların soyu gibi bizim soyumuz da İran’dan gelmiş. Hatta konağa gelince Mehmet Ağa’nın babasına ‘’Bize bir yer ver.’’ demişler. Bünyan’ın karşısında Çiçekliyayla’nın ilerisindeki dağın eteğindeki bir araziyi vermiş. Orası biraz küçüklerine gelmiş. Oraları gezinirken Gölyeri dediğimiz şu an Gigi’ye yakın derenin kenarına yerleşmişler. Bizim köye gelen adamın ismi Gigi’ymiş. Ondan köyün adını Gigi koymuşlar. 4 arkadaş veya kardeş geliyor. Biri Elbaşı’ya gidiyor. Üçü bizim köyde kalıyor. Yozgat’tan Sivas’tan etraftan taraftan gelenlerle orayı şenlendiriyorlar. 1. Dünya Savaşı’ndaki tehcirden evvel 40 haneden fazlaymış. Dedemin erkek kardeşinin oğlunun ismi de Murat’tı. Yaşın uzun olsun kurbanım.

Çok teşekkür ederim teyzeciğim. :))                

1.Dünya Savaşı çıkmadan Amerika’ya gitmiş. Buraya gelin, burada geçim daha kolay, demiş. Bunlar köyü benimsedikleri için gitmiyorlar. Köyde çiftçilikle ve hayvancılıkla uğraşıyorlar. Bünyan’daki Ermeniler de demircilik yapardı. Benim dedem de çiftçiydi. Dedemle büyüdüm, dedem de vefat edince amcam gelin etti beni. Ben ne anayı gördüm ne de babayı. Babam ölünce anam Sivas’a gelin gitmiş. Ben 1,5 yaşındaymışım. Dedemgil tehcirden sonra buralara geldiklerinde yanımızdaki Koyunabdal köyündeki Ahmet Beylerde 7 sene kalmışlar. Babam orada büyümüş.

1915’teki tehcirden sonra değil mi?

Evet, Pirahmet köyünden aşağı kağnılarla inince kağnıda ne varsa alıyorlar. Bunlar kalıyor çırçıplak. Buradan gönderilince Mamak denilen yerde kalmışlar. Sonra herkes köyüne dönebilir denilince köye tekrar dönmek istiyorlar. Babaannem derdi ki dedem dünya savaşında askermiş. Ben Celal Bayar’la aynı yaştayım, derdi. Önce oradaki Urum köyü olan Karacaören köyünde 2 sene kalıyorlar. Babaannem derdi ki: ‘’Dolaştık dolaştık, sonra geldik Koyunabdal köyündeki Ahmet Beylere.’’ Oradan da bunlar Gigi’ye tekrar gelince diğerleri de köye dönüyor. 

Yine 40 hane oluyor mu?

Dünya Savaşı’ndaki tehcirden önce daha fazlaymış, köye tekrar döndüklerinde 40 hane oluyorlar. Bayağı bir çile çekmişler. Bir kısmı da ölmüş. 

Çocukluğunuzda köyün muhtarı kimdi?

Muhtar Dikran dedemdi, Dikran Sert. Sonra Lordun oğlu Avedis muhtar oldu. Ondan sonra da lakapları Şıh olan Manik muhtar oldu. Sonradan Garabet Çimen muhtar oldu, kendisi eniştem olur. Sonra da amcam Hampar Kaya muhtar oldu. 

 

9.bölümün sonu

 

Yorumlar 2
Faruk Bayındır 13 Mayıs 2026 20:26

Murat hocam, eline, diline, kalemine sağlık. Yazılarını uzaktan da olsa takip ediyorum.

mehmet EKİNCİ 13 Mayıs 2026 19:14

Hocam emeğinize sağlık

Yazarın Diğer Yazıları