Bir Ömür Tefsire Adanmış Bir Hayat: Prof. Dr. Ahmet Coşkun
Ünal TAYFUR
Bazı hocalar vardır; sadece ders anlatmaz, bir nesli inşa eder. Bazı isimler vardır; sadece akademik unvanlarıyla değil, vakarları, duruşları ve talebelerinin gönlünde bıraktıkları izlerle hatırlanır. İşte bu isimlerden biri de Ahmet Coşkun hocamızdır.
1942 yılında Erzurum’un Oltu ilçesinde dünyaya gelen Ahmet Coşkun Hoca, ilim yolculuğuna İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nde başladı. Bu yolculuk, sıradan bir meslek hayatı değil; Kur’an’a, ilme ve talebe yetiştirmeye adanmış bir ömrün hikâyesidir. Ortaöğretimde başlayan öğretmenlik yıllarının ardından 1975’te Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü’nde akademik hayata adım attı. Daha sonra bu kurum, bugün hepimizin yakından bildiği Erciyes Üniversitesi çatısı altında ilahiyat fakültesine dönüştü ve hocamız burada uzun yıllar hizmet etti.
1986 yılında “Kur’an’da Rızık” başlıklı çalışmasıyla doktor unvanını alan Coşkun Hoca, 1989’da doçent, 1994’te profesör oldu. Ancak onu tanıyanlar bilir ki; onun için asıl paye, talebesinin gönlünde yer edinebilmektir. Uzun yıllar Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüttü. Kur’an tefsiri alanındaki ilmî derinliği, metne sadakati ve meseleleri hikmetle ele alış biçimi, onu yalnızca bir akademisyen değil, aynı zamanda bir rehber kıldı.
Hoca, ilmî çalışmalarını makale ve kitaplarla da zenginleştirdi. Akademik dergilerde yayımlanan yazıları, özellikle tefsir alanında önemli katkılar sundu. Bunun yanında sohbet ve hatıra türündeki eserleriyle daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. İlmi, kürsüde kalmadı; hayata, aileye, topluma temas etti. Kalemini sadece akademik tartışmalar için değil, toplumun yaralarına merhem olmak için de kullandı.
Onun nesli, hem geleneği bilen hem de modern dünyanın meseleleriyle yüzleşebilen bir ilahiyat anlayışını temsil ediyordu. Ne geçmişten kopuk bir yenilikçilik ne de bugünü yok sayan bir muhafazakârlık… Denge, itidal ve hikmet… İşte Ahmet Coşkun Hoca’nın ilmî şahsiyetini özetleyen kavramlar bunlardı.
Kayseri’de ilahiyat camiasında yetişen pek çok isim, onun ders halkasından geçti. Bir kısmı bugün profesör, bir kısmı vaiz, müftü, öğretmen… Ama hepsinin ortak bir cümlesi var: “Hocamız sadece ders anlatmazdı; düşünmeyi öğretirdi.”
Bizler için hocalar, yalnızca geçmişte kalmış hatıralar değildir. Onlar, zihnimizde bir ölçü, kalbimizde bir istikamet pusulasıdır. Ahmet Coşkun Hocamız da geride bıraktığı eserler, yetiştirdiği talebeler ve örnek şahsiyetiyle yaşamaya devam etmektedir.
Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin. Onun ilminden istifade eden her talebenin duası, amel defterine sadaka-i cariye olarak yazılmaya devam edecektir.
Vefa, ilim ehline dua ile başlar. Biz de bugün, bir hocamızı rahmet ve minnetle anıyoruz.