Murat SERİM

Müftü Rasim Deniz ile Ermeni Muhtar Garabet'in Cami Yaptırma Mücadelesi

Murat SERİM

 

Müftü Rasim Deniz ile Ermeni Muhtar Garabet'in Cami Yaptırma MücadelesiDeğerli dostlar, söyleşimizin bu bölümünde, Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden emekli Dr. Rasim Deniz’in Bünyan’da müftü olarak görev yaptığı dönemde, Gigi köyüne cami yapım sürecini ve Ermeni muhtar Garabet Çimen’in bu süreçteki rolünü ele alacağız.

Değerli hocam, Gigi köyüne cami yapılma sürecini anlatır mısınız?

1970’te Bünyan’da müftüyken müftülükten birkaç kişiyle beraber köyleri geziyordum. Gigi köyüne gittiğimizde Garabet isminde köyün muhtarı bizi karşılayıp misafir etti. Garabet’le köy hakkında konuşurken ‘’Buradaki kilise nerede?’’ dedim. Beni evinin yakınında bir yere götürüp gösterdi. Düzlükte çok güzel bir yerdi. Kiliseden eser kalmamış. Kilisenin yıkılmış olmasına rağmen üzüldüm. 

Sonuçta tarihe saygımız var.

Garabet sen buranın muhtarısın, dedim. Odamıza gidelim, bu konuyu tekrar görüşelim, dedim. Buranın böyle olmasına ben razı değilim. Sen razı mısın? dedim. Razı değilim, dedi. Öyleyse burası kiliseyken ibadet yeriydi. Gel burayı camiye vakfet, cami yaptıralım, dedim. Burada sizden başka Ermeni var mı? dedim. Yok, bir hanım var, bir ben varım, dedi. Bu konuyu konuşurken eşi Eva Hanım, bana kızdı. ‘’Müftü müsün, nesin, geldin buraya, eşimi neredeyse Müslüman edeceksin sen.’’ dedi. Endişesi oymuş, Müslüman edecek diye. 

Müftü Rasim Deniz ile Ermeni Muhtar Garabet'in Cami Yaptırma Mücadelesi

Garabet muhtarın İslamiyet’e yakınlığı var mıydı?      

Vardı. O kadar yakındı ki o adamı ben çok sevdim. Yiğit bir adamdı. Ben onunla bir hafta daha kalaydım, Müslüman olurdu. Karısı Müslüman olmazdı ama. Oradan yakındaki başka köye gittik. Diğer köyün muhtarına misafir olduk. Muhtarı iki hanımlı. Muhtar, yukardaki Purağıl köyünden için ‘’Paşa Efendi’nin köyü’’ diyemediği için ‘’Pasa Efendi’nin köyü’’ demişti. Akşam bayağı ilerledi. Bekliyoruz, biz gideceğiz, bir türlü çay gelmiyor. Dedim ki: ‘’Muhtar, iki hanımlıymışın, İslamiyet’te 4’e kadar evlenmek caizdir.’’ Hâli vakti yerinde olduğunu görünce ‘’Gel sana iki tane daha alayım.’’ dedim. Hanımı da bunları dinlemiş, elleri nasıl titriyor. Elinde tepsi tuttuğu için bardaklar dökülüp kırıldı. Ben şaka yaptım, dedim ama kadıncağız da essah zannettiğinden epeyce sinirlenmiş. 

Hocam, cami yapılma sürecine nasıl başladınız? 

Gel, bir dernek kuralım, dedim Garabet muhtara. Kuralım hocam, dedi. Derneğin başkanı sen ol. Üç beş kişi de köylülerden bulalım, dedim. Burada kimseyi bulamayız ya, yine de deneyelim, dedi. Kim var? dedim. Falanca ağa var, dedi. Çağır gelsin, dedim. Çağırdı, geldi. Böylece 5 kişi geldi. Gigi köyüne yerleşmiş diğer köylülere: ‘’Köye cami yaptıracağız, sevap kazanalım.’’ dedim. Kimi dedi ki: ‘’Aman hocam, beni bağışla, ben oğlak çobanıyım.’’ Kimi de: ‘’Benim davarım var.’’ dedi. Diğeri: ‘’Benim işim var.’’ Bir diğeri: ‘’Benim sığırım var.’’ deyip bir türlü imza atmadılar. Garabet’le birlikte beş kişiyi bulsam dernek kurulacak. Gigi’ye sonradan yerleşenler Garabet’i sevdikleri için ‘’Muhtar sen ol.’’ demişler. Hiçbiri muhtar olacak durumda değil. İmzayı atacak durumda bile değiller. Evraklara parmak basıyorlar. Biz, cami yardımlaşma derneğini Garabet’in başkanlığında imzaya açtık. 

Derneğin kurulmasında ben ilgilendim, Garabet muhtar da dernek başkanı oldu, diyorsunuz. 

Sen cesur bir adamsın, diyerek imzaları toplayıp derneği kurmuş olduk. Ama hanımı çok rahatsız oluyor bu duruma. Derneği kurduk, başkanı da Garabet muhtar. Dedim ki: ‘’Dernek başkanı olarak köye caminin yapımı için bir dilekçe ver, makbuz karşılığı yardımları toplarsın.’’ Bana dedi ki: ‘’Hoca Efendi, bunların hiçbiri gelip de bana yardım etmez.’’ Sen git, dedim. Ehl-i İslam değilsin ama ehl-i İslam’ı seven birisin. Köylere makbuzları götür. Buğday mı verirler, arpa mı verirler yoksa koyun mu verirler, onu makbuza çevirelim, dedim. Garabet çevre köyleri gezip caminin yapımı için yardım toplamış. Bana da bir görüşmemizde köylülerden bazıları: ‘’Hocam, eğer Müslüman gelse 10 lira vereceksem sana 100 lira veriyorum.’’ diyen oldu, dedi. ‘’Çünkü sen bir Hıristiyan olarak cami yaptırmak istiyorsun. Ne mutlu bize.’’ demişler. Garabet de: ‘’Hocam, çok para toplandı, ben buna çok sevindim.’’ dedi. Ben de çok sevindim, dedim. O ara benim tayinim Adıyaman’a çıktı. Vilayet vaizi olarak gittim. 

Garabet muhtar yardımları topluyor. Purağıl ve Koyunabdal’daki ağalar da caminin yapımına koyun vererek yardım ediyorlar. Hatta şu an Boston’da yaşayan Gigi köyünün eski sakinlerinden Murat Kaya da ‘’’Bizim için kilise neyse cami de o, kilise de camide Allah’ın evi.’’ düşüncesiyle caminin yapımına 500 dolar göndererek destek oluyor. Kalan parayı da müftülük karşılıyor. Peki hocam, cami köyde nereye yapıldı? 

Cami eski kilisenin yerine değil, Garabet muhtarın harman yeri olarak kullanıp da camiye vakfettiği 1 dönümlük arsaya yapıldı.  
Hocam, camiye arsayı Ermeni muhtar Garabet bağışladı, diyorsunuz. 

Evet, arsayı Garabet muhtar bağışladı. Dernek başkanı da o, derneğin üyeleri ise Müslüman.   

1970’lerin sonlarında yapımına başlanan cami ne zaman tamamlanıp ibadete açılıyor?

Ben Bünyan’da kalamadığım için caminin 1974’teki tamamlanmasını göremedim. Namaz kılmak kısmet olmadı. Oranın genç bir imamına camiye desteğimizi anlatınca camide vaaz vermemi istediler. Nasip olup gidip de vaaz veremedim. Ben en çok 45-50 yaşına gelmiş Ermeni bir muhtarın içtenlikle cami yapılması istemesine çok sevindim. 

Büyük emekler vererek başlattığınız cami çok güzel yapılmış hocam. 

Garabet efendi nerede yatıyor, biliyor musun?

Zeytinburnu’ndaki Balıklı Ermeni Mezarlığı’na defnolunduğunu söylediler. 

Mezarını ziyaret edip dua etmek isterim. 

Değerli hocam, rahatsızlığınıza rağmen kapınızı açıp beni Kayseri’deki evinizde bir akşam vakti ağırladığınız ve tarihe ışık tutan bu kıymetli hatıraları paylaştığınız için size gönülden teşekkür ederim. Gigi köyünün o meşhur hoşgörü iklimini ve Muhtar Garabet Çimen’in cami yapımındaki unutulmaz rolünü bizzat sizden dinlemek benim için çok onur vericiydi. Rabbim sizlere acil şifalar versin; ağzınıza, yüreğine sağlık.

4. bölümün sonu
                 
       

Yazarın Diğer Yazıları