Murat SERİM

Romanların Türk Toplumuyla Birliği ve Beraberliği

Murat SERİM

Romanların Türk Toplumuyla Birliği ve Beraberliği

Değerli dostlar; Fatih Karagümrük, Sulukule semtindeyiz. Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Pündük Bey’le söyleşimize devam ediyoruz.

24 Mart 2007 tarihinde Sulukule’de düzenlenen 40 gün 40 gece Sulukule etkinliklerinin amacını ve bu etkinliklere kimlerin katıldığını söyler misiniz?

Bu etkinliklere ‘40 gün 40 gece’ dememizin özel bir sebebi vardı. Çünkü yıkıma tam 40 gün kala başlattık. Yani ismini de aslında o acı gerçeklikten aldı. Hem bir sembol, hem de ‘Biz buradayız’ diyen bir ses olsun istedik. İnanılmaz bir dayanışmaydı. Önce bizim Roman kardeşlerimiz tabii ki, sonra İstanbul'dan, Türkiye'den saygın sanatçılar, aydınlar, akademisyenler... Genç-yaşlı, yerli-yabancı yüzlerce insan geldi. Gazeteciler, belgeselciler, sivil toplum örgütleri özellikle de TMMOB Mimarlar Odasının desteğini gördük. Avrupa'dan bile konuklarımız oldu. O 40 gece boyunca Sulukule'de ışık sönmedi. Her akşam başka bir renk, başka bir ezgi... Ama en güzeli, insanların gözlerinde gördüğümüz şaşkınlık ve hayranlıktı. ‘'Siz bu kente böyle bir değer katıyormuşsunuz.'’ diyorlardı. Hem dünyaya sesimizi duyurduk hem de ‘’Biz bu topraklarda bir iz bıraktık ve hâlâ buradayız.’’ deme fırsatı bulduk.

2007-2009 yılları arasını kapsayan bir yıkım süreci var. Bu süreçte Sulukule Platformu’yla birlikte mahallenin kültürel mirasını savunmak için birçok eylem ve açıklamada yer aldınız. Sulukule’deki evinizin yıkım sürecinden bahseder misiniz?

2007-2009 süreci bizim için hem yıkımın hem de umudun en acı dönemiydi. Sulukule Platformu ile birlikte, mahallemizin kültürel mirasını sonuna kadar savunmaya çalıştık. Evimize gelince… Bizim evimiz işaretlendi, yıkım kararları peşi sıra geldi. 11 Şubat 2008’de Fatih Belediyesi dokuz evi yıkarak süreci başlattı. O anlarda bizim için çok zor bir eşikti: Hukuki süreç henüz tamamlanmamıştı ama yıkımlar başlamıştı. Ben hep “Bugün yıkarsanız, o tarihi dokuyu nasıl geri getireceksiniz?” diye sordum. Sadece evler yıkılmadı, oradaki komşuluk ilişkilerimiz, akrabalık bağlarımız, mahalle dayanışması da parçalandı. Mahalleli olarak birçok dava açtık. Sürecin hukuka aykırı olduğunu, dönüşüm değil rantsal bir projeyle karşı karşıya olduğumuzu söyledik. Yıkım tamamlandığında ise birçok aile Taşoluk’a gönderildi. Orada kiralar, ulaşım gibi yeni zorluklarla karşılaşan çok insan oldu. Ama ben pes etmedim. Dernek olarak hem mahallenin kültürel hafızasını yaşatmak için projeler yürüttük hem de yargı sürecini bırakmadık. Bugün geriye baktığımda üzülüyorum; Sulukule artık eskisi gibi değil ama mücadelemizi sürdürüyoruz çünkü orası bizim tarihimiz, kimliğimizdi ve hâlâ öyle.

Evinizin yıkımındaki hikayeniz dışında unutulmaması adına mahalledeki diğer hikayelerden bahseder misiniz?

Tabii, evimizin yıkım hikâyesi çok ağır ama Sulukule’de unutulmaması gereken başka acı hikâyeler de var. Taşoluk’a gönderilen aileler, oradaki sert koşullara dayanamadı, bazıları geri döndü. Evlerini mecburiyetten satanlar hâlâ pişman. Yıkım sadece binaları değil, bir kültürü, bir yaşam biçimini de aldı. Biz dernek olarak bu anıları ve hikâyeleri canlı tutmaya çalışıyoruz; Sulukule’nin evleri yıkılmış olabilir ama hafızamız hâlâ orada. Mahalledeki her hikâye, her yaşam izi bizim için çok değerli ve kaybolmamalı.

Bu isteklerinizin bir gün karşılık bulacağına inanıyorum. Toplumumuzun zengin bir parçası olan Romanların musikişinaslığı, önerilerinizle profesyonel bir şekilde korunabilir. Bir de tabii Roman toplumu tarafından kurulan Güzel Parti isminde bir parti var. Bu parti Romanlar tarafından kabul görmüş müdür? 

Şöyle söyleyeyim: Güzel Parti bizim partimiz. 

Başkanı kim bu arada? 

Hüseyin Akbulut başkanımız. Ama çok rağbet görmedi. Çünkü Roman Partisi diye bir parti olmasını istemem ben. 

Zaten Türk toplumuyla bütünleştik, birleştik, yekvücut olduk. Ayrıştırmanın bir anlamı yok, diyorsunuz. 

Evet. Türk toplumu biliyorsunuz ki çok etnik kökenden oluşmuş. Alevisi, Çerkezi, Abhazası, Kürdü, Lazı, Arabı, Romanı. Sayabileceğimiz bir sürü etnik gruptan Türk toplumu oluşmuş. Bir tek bayrağımız var. Türkiye Cumhuriyeti ay yıldızlı bayrağımız. Bir tek toprağımız var bölünmez birliğini sağlayan. Bir de askerimiz var, polisimiz var. Biz birlik beraberlik içinde olmuşuz. Roman Partisi diye bir parti olmaması lazım. Hani Güzel Partiyi kastediyorum. 

Bu bir çağrı mı? 

Tabii, tabii. Evet. Ben konuşmamda da bir şey izah etmiştim. Tabii vakıf olacak. Neden? Bizimle beraber yapılacak projede bakanlıklar da olacak, akademisyenler de olacak. Yani birlik ve beraberlik içinde bir şey yapmamız lazım. Allah hiçbir ayetinde ‘ben’ demiyor biliyorsunuz. ‘Biz’ diyor. O yüzden biz olmamız lazım. 

Bir de tabii üniversiteler bünyesinde kurulan bir takım birimler ve enstitüler var. Mesela Zonguldak Karaelmas Üniversitesinde kurulan Roman Araştırmaları Birimi var. Ondan sonra 6 Mart 2014 tarihinde Trakya Üniversitesi bünyesinde kurulan Roman Dili ve Kültürü Araştırmaları Enstitüsü var. Bir de Aydın Adnan Menderes Üniversitesi bünyesinde kurulan Romanlar Uygulama ve Araştırmaları Merkezi var. Buralarda birtakım etkinlikler, faaliyetler yapılıyor. Bununla ilgili görüşleriniz nelerdir? 

Bunlarla ilgili yapılan faaliyetleri internette dijital mecralardan görüyoruz. Ama bizlere hiçbir şekilde ulaşmadı. Ama yaptıklarını da görüyoruz, biliyoruz, tebrik ediyoruz da. Güzel çalışmalar da var. 

Şükrü abi, söyleşimizin sonuna geldik. Bu renkli kişiliğinizle, heyecan dolu yüzünüzle, sevecen yüzünüzle, insana dokunan yüreğinizle gerçekten büyük izler bıraktınız. Okuyucularımız bunu hissedeceklerdir. İyi ki varsınız.

Çok teşekkür ederim. 

Sulukule'deki ofisinizin bahçesinde bizi ağırladınız. Teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim geldiğiniz için, bu imkanı bize sunduğunuz için.

Ağzınıza sağlık.

İnşallah, okurlarımıza bu konuştuklarımız inanıyorum ki yansıyacaktır. Bizi daha iyi anlayacaklardır. Günümüzde ve yıllar sonra da bir ışık olacaktır. Yapmış olduğunuz işlerde bizim de bu söyleşiyle bir katkımız olduysa ne mutlu bize diyelim. Bütün vatandaşlarımıza faydası olacağına sonsuz inanıyorum. Size çok teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımızdan, ilgili bakanlarımızdan ve belediyelerimizden Roman vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirecek daha çok somut adımlar atmalarını, özellikle istihdam, barınma, eğitim alanlarında daha çok destek olmalarını talep ediyoruz.

Bizim de bütün amacımız bu zaten. Toplumu aydınlatmak, gelecek nesillere kaynağından bilgileri doğru bir şekilde aktarmak. 

Değerli dostlar, Fatih Karagümrük, Sulukule'de, Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği başkanı ve Roman Eğitim ve Araştırma Vakfı (RETAV) disiplin kurulu üyesi Şükrü Pündük Bey’in ofisinin bahçesinde Romanlarla ilgili söyleşimizi sonlandırıyoruz. Bir sonraki söyleşide buluşmak üzere.Söyleşinin sonu

 

Yazarın Diğer Yazıları